+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türklerde yaşam Forumunda Osmanlı Döneminde Kayseri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mineli
    Devamlı Üye

    Osmanlı Döneminde Kayseri








    Osmanlı Döneminde Kayseri


    Kayseri, Osmanlı yönetimi boyunca sancak merkezi olarak kaldı. Osmanlı'da siyasi birlik çok önemliydi. Bu nedenle hangi nitelikte olursa olsun devletin merkezi otoritesine alternatif bir gücün doğmasına izin verilmedi. Osmanlı sistemi içerisinde bir şehrin siyasi başarı sağlaması, ya Bursa, Edirne ve İstanbul gibi başkent olması ya da Halep, Budapeşte ve Saraybosna gibi eyalet merkezi şansı yakalamasına bağlıydı.
    Kayseri, Osmanlı döneminde başkent ya da eyalet merkezi olmadı. Ama devlete üç sadrazam, bir zumeli Beylerbeyi ve bir Reisülküttab yetiştirdi. Sadrazamlar, Halil Paşa, Nişancı Mehmet Paşa ve Hamza Paşa'dır.
    Tavlusunlu olan Halil Paşa, 1. Sultan Ahmet zamanında Kaptan-ı Derya oldu. İki yıl bu görevde kaldıktan sonra I. Ahmed, I. Mustafa, II. Osman ve IV. Murad zamanında sadrazamlık yaptı.
    Erkiletli olan Nişancı Mehmed Paşa, III. Ahmed zamanında sadrazam oldu. Memleketi olan Erkilet'te adıyla anılan cami ve külliyeyi yaptırdı.
    Yeşilhisarlı olan Hamza Paşa ise, Mısır ve Halep eyalet valiliklerinden sonra III. Mustafa zamanında sadrazamlığa getirildi. Halil Paşa doğduğu yer olan Yeşilhisar'da cami ve okul yaptırdı.
    Lale Mahallesi'nde doğan Küçük Hasan Paşa, değişik vilayetlerde valilik yaptıktan sonra 1683'te Rumeli Beylerbeyi oldu. Çocuğu olmadığı için malları devlet hazinesine kalan Küçük Hasan Paşa'nın Lale Mahallesi'ndeki konağının yerine Kayseri Lisesi yapıldı.
    Aslen Isbıdın'lı olan Mehmed Raşid Efendi, III. Selim zamanında Reisülküttab (Dışişleri Bakanı) oldu. Raşid Efendi, Camii Kebir'in bitişiğindeki kendi adını taşıyan kütüphanenin kurucusudur.
    Osmanlı döneminde sağlanan siyasi istikrar, imparatorluğun gerileme döneminde, merkezi otoritenin taşrada hakimiyeti elden kaçırmasıyla yeniden bozuldu. Uzun süren savaşlarda güçsüz düşen, maliyesi beslediği memur ve askerin giderini karşılayamaz olan devlet, ayan ve eşrafın taşrada kendi egemenliklerini kurmalarına engel olamadı. Hatta devlet, asayişin korunması, vergilerin toplanması konusunda ayan ve eşraftan yardım istedi. Miri topraklar, ayanlara malikane olarak verildi. Sonradan bu malları mülkiyetine geçiren, ayan ve eşraf güçlendi, halka eziyete başladı. Kayseri'de mîri mallara el koyarak güçlenen, Zennecizadeler, Kalaycıoğulları, Emirağazadeler, Mehteroğulları ve Devecioğulları gibi nüfuzlu aileler, şehrin ekonomik ve sosyal hayatını denetimlerine geçirdiler.
    Devletin mültezimleri de vatandaştan yükümlü olduğundan fazla vergi topladı. Topladığı bu vergilerden aldığı yüksek paylarla zenginleyen mültezimler, vergi toplarken fakir halka zulüm yaptılar. II. Mahmud döneminde eşrafın ve âyanların devlete ve kanunlara bağlılığının sağlanması için önde gelen âyanlar İstanbul'a davet edildi. Ama elde ettikleri imtiyazlardan vazgeçmeleri sağlanamadı.
    Padişah ile âyanlar arasında imzalanan Sened-i İttifak"ı, padişah otoritesini sınırlayan ve Batı'da olduğu gibi haklar getiren bir siyasi belge olarak değerlendirenler de vardır. Gerçekte ise bu belge, taşrada devlete karşı güçlenen kendi çıkarlarına hizmet eden ve halkı soyan derebeylerini meşrulaştırdı. Âyan ve eşraf kendi şahısları için hak istediler, şehirleri için hak ve özerklik talepleri olmadı. Aslında şehirler, Batı'da olduğu gibi özerkleşemedi. Gerçek anlamda yerel yönetimler kurulamadı. Şehirler merkezi otoritenin uzantısı olarak kaldı.
    1876 tarihli I. Meşrutiyet Anayasası iki meclisli bir parlamento öngörüyordu. Âyan Meclisi padişahın seçtiği üyelerden oluşacak, Mebusan Meclisi üyelerini ise halk seçecekti. Bu ilk parlamentoya Kayserili Ahmed Paşa padişah tarafından âyan seçildi. İlk mecliste Kayseri Ankara vilayeti bünyesinde bulunduğu için, Ankara'dan seçilen altı milletvekilinden hangilerinin Kayseri'yi temsil ettiği bilinmemektedir.
    1908 seçimlerinde Kayseri iki mebus gönderdi; Hoca Kasım Efendi ve İmamzâde Ömer Mümtaz Bey. Bu tarihten 1918'e kadar değişik zamanlarda yapılan seçimlerde Ali Galip Bey, Rıfat Çalıka Bey, Karabet Tomayan ve Mustafa Şeref Özkan, Osmanlı Meclisi'nde mebus olarak Kayseri'yi temsil ettiler.
    İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa. Rusya, İtalya)'nin Türkiye topraklarının paylaşılması konusunda aralarında yaptıkları antlaşmaya göre Kayseri, Fransızlara kalacak bölgede yer alıyordu. Fransızlar bu emellerini gerçekleştirmek için Adana, Antep ve Maraş gibi güney vilayetlerini işgal ederek Kayseri'ye doğru ilerlediler.
    Kayseri civarında, özellikle Develi'de yoğun olan Ermeniler, Fransız işgaline yardımcı olmak için silahlandılar ve müslüman halka karşı saldırıya geçtiler. Bu gelişmeler olurken, Amasya Tamimi gereğince her vilayetten çağrılan üç delegenin katılımı ile Sivas Kongresi toplandı.
    Kongre öncesinde Kayserililer'in, İstanbul Hükümeti ile Anadolu Hareketi arasında bir karara varması kolay olmadı. Sivas Kongresi'ne katılma konusunda tereddütler oluştu. Tereddütleri gidererek bir karara varabilmek için, Taşcızâde Mehmet Bey'in evinde, şehrin önde gelenlerinden Belediye Başkanı Rıfat Çalıka ve Müftü Remzi Efendi'nin içinde bulunduğu elli kişinin katıldığı bir toplantı yapıldı. Toplantıda tüm alternatifler tartışıldıktan sonra Sivas Kongresi'ne katılmaya karar verildi. İmamzade Ömer, Katipzâde Nuh Naci ve Halaçzâde Ahmet Hilmi kongre delegesi seçilerek Sivas'a gönderildi.
    Kayseri'yi düşman işgal etmedi. Fakat Kayseri, Milli Mücadele'de vatani vazifesini hakkıyla yaptı. Sivas Kongresi'ne katılan delegeler şehre dönünce, alınan kararları halka anlattılar. Kayseri'de Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanlığı'na Müftü Ahmet Remzi Efendi getirildi. Saat Kulesi'nin muvakkithanesinde çalışmasına başlayan cemiyetin öncülüğünde, Kayseri Milli Mücadeledeki yerini aldı. Kayseri'de gönüllülerden oluşan bir müfreze Adana'nın kurtuluşuna katıldı. Ayrıca Kayseri'de gönüllülerden oluşan bir "Milli İntikam Tugayı" kuruldu.








  2. Ziyaretçi





    yazılmıs olan tarih külliyen yalandır osmanlı kayseriden korkardı her zaman kayseriden havadisler beklerdi.




+ Yorum Gönder


osmanlıda kayseri,  osmanlı döneminde kayseride yapılan,  osmanlı döneminde kayseri