+ Yorum Gönder
Coğrafya ve Türkiye coğrafyası Forumunda Türkiye'de Nüfus Yoğunluğu Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Türkiye'de Nüfus Yoğunluğu








    Türkiye'de Nüfus Yoğunluğu

    1997 yılı nüfus verilerine göre, toplam nüfusun bölgelere dağılımı
    1. Marmara 15.936.000
    2. iç Anadolu 10.525.000
    3. Ege 8.325.000 *
    4. Karadeniz 8.284.000
    5. Akdeniz 8.109.000 ,
    6. D.Anadolu 5.945.000

    Nüfus Yoğunluğunun Bölgelere Dağılımı

    1. Marmara 236
    2. G. Doğu Anadolu 96
    3. Ege 89
    4. Akdeniz 66
    5. iç Anadolu 64
    6. Karadeniz 58
    7. D.Anadolu 36

    Tarımsal Nüfus Yoğunluğu

    Bir ülkede veya herhangi bir sahada, tarım ve hayvancılıkla geçinen nüfusun, tarımsal alana bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğuna tarımsal nüfus yoğunluğu denir. Bu yöntem, aritmetik nüfus yoğunluğuna göre, daha gerçekçidir.

    1950'den 1990 yılına gelinceye kadar tarımsal nüfus yoğunluğunda 18 kişilik bir azalma gerçekleşmiştir. Bunda, tarım alanlarının 15.9 milyon nektardan, 28.7 milyon hektara çıkmasının ve kırsal kesimden kentlere göçün artmasının etkisi olmuştur. 1950'de 5.2 milyon olan kent nüfusu, 1990'da 31.5 milyona çıkarken, kırsal kesimde bu kadar büyük artış olmamıştır.

    Türkiye'de tarımsal nüfus yoğunluğu bölge ve iller arasında farklılık gösterir. Bunda yerşekillerinin dağlık ve ovalık olmasıyla, tarımda çalışan nüfusun miktarı etkili olmaktadır.

    Genel olarak, tarımsal nüfus yoğunluğu, dağlık alanlarımızda fazla, geniş tarımsal ovalarımızda ise düşüktür.

    Bazı ülkelerin ise aritmetik yoğunlukları şu şekildedir:

    Çin'in nüfusu Japonya'dan fazla olduğu halde, yüzölçümü de geniş olduğundan nüfus yoğunluğu daha az olmuştur.

    Rize, Artvin ve Hakkari gibi kır nüfusunun fazla, buna karşılık tarım topraklarının az olduğu sahalarda, tarımsal nüfus yoğunluğu artmaktadır. Konya, Şanlıurfa ve Edirne gibi geniş tarım alanlarının bulunduğu illerde ise tarımsal nüfus yoğunluğu azalmaktadır.

    Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgeleri dağlık olduğundan tarımsal nüfus yoğunluğu artarken, İç Anadolu'da ovalık alanlar fazla olduğundan tarımsal nüfus yoğunluğu azalmaktadır.








  2. Gizli @ yara
    Özel Üye





    Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu

    Toplam nüfusun, ekili - dikili alanlara bölünmesiyle ortaya çıkan yoğunluğa fizyolojik nüfus yoğunluğu denilmektedir,

    Nüfusun Cinsiyet Durumu

    1945 yılındaki sayıma kadar, ülkemizde kadın nüfusunun erkek nüfustan daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu durumda, Kurtuluş Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı tehlikesi etkili olmuştur. Fakat, 1945'ten sonra erkek nüfusu kadın nüfusunu geçmiştir. Şu anda erkek nüfus % 1,2 oranında fazlalık gösterir.

    Türkiye'de dışarıdan göç alan İstanbul, Ankara, İzmir gibi merkezlerde erkek nüfus fazla iken, dışarıya göç veren Trabzon, Tokat, Yozgat gibi merkezlerde kadın nüfusu daha fazladır.

    Aktif Nüfus

    Aktif nüfus, çalışan nüfus veya faal nüfus olarak da adlandırılır.

    15-64 yaş arasındaki nüfusa çalışma çağındaki nüfus denilmektedir. Bu nüfusun hepsi bir işte çalışmaktadır. Çalışabilecek yaştaki nüfus içinde, çalışan nüfus oranı ne kadar çoksa, işsizlik oranı o kadar azdır. Genellikle, sanayileşmiş ve buna bağlı olarak gelişmiş ülkelerde işsizlik az iken, az gelişmiş ülkelerde işsizlik fazladır.

    Türkiye'de nüfusun % 40'ını çocuk, genç ve yaşlı nüfusu oluşturduğundan, aktif nüfus oranı gelişmiş ülkelere göre daha az ve işsizlik oranı daha fazladır.

    Çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımı

    Ekonomik faaliyetler üç büyük gruba ayrılır. Bunlar:
    • Tarım (Tarım, hayvancılık, ormancılık, vs.)
    • Sanayi (Endüstri, madencilik, vs.)
    • Hizmet (İnşaat, ticaret, turizm, vs.) sektörleridir.

    Az gelişmiş ülkelerde, toplam çalışan nüfusun % 90'a yakını tarımsal nüfus özelliği taşır. Gelişmiş ülkelerde ise tarımsal nüfus % 10 civarındadır. Diğer nüfus, hizmet ve sanayi sektöründe çalışmaktadır.

    Tabloya göre, gelişmiş ülkelerde, hizmet ve sanayi söktöründe çalışanların oranı, tarımdan oldukça fazladır. Gelişmekte olan ülkelerde, sanayi ve hizmet sektöründe çalışan nüfus, gelişmiş ülkelere göre daha azdır.

    Aşağıdaki tabloya baktığımızda, Türkiye'de 1927 yılında nüfusun %90'ı tarım, %10'u sanayi ve hizmet sektöründe çalışmıştır. 1950 - 1960 lı yıllarda tarım sektöründeki nüfus azalmaya başlamıştır. Özellikle 1980 li yıllardan sonra, sanayileşme hızının artmasıyla tarım sektöründeki nüfus % 50'nin altına düşmüştür.

    Çalışan nüfusun içindeki tarımsal nüfus oranı azalırken, nüfusun miktarı artmıştır. Çünkü, 1927 de 13 milyon olan nüfus, 1997 de 62 milyonu geçmiştir. Bu durum gözardı edilmektedir.

    Türkiye'de çalışan nüfusun yaş ortalaması düşüktür. Çalışan nüfusun bölgelere göre dağılımı incelendiğinde dengesizlik görülür.

    Sanayi ve hizmet sektöründeki nüfusun büyük bölümü, Marmara Bölgesi'ndeki Çatalca - Kocaeli ve Güney Marmara bölümlerinde yoğunlaşmıştır.

    İzmir, Ankara, Eskişehir, Adana, Mersin, Zonguldak, Ereğli, Karabük, Gaziantep, Kayseri, Denizli, Konya gibi illerde sanayi nüfusu yoğundur.

    Nüfusun Eğitim Durumu

    6 yaşını bitiren nüfusa, tüm Dünya'da eğitim verilmeye çalışılır. Eğitim okur - yazarlık, ilköğretim, lise ve üniversite olmak üzere sınıflandırılabilir.

    Türkiye'de yıllara göre okur - yazarlık oranı şu şekildedir:

    Türkiye'de ilköğretimde okuyanların sayısı 10 milyon civarında iken, liselerde ise yaklaşık 2 milyon öğrenci eğitim görmektedir.

    1990 yılına göre, faal nüfusun % 55'e yakını ilkokul mezunları, % 7,4'e yakınını okur - yazar, % 5'e yakınını ortaokul ve lise mezunları, % 4'ünü de üniversite mezunları oluşturmaktadır.

    Nüfusun Kırsal - Kentsel Durumu

    Türkiye'de nüfusu 10.000'den az olan yerleşmelere kır nüfusu, fazla olan yerleşmelere de kent nüfusu denilmektedir.

    Ülkemizde, 1927 -1997 yılları arasında kır ve kent nüfusunda büyük değişmeler olmuştur.

    ülkemizde ulaşım yollarının ve sanayi faaliyetlerinin gelişmeye başlaması bunun yanında kırsal nüfusun artmasıyla birlikte kente doğru bir göç olayı başlamıştır.

    Kırsal kesimden kente göç olayı, en fazla, 1980 -1985 yılları arasında meydana gelmiş ve 1985 li yıllarda kır ve kent nüfusu az çok dengelenmiştir. En son yapılan 1997 yılındaki sayımda kent nüfusu % 65'e ulaşmıştır. Bu sonuç, ülkemizde sanayi ve hizmet sektöründe çalışan nüfusun arttığını göstermektedir. Aşağıdaki grafikler, Türkiye'nin kentsel ve kırsal nüfus değişimlerini daha iyi ifade etmektedir. Dikkatle inceleyiniz.

    Az gelişmiş ülkelerle, gelişmiş ülkelerin nüfus özelliklerinin karşılaştırılması

    Az gelişmiş ülkelerde;

    • Doğum oranı ve nüfus artış hızı yüksektir.
    • Genç nüfusun oranı fazla, yaşlı nüfus oranı
    • Nüfus grafiği geniş tabanlı üçgene benzer. Ortalama yaşam süresi azdır.
    • Çalışan nüfusun yaş ortalaması düşük, bağımlı nüfus oranı fazladır.
    • Tarım sektöründe çalışan nüfus fazla, hizmet ve sanayi sektöründe çalışan nüfus azdır.
    • Nüfusun eğitim seviyesi düşüktür.
    • Nüfusun yarısından çoğu, kırsal kesimde yaşamaktadır.

    Gelişmiş ülkelerde;

    • Doğum oranı ve nüfus artış hızı düşüktür.
    • Ortalama yaşam süresi fazladır.
    • Genç nüfus oranı az, orta ve yaşlı nüfus fazladır.
    • Nüfus grafiği, tabanı dar, orta kesimi şişkin bir üçgene benzer.
    • Çalışan nüfusun yaş ortalaması yüksek ve bağımlı nüfus oranı azdır.
    • Hizmet ve sanayi sektöründeki çalışan nüfus, tarım sektöründe çalışan nüfustan daha fazladır.
    • Nüfusun eğitim seviyesi yüksektir.
    • Nüfusun yarısından çoğu, kentte yaşamaktadır.





  3. Buğlem
    Devamlı Üye
    Türkiye de birinci dünya savaşında yaşanan ölümler ve daha sonrasında ki salgın hastalıklar yüzünden yaşanan ölümler ile ülke nüfusu çok düşüktü ancak daha sonra ülke insanlarının koşulları düzelince ve doğurganlık artıp sağlıklı bir yaşam yaşayan insanların ömürlerinin uzaması ve aynı zamanda yaşanan göçler ile birlikte ülke nüfusu yükselmiştir.




+ Yorum Gönder