+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Şehzade cami hangi ildedir? Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Şehzade cami hangi ildedir?









  2. Zeynep
    Bayan Üye





    Şehzade cami hangi ildedir

    Şehzade cami hakkında bilgi

    Mimar Sinan, yarım kubbe problemini ilk defa ele aldığı bu camide dört yarım kubbeli ideal bir merkezi yapı meydana getirip, Rönesans mimarlarının rüyasını gerçekleştirmiştir

    Şehzade Camisi, büyük bir padişahın, büyük bir mimarın ve talihsiz bir şehzadenin öyküsünü anlatır.

    Kanuni Sultan Süleyman?ın en kıymet verdiği ve kendisinden sonra padişah olmasını istediği oğlu Şehzade Mehmet, genç yaşından itibaren hastalıklardan kurtulamaz.

    Kanuni Sultan Süleyman, Şehzade Mehmet şifa bulunca İstanbul´un meydanlarında şenlikler yaptırır, şehirde aç susuz tek bir insanın kalmaması için buyruklar verir.

    Ancak şehzade büyüyene kadar hastalığı tekrar eder. Hastalandığında yemeden içmeden kesilir, belindeki kılıcı bile taşıyamayacak kadar mecalsiz düşer.

    1543 yılında, henüz 22 yaşındayken tekrar yataklara düşer ve bir daha asla kalkamaz.

    Kanuni Sultan Süleyman?ın sekiz oğlundan Murad, Mahmut ve Abdullah ise küçük yaşta ölmüştür.

    Şehzade Mehmet?in vefatından sonra padişah olması beklenen Şehzade Mustafa ise tahta göz diktiği gerekçesiyle Sultan tarafından boğdurulur.

    Rivayete göre Kanuni infaz sırasında orada bulunarak olayı izlemiş, öldürülmesinden sonra başında yas tutmuştur. Ve ölene kadar Mustafa?nın pişmanlığıyla yaşamıştır.

    Şehzadebaşı ya da Şehzade Mehmet Cami?si olarak da bilinen Şehzade Camisi, her ne kadar Şehzade Mehmet?e adanmışsa da, Kanuni Sultan Süleyman?ın Şehzade Mustafa için duyduğu pişmanlığın izlerini de taşır.

    Mimar Sinan?ın dehasındaki ana devirler olan üç abide eserin ilk basamağı kabul edilen cami, 1544- 1548 yılları arasında dört yılda tamamlanmıştır.

    Mimar Sinan, yarım kubbe problemini ilk defa ele aldığı bu camide dört yarım kubbeli ideal bir merkezi yapı meydana getirip, Rönesans mimarlarının rüyasını gerçekleştirmiştir.

    Kare planlı olan camii, üstü yarım küre şeklinde bir büyük kubbe ve bunun etrafında dört yarım kubbeyle örtülmüştür. Dört köşede yarım küre, dört de küçük kubbe vardır.

    Bütün kubbeler dört büyük fil ayağı üzerine oturur. Mimar Sinan?ın eserlerinde görülen sadelik bu camide de görülür.

    Şehzade Camii?nin en dikkat çeken bölümlerinden biri de cümle kapısı duvarının, iki yanındaki ikişer şerefeli çift minaresidir. Caminin büyük dış avlusu ise, altı kapılıdır.

    Şadırvan avlusu ve cami kitlesi iki eş karedir. Kubbe çapı 19 m, kubbenin zeminden yüksekliği 37 m.dir.

    Merkezi kubbe pandantifli kare bir baldaken oluşturur. Kubbeyi taşıyan dört ayakların çok fazla yer kaplamamasıyla mekân bütünlüğü sağlanmaya çalışılmıştır.

    Örtü, yarım kubbeler ve eksedralarla yapı kanatlarına ulaşır. Dışarıda, büyük orta kubbenin oturduğu kare kısmın dört köşesine ve yarım kubbelerin yanlarına dört ağırlık kubbesi konularak kemerlerin açılması önlenmiştir.




    Bunlar camiye aynı zamanda kademe kademe yükselme vermiştir. Yan galeriler yoktur ve böylece mekân daha fazla bir bütünlük kazanmıştır. Sadece hünkâr ve müezzin için küçük birer mahfil bulunmaktadır.

    Avlusu, Osmanlı mimarisinde bulunan en dengeli ve güzel avlulardan biri sayılan camii, dış profilindeki yüzey bezemeleriyle de dikkat çekmektedir. Şehzade Camii ile birlikte, Osmanlı mimarisinde dış cephede ilk kez revak kullanılmıştır. Şehzade Camii?nin plan şeması, Sultanahmet Camisi, Yeni Cami gibi 17. yüzyıl camilerinde de kullanılmıştır.

    Şehzade Camii, bugün bile yeni camilerin yapımında ilham vermeye devam etmektedir. 2012 yılında bitmesi planlanan Sarayburnu Camii de bunlardan biridir.

    Giresun?un Bulancak ilçesinde yapımı 22 yıldır devam eden Sarayburnu Camii, Şehzade Camii?nin birebir kopyası olarak yapılmaktadır.

    Şehzade Camii?nin 1990?lı yıllarda yapılan restorasyon çalışmalarında, Mimar Sinan?ın dehası bir kez daha ortaya çıkmıştır.

    Restorasyon çalışmalarına katılan bir inşaat mühendisi, yaşadıkları ilginç olayı katıldığı televizyon programında şöyle anlatmıştır: ?Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı.

    Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşaat edildiğini öğrenmiştik fakat taş kemer inşası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş sokup yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık.

    Kalıbı söktük. Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık.

    Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kâğıt vardı. Şişeyi açıp kâğıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu.




    Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı.
    Şunları söylüyordu:
    ?Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum.?

    Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolu?nun neresinden getirttiklerini söyleyerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir bicimde kemerin inşasını anlatıyordu.

    Bu mektup bir insanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insanüstü bir örneğiydi. Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kâğıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir.

    Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarın erişilmez özelliklerindendir.

    Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur.

    Şehzadebaşı Caddesi?nde bulunan cami avlusunun duvarları pencerelidir. İmaret, medrese ve türbeler cami bahçesinde ve arka sokaktadır.

    Külliye?nin en erken biten yapısı Şehzade Mehmet Türbesi?dir.

    Osmanlı mimarisinin en güzel mezar taşlarından biri olan bu türbede bilinçli bir bezeme endişesi görülür.

    Tek kubbeyle örtülü bu sekizgen yapıda, mermer, breş ve terrakotta ile polikrom bir kaplama kullanılmıştır.

    İçi rengârenk çinilerle dolu olan türbenin içinde ise, ortadaki sandukada Şehzade Mehmed, sağında Şehzade Cihangir yatmaktadır.

    Şehzade Mehmed?in sandukasının üstüne ağaçtan bir taht yerleştirilmiştir.

    Şehzade türbesinin sol tarafında Rüstem Paşa'nın türbesi bulunur.

    Diğer şehzade türbeleri Vefa tarafındadır.

    Dış avluda İbrahim Paşa ile Destari Mustafa Paşa'nın türbeleri vardır. Külliye içinde haziresinde beş tane, dış avlu duvarlarında dörtgen biçiminde bir tane olmak üzere toplam altı türbe vardır.

    Şehzade Camii, bugün bile kullanılan kalorifer sistemiyle de dikkat çekmektedir.

    Mimar Sinan?ın cami tabanına yerleştirdiği içi su dolu kanalcıklar sayesinde, cami yazın serin, kışın sıcak kalabilmektedir. Asırlar geçmesine rağmen, hiçbir depremde hasar görmeyen caminin kubbe aksamı 1999 yılında tamamlanan restorasyon çalışmaları dahilinde yenilenmiştir.

    Camide akustiği sağlayan küpler ve kalorifer sistem ide bu çalışmalar sırasında temizlenmiştir.

    Kürsüleri orijinal olarak günümüze kadar gelen caminin, kubbesinde ise İsra Suresi?nin ilk ayetleri yer almaktadır.

    Vakit namazlarında halen 2000- 3000 cemaati buluşturan Şehzade Camii, Osmanlı Devleti?nin en parlak yıllarından günümüze, hüzünlü hikâyesini ve Mimar Sinan?ın dehasını anlatmaya devam etmektedir.





  3. SuskuN PrenS
    Özel Üye
    şehzade cami hangi ildedir


    Avlusu, Osmanlı mimarisinde bulunan en dengeli ve güzel avlulardan biri sayılan camii, dış profilindeki yüzey bezemeleriyle de dikkat çekmektedir. Şehzade Camii ile birlikte, Osmanlı mimarisinde dış cephede ilk kez revak kullanılmıştır. Şehzade Camii?nin plan şeması, Sultanahmet Camisi, Yeni Cami gibi 17. yüzyıl camilerinde de kullanılmıştır.





+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
şehzade camii hang