+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Eğitim öğretim konulu deneme yazısı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Eğitim öğretim konulu deneme yazısı









  2. Gizliyara
    FoRuMaciL Security





    Etkili Öğretmenlerin Rolleri ve Sosyal Beceriler Arasındaki İlişki


    Yukarıda öğretmenlerin çeşitli rolleri üzerinde durulmuştur. Burada ise bu roller ile sosyal beceriler arasındaki ilişki ele alınıp tartışılacaktır. Öğretmenin, öğrencinin kişisel problemleri ve endişeleriyle ilgilenirken duyuşsal ve sosyal yönden duyarlılığı ön plâna çıkar. Duyuşsal yönden duyarlı olan öğretmen öğrencilerin içinde bulunduğu dönemin kültürünü anlar ve ona göre davranır. Gelişmeye açık etkin bir öğretmen öğrencilerin duygularına değer verir, onların olumlu benlik kavramı geliştirmelerine yardımcı olur. Öğrencilerin sözel ve sözel olmayan tepkilerine değer verir ve dinler. Öğretmenlerin dinleyici ve ilk iletişimi kuran kişi olarak adlandırılan rolü duyuşsal ve sosyal yönden duyarlı olmasını gerektirir.

    Öğretmen bütün sınıfı içeren faaliyetler organize ederken, dersi öğrenciyi aktif kılacak şekilde plânlarken, grup etkinliklerini organize ederken, beklenmeyen bir durumla ya da plânların bozulması halinde ortama ayak uydururken sosyal kontrol becerilerine gereksinme duyar.

    Her öğrenciye beklentilerini açıkca belirtirken sosyal ve duyuşsal anlatımcılık söz konusudur. Sosyal ve duyuşsal anlatımcılık aynı zamanda iletişimde netlik, beklenileni tam olarak açıklama, duygu ve düşüncelerini açıklamada gerekli olan beceri unsurlarıdır. Öğrenci ve diğer personelle iyi iletişim kurabilmesi, duyuşsal ve sosyal yönden anlatımcı ve duyarlı olması ile ilgilidir.



    Waller, 1967′de öğretmenlerin ders kitapları içerisinde bulamayacakları ancak öğrenmeleri zorunlu olan bir kavram ortaya koymuştur. Bu kavram sosyal içgörü (social insight) olarak adlandırılmaktadır. Sosyal içgörü, sınıfta neyin olup bittiğini kavrama şeklinde tanımlanmaktadır. Waller’e göre bu basit bir kavram gibi gelebilir, fakat, bunun etkili bir şekilde üstesinden gelebilmek için öğretmenlerin öğrencilerin kültüründen haberdar olması ve öğrenci davranışını anlaması gerekir (13). Öğrenci kültürü konusunda da çok sayıda liste görmek olasıdır, öğrenci kültürünün sekiz unsuru Hall tarafından 1981′de genel olarak şöyle sıralanmaktadır: 1. Konuşma dili, 2. Sözsüz iletişim, 3. Genel kültür, 4. Dünya görüşü, 5. Davranış stili, 6. Değerler, 7. Akıl yürütme biçimleri ve 8. Kültürel kimlik gibi özelliklerden oluşmaktadır.

    Bir öğretmenin sosyal içgörüsü eksikse, öğrencilerle iletişimi daha az etkili olabilir. Bu durumda araştırmacılar öğretmenlere çeşitli önerilerde bulunmaktadır. Bunlar arasında; 1. Öğrencinin içinde bulunduğu dönemin kültürünü anlamak, 2. Öğrencilerin havasını anlamak; bu bazı günler öğrencilerin neden enerji dolu olduklarını veya bazı günler neden sınıfla hiç ilgilenmediklerini anlamada yardımcı olur, 3. Konuyu çocukların okul dışı yaşantılarıyla ilişkilendirmek, 4. Öğrenciyi tanımak ve 5. Öğretmenin insanlığını öğrencilerle paylaşması gibi değişkenler yer almaktadır (14).

    Sosyal içgörü ile ilgili faktörler dikkate alındığında, bu faktörlerden sosyal beceri ve sosyal beceriyi oluşturan unsurlarla ilişkileri görülebilir. Öğrencinin içinde bulunduğu dönemin kültürünü anlamak ve öğrencinin havasını anlamak, sosyal ve duyuşsal duyarlı olmayı gerektirmektedir. İnsanlığınızı öğrencilerle paylaşın değişkeninde ise; başarılı öğretmenler uygun koşullarda güçlü ve zayıf taraflarını öğrencilerle paylaşmaktan korkmazlar anlayışı vardır.

    Öğretmenler sosyal becerileri oluşturan değişkenlere bir bütün olarak sahip olmalıdır. Bu değişkenlerden biri ya da bazılarına sahip olmak sosyal yeterlik için yeterli değildir. Çünkü sosyal beceriyi oluşturan unsurlar birbirleri ile ilişkilidir. Diğer bir deyişle öğretmen sosyal ve duyuşsal yönden anlatımcı, duyarlı ve kontrol becerilerine sahip olmak durumundadır. Bunlardan bazılarına sahip olup diğerlerine sahip olmamak eksiklik olarak görülmektedir. Riggio’a göre (15): “Her sosyal beceri ve sosyal etkililik arasındaki ilişki her zaman aynı düzeyde değildir. Diğer sosyal beceri unsurları ile bağlantılı olarak temel sosyal beceri unsurlarından sadece birine sahip olmanın herhangi bir işlevi olmayabilir. Örneğin; bazı bireyler anlatımcıdır, fakat düzenleme ve kontrol becerileri olmadığından dolayı, diğer bireylerin dikkatlerini çekseler ve olumlu tepkiler alsalar bile, çabuk kızabilirler ve son derece huysuz olabilirler. Sonuç olarak, genel sosyal becerilerle ilgili özel unsurlardan söz edebiliriz. Ancak, bunlar diğer beceri unsurları ile birleştiğinde önemli unsurlar hâline gelebilirler”.





  3. Mesport
    Moderators
    eğitim öğretim ile ilgili deneme yazısı

    eğitim ve öğretim ile ilgili deneme yazısı

    eğitim öğretim konulu deneme yazısı

    deneme örnekleri

    Çocuğa görelik (veya öğrenciye görelik) ilkesi
    Ders programının hazırlanmasında veya dersin işlenmesinde öğrencinin fizyoljik ve psikolojik özelliklerinin, bireysel farklılıklarının esas alınmasıdır. Bu ilke, Gelişim ve Öğrenme Psikolojisindeki gelişmeler ve çağdaş eğitim akımlarından "Çocuktan Hareket Akımı" pedagoglarının görüşleri sonucu gelişmiştir.

    Eski öğretim sisteminde konuların seçimi ve işlenişi, tamamen yetişkinlerin isteklerine göre yapılır, sınıfta da "öğretmen merkezli" bir ders işlenişi sergilenirdi.

    Bu ilke esas alındığında ise, gerek konu seçim ve işlenişinde gerek okul binası, sınıftaki oturma düzeni, derskitabı ve diğer ders malzemeleri ve dersin işlenişi sırasında "öğrenci merkezli" bir öğretim ortaya çıkmıştır.

    Birçok çağdaş eğitim akımları, önerdikleri eğitim düzenlerinde öğrencinin fizyolojik ve psikolojik düzeyi ve yapısı ile, ilgi ve yetenek gibi bireysel farklılıkları esas almışlardır. Bu ilkenin en aşırı şekilde uygulandığı model ise Summer Hill okul denemesidir.

    Bu ilkeye "çocuğa uygunluk" veya öğretimi "bireyselleştirme" ilkesi de denir. Çocuk bir yetişkin olarak, hattâ yetişkinin küçük modeli olarak düşünülmemeli; fizyolojik ve psikolojik olarak tamamen kendine has bir birey olarak görülmelidir. Buradaki eğitim düzenlemelerinde gelişim ve öğrenme psikolojisinin sonuçlarına dikkat edilir. Bu çalışmalar içinden iki ilke çıkmıştır: öğretimde "seviyeye uygunluk" ve "öğretimin bireyselleştirilmesi" ilkeleri.

    Seviyeye uygunluk ilkesi, bir yaş grubundaki öğrencilerin aynı gelişim seviyesinde bulunacakları, benzer ruhsal özellikler gösterecekleri varsayımına dayanır. Öğretimi "yıllık sınıflar sistemi" üzerine kurduğumuzda, zaten herşey bu ilkeye göre düzenlenecektir. Ders, sınıfın ortalama seviyesine göre düzenlenir. Bu seviyenin altındaki ve üstündeki öğrencilerin dersin dışında kalma tehlikesi vardır. Ayrıca bu ilkenin mükemmel işleyebilmesi için, aynı yaş grubundaki öğrencilerin bilgi ve beceri düzeylerinin de birbirine eşit olması gerekir.

    Öğretimin bireyselleştirilmesi ilkesi, aynı yaş grubunda da olsalar, her öğrencinin yeteneklerinin, zekalarının, ilgi ve eğilimlerinin, çalışma istek ve gayretlerinin farklı olduğu varsayımına dayanır. Bütün öğrencileri eşit şekilde geliştirmeye çalışırsak, normalin altındaki ve üstündeki öğrenciler önemli zarar görecektir. Oysa öğretim organizasyonunu tek tek öğrencilerle daha iyi ilgilenebilecek, onların bireysel çalışmalarını değerlendirebilecek şekilde yapabilirsek, öğretim içten farklılaştırılmış olur ve her öğrenci kendi zeka, yetenek, ilgi ve çalışma temposuna göre diğer öğrencileri rahatsız etmeden ilerlemiş olur.

    Bu hususta Helen Parkhurst'un "Dalton Plânı", Maria Montessori'nin "Montessori Plânı" ve P. Petersen'in "Jena Plânı", geleneksel yıllık sınıflar eğitimi düzenini kaldıran ve bireysel eğitimi değişik oranlarda öne çıkartan öğretim uygulamaları olmuştur. Bu konuda ayrıntılar başka bir bölümde verilecektir.

    Sınıf öğretimi ile bireysel öğretimin sentezi veya başka bir deyişle yıllık sınıf yapısını bozmadan öğrencilerin yetenek, ilgi ve çalışma tempolarının değerlendirilebileceği bir sistem, dersin içten farklılaştırılması ilkesi ile mümkündür. Dışsal farklılaştırma, yani aynı yaş grubundaki öğrencileri başarılarına göre A, B, C gibi gruplara ayırma hem seçmenin sağlıklı yapılamaması hem de ruhsal dengenin çok hassas olduğu bir zamanında öğrenciler arasında bu tür ayrımlar yapmanın tehlikeleri açısından pek uygun değildir.





  4. Mesport
    Moderators
    eğitim ve öğretim ile ilgili deneme

    eğitim ve öğretim konulu deneme yazıları

    eğitim ve öğretimle ilgili deneme yazıları



    Öğrenci, derste işlenen tüm konuları somut olarak görebilmeli; bu mümkün olmuyorsa resmini, sesini, grafiği, modelini v.s. görsel-işitsel olarak algılayabilmelidir.

    Eğer öğretmen sadece sözel anlatıma dayalı olarak ders işliyorsa, öğrencinin anlayacağı kelime ve cümle yapıları ile son derece açık ve anlamlı bir ders işlemelidir.

    Öğrencileri doğrudan doğaya ve olay yerine götürüp gözlem yaptırarak; ders konusu ile ilgili hayvan, bitki vs. örneklerini sınıfa getirerek; balıkları akvaryumda, kuşları kafeste veya dondurulmuş, bitkileri kurutulmuş olarak, bazı şeylerin plastik kalıplarını kullanarak, bazı olayları fotograf, film, plân, harita, grafik, ses kaydı vs. şeklinde anlamayı daha kolaylaştıran unsurlarını kullanarak öğretimde açıklık ilkesine uyulmuş olur. Sınıfta yapılan deneyler de, bu ilke doğrultusundaki faaliyetler olarak değerlendirilebilir.

    Öte yandan öğretmen ders konusunu ve düşüncelerini anlatırken, öğrencinin seviyesine uygun olarak, onun bildiği kelimelerle ve onun hemen kavrayabileceği cümle yapıları ile onun yakın çevresinden ve geçmiş bilgi ve tecrübelerinden örnekler vererek, gerektiğinde soru-cevap, tartışma, jest-mimik, canlandırma gibi teknikleri kullanarak öğretimde açıklık ilkesine uyulabilir.

    Eğer mümkünse, birçok örnekler göstererek anlatmak, resim, müzik, beden eğitimi gibi derslerde önceden yaparak "model" olmak çocuğun kavramları ve bilgiyi oluşturmasında, beceri ve tecrübe kazanmasında son derece önemlidir.

    Öğretim konuları ve öğretmenin kullanacağı yöntem ve teknikler, ne kadar çok duyu organını etkilerse öğretimde açıklık da o derece artar. Bu sebeple, öğretim konularının işlenmesinde gözlem, deney gibi birçok duyuya hitap eden yöntemler kullanıldığı takdirde öğrenme kolaylaşacaktır.


  5. Ziyaretçi
    Giriş gelişme sonuç olmamış bu

+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
eğitim öğretim konulu deneme yazısı,  eğitim öğretim konulu deneme,  eğitim ile ilgili deneme yazıları,  eğitim öğretim deneme yazısı