+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Atatürkün kişisel özelliklerini anlatan şiirler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Atatürkün kişisel özelliklerini anlatan şiirler








    atatürkün kişisel özelliklerini anlatan yazılar ve şiirleri atatürkle ilgili resimler atatürk için yazılmiş olan şiir kitapları ve bu kıtapların yazarları







  2. Mineli
    Devamlı Üye






    ahhh mustafa kemaal ahhhh

    sen artık bir ütopya oldun bizler için.
    seni bizlere unutturmayı başaranlar;
    önce kimliğimizi, kişiliğimizi unutturarak işe başladılar

    sakın açma o sonsuzluğa uzanan mavi gözlerini.
    eğer açarsan; çanakkalede bütün garp milletlerinin yere getiremediği sırtını,
    (milletin bile demeye utanıyorum) milletinin ihaneti yıkar !!!

    çünkü senin asil omuzların bu zilliyeti taşıyamaz

    ATATÜRK'Ü anlatan şiirler




    KEMAL PAŞA'YA

    Yüzünü görmek istedim
    Selanik' te birşey sormadan
    Kuyumcularla kebapçılara
    Deniz kıyısına gittim
    Sesin duyuluyordu
    Liman boyunca
    Bütün deniz kabuklarında
    Bir vapurda
    Dalgalanıyordu
    Adının hayali
    Ne güzel şey "Türk dostuyum " demek
    Samsun' a çıkacağız yarın sabah

    Ord.Prof.Dr.Anna Masala (İtalyan)


    ATATÜRK' ÜN YAZDIĞI TEK ŞİİR

    Gafil, hangi üç asır, hangi asır,
    Tuna ezelden Türk diyarıdır.
    Bilinen tarih söylememiş bunu,
    Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,
    Dinleyin sesini doğan tarihin,
    Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak.
    Yaşanan tarihi gömüp doğru tarihe gidin.
    Asya'nın ortasında Oğuz oğulları,
    Avrupa' nın Alpler' inde Oğuz torunları,
    Doğudan çıkan biz, batıda yine biz;
    Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz.
    Hep insanlar kendini bilseler,
    Bilinir o zaman ki hep biriz.
    Türk sadece bir milletin adı değil
    Türk bütün adamların birliğidir.
    Ey birbirine diş bileyen yığınlar!
    Ey yığın yığın insan gafletleri!
    Yırtılsın gökteki gafletten perde,
    Hakikat nerede?

    Mustafa Kemal ATATÜRK
    MUSTAFA KEMAL' İ DÜŞÜNÜYORUM

    Mustafa Kemal' i düşünüyorum
    Yeleleri alevden al bir ata binmiş
    Aşıyor yüce dağları, engin denizleri
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda
    Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri
    Mustafa Kemal' i düşünüyorum;
    Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
    Destanlar yaratıyor cihanın görmediği,
    Arkasından dağ dağ ordular geliyor
    Her askeri Mustafa Kemal gibi.
    Mustafa Kemal' i düşünüyorum;
    Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
    Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
    Al bir ata binmiş yalın kılıç
    Koşuyor zaferden zafere
    Mustafa Kemal' i düşünüyorum;
    Ölmemiş bir kasım sabahı!
    Yine bizimle beraber biryerde,
    Yaşıyor dört köşesinde vatanın.
    Yaşıyor damar damar yüreklerde.
    Mustafa Kemal' i düşünüyorum;
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda
    Mavi gözleri ışıl ışıl, görüyorum
    Uykularıma giriyor her gece.
    Ellerinden öpüyorum.

    ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN





    BİR RESİMDE ATATÜRK

    İzmir' e girişini Atatürk' ün
    Bir kahve duvarındaki resimde gördüm
    Bir ılık güz öğlesinde
    Şanlı haki urbası üzerinde
    Koymuştu kılıcını içine kınının
    Yürüyordu arasına sevgili halkının
    Ayağında Anadolu' dan getirdiği toz
    Bir inanç gözlerinde tükenmez
    Alabildiğine insan kalabalığı ardı
    Bir aydınlık geleceğe bakıyordu
    Işıktı sevinçti türküydü
    Görseydiniz o resimde Atatürk' ü

    Sabahattin Kudret Aksal





    SİSTEN SONRA

    Ne kadar uyudunuzsa, karalardan uyanın aklara
    Evler sokaklar Mustafa Kemal' lerle kalkın
    Bir çelenk örün başınıza mutluluklardan
    Davranın avlulara ağaçalarla
    Meydanlara davul zurnalarla koşun
    Çekin bayramlıklarımızı sıkıntılardan
    Türkiye bir geçmiş değil gelecektir
    Işıklarla sabahlarla dostluklarla
    Koç yiğitler sıra sıra kılıçlardan
    Çıkın dağlara bayraklarla
    Ne kadar bunaldınızsa dumanlardan
    Fırlayan sularla topraklarla kuşlarla
    Günaydın hepinize Türk ordusundan
    Toplanın meydanlara marşlarla
    Özgürlük Mustafa Kemal' li bir çiçektir
    Kalkın umutlara sevgilere selamlarla




    UYUYOR

    Alev olmuş yanıyor gözyaşımız
    Bu hazin meş'aleler üstünde.
    Uyuyor en yüce can yoldaşımız,
    Böyle hicranla tutuşmuş günde.
    Uyuyor uykusu hiç bitmeyecek
    Ölü bir milleti var eyliyenin
    Onu makber bile incitmeyecek
    Ruhu tunçtur, gece yoktur diyenin
    Geceden doğdu ışıklar saçarak
    Vatanın gündüzü Türkün özü O
    Ölemez böyle sabah, böyle şafak
    Tarihin şan dolu en son sözü O.




    O' NSUZ

    Ah, işte duyuyorum mesut günler içinden,
    Sana ^^sevimli yüzün asla solmasın^^ diyen,
    Bütün adınla dolu o coşkulu şarkılar.
    Sen öldüğün için mi bayraklar yarı!
    Görüyorum, ilk defa seni gördüğüm günü.
    Altından, alkışlarla geçiyorsun bir takın.
    O gün bana gelmiştin babamdan daha yakın.
    Meğer duyacakmışım bir sabah öldüğünü
    Meğer görecekmişim bir sabah gidişini, günü.
    İstanbul'un önünden son defa geçişini,
    Bizler seninle nasıl, ne kadar beraberdik,
    Bizler ki sıkılsak ^^O başımızda^^derdik;
    Nasıl yok bileceğiz o güzel güneş yüzü?
    Ana,baba değil bu, bizler Ata öksüzü..
    Tatmadık, bilmiyoruz bu bambaşka yarayı,
    Öğret bize ya Rabbim ah
    ^^O^^nsuz yaşamayı!..





  3. Mineli
    Devamlı Üye
    ÖNEMLİ






  4. Mineli
    Devamlı Üye
    atatürkün kişisel özelliklerini anlatan şiirler

    manya'da haftalık yayımlanan ''Die Zeit'' adlı gazete Atatürk'ün Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaş sırasında çeşitli Avrupa ülkelerine yaptığı ziyaretleri anlatan bir yazı yayımladı.
    "Die Zeit" Gazetesi Atatürk'ü Anlattı



    Almanya'da haftalık yayımlanan "Die Zeit" adlı gazete Atatürk'ün Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaş sırasında çeşitli Avrupa ülkelerine yaptığı ziyaretleri anlatan bir yazı yayımladı.

    "Seyahat eden Türk" başlığıyla tam sayfalık yazıda Türkoloji profesörü olan ve Berlin'de yaşayan Klaus Kreiser'in sonbaharda piyasaya çıkacak "Mustafa Kemal Atatürk-Bir biyografi" adlı kitabından alıntılar yapıldı.

    Atatürk'ün Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaş sırasında Fransa Almanya ve daha sonra tedavi amacıyla gittiği bugünkü Çek Cumhuriyeti'nin Karlovy Vary kentini ziyaretlerinin anlatıldığı yazıda "Atatürk'ün bu ziyaretler sırasında aslında Avrupa ülkelerinden büyük ölçüde etkilenmediği ancak Türkiye'nin İslami geleneklerle geleceği olamayacağının bilinci içinde ülkenin modernleşmesi için yüzünü Batı'ya çevirdiği" savunuldu.

    Atatürk'ün Fransa'da 1910 yılında genç bir subay olarak katıldığı bir tatbikatta Fransız pilotlarından çok etkilendiği belirtilen yazıda evlat edindiği Sabiha Gökçen'in de Türkiye'nin ilk kadın pilotu olduğu hatırlatıldı.

    Yazıda ikinci büyük Avrupa gezisini 1917 yılı sonlarında general rütbesiyle Almanya'ya yapan Atatürk'ün bu ziyareti sırasında 1915 olaylarının tartışıldığı Türk heyetinin 22 Aralık 1917 tarihinde Essen kentindeki Krupp şirketini gezdiği 23 Aralıkta başkent Berlin'e gelerek Adlon oteline yerleştiği anlatıldı.

    Atatürk'ün Avrupa'ya uzun süreli son ziyaretini ise tedavi amacıyla gittiği bugünkü Çek Cumhuriyeti'nin Karlovy Vary kentine yaptığı ifade edilen yazıda Atatürk'ün burada kaldığı 30 Haziran-27 Temmuz 1918 tarihleri arasındaki dönemi ayrıntılı bir şekilde hatıra defterine yazdığı Cumhurbaşkanı olduktan sonra bir daha Avrupa'ya hiç gitmediği kaydedildi.

    Bazı yerlerde Atatürk'ün "İslamiyet hakkında fazla bilgisi olmadığının" iddia edildiği belirtilen yazıda bunun doğru olmadığı Atatürk'ün Orta Doğu'da birçok yerde görev yaptığı ve burada bazı din görevlilerinin dar görüşlülüğünden büyük ölçüde şikayetçi olduğu bu nedenle Türkiye'nin geleceği için Avrupa'dan başka yön görmediği ifade edildi.


  5. Mineli
    Devamlı Üye
    Atatürk ve Din
    KİTABIN ÖZETİ :


    Yazar ATATÜRK’ün din anlayışını, onun hakkında yapılan bir takım yorumlardan ziyade, doğrudan doğruya kendi sözlerinden, demeç ve sohbetlerinden faydalanmak suretiyle ortaya koymuş ve din konusunda ATATÜRK’ü olduğundan farklı göstermek isteyen art niyetli kişilere karşı bu kitabı derlemiştir
    ATATÜRK dini Allah ile kul arasında bir ilişki olarak görmüş, milli kimliğin oluşumunda ve gelişmesinde, dinin çok önemli bir yere sahip olduğunu her vesile ile ifade etmiştir ATATÜRK’ün din anlayışı akılcı ve rasyoneldir O, hurafelere, safsatalar, boş inançlara ve bunları çıkarıp, çeşitli siyasi eylemlere alet etmek isteyenlere karşı hayatı boyunca mücadele etmiştir
    Her fırsatta müslüman olduğundan iftiharla bahseden ATATÜRK, “HzMuhammed”den de her zaman tayişle söz etmiş, onun önder kişiliğinden ve dini yayma çabalarından övgü ile bahsetmiştir ATATÜRK Kur’an-ı Kerim’in Türkçe’ye tercüme ve tefsir edilmesine de büyük önem vermiş, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Türkçe ibaret konusunda yapılan birçok çalışmayı desteklemiştir
    ATATÜRK çeşitli maksatlarla dinin istismar edilmesine şiddetle karşı çıkmış ve kendisine dinin üzumlu olup olmadığı konusunda sorulan sorulara aşağıdaki şekilde cevap vermiştir “Evet, din lüzumlu bir müessesedir Dinsiz milletin devamına imkan yoktur Yalnız şurası vardır ki, din Tanrı kul ile arasındaki kutsal bir bağlılıktır Mutaassıp İslamcıların din komisyonculuğuna izin verilmemelidir Dinden maddi çıkar sağlayanlar alçak kişilerdir İşte biz, bu duruma karşıyız Buna izin vermiyoruz Bu gibi din ticareti yapan kimseler, saf ve masum halkımızı aldatmışlardır Bizim ve sizin mücadele edeceğimiz ve ettiğimiz bu kimselerdir “
    ATATÜRK din eğitimine de çok büyük önem vermiş ve din eğitimini Milli eğitimintemel hedefleri arasına sokmuştur
    Sonuç olarak ATATÜRK, bazı çevrelerin iddia ettiğinin aksine, hiçbir zaman dini zayıflatmak ve küçültmek çabası içinde olmamış, bilakis İslam dinine, Hz Peygamber’e ve kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’e her zaman saygı göstermiştir
    Ancak hayatı boyunca din kisvesine bürünmüş cahil kimselerin toplum üzerindeki etkinliğini kırmak için mücadele etmiş, her türlü hurafeye, yobazlığı, safsataya ve dinin politikaya alet edilmesine şiddetle karşı çıkmıştır


  6. Mineli
    Devamlı Üye
    ATATÜRK’ün Bana Anlattıkları (Falih Rıfkı ATAY )

    KİTABIN ÖZETİ :
    Türk milletinin Alman ordusunun yanında savaşa katılması istendiği sıralarda yurdumuza bir Alman heyeti gelmişti O zamanki Osmanlı devlet adamları ve devlet reisleri ordumuz hakkındaki tüm sırları ve ordumuzu bu heyete etmişlerdi Mustafa Kemal ATATÜRK bundan büyük bir rahatsızlık duyuyorduBunların olmaması için tüm yetkili makamlara rahatsızlığını ve nedenlerini tüm açıklığıyla bildirmiş fakat kimse oralı olmamıştı Hatta onlardan birisi Mustafa Kemal’in bu rahatsızlığının memleket ve milletine duyduğu aşktan ileri geldiğini fakat memleket ve milletin buna layık olmadığını söylemiştir
    Mustafa Kemal Arıburnu ve Anafartalar’da elde ettiği başarılar sebebiyle dost düşman birçok kişinin ismini duyduğunu biliyorduBuna dayanarak Osmanlının içinde bulunduğu durumu anlatmak üzere Osmanlı yöneticilerine ziyarete gidiyordu Nazır bey ile yaptığı görüşmede de ona içinde bulunduğumuz kötü durumu açıklamaya çalışmış fakat o kabullenmek istememiş gerçeklerin kendi bildikleri olduğuna inanmaya devam etmiştir Mustafa Kemal’i Heyeti Vukela’ya şikayet etmiştir
    Mustafa Kemal’e heyecanlı bir eğilim içinde olan Yakup Cemil adında bir kişi Bursa’da arkadaşlarıyla yaptığı bir ihtilalde Vatanın selameti için devlet başındakilerin öldürülmesi gerektiğini ve bunu da kendisinin yapacağını söylemiştir Ayrıca en önemlisi de vatanın kurtulması için devletin başına Mustafa Kemal’in gelmesi gerektiğini söylemiştir Daha sonra bu adam yakalanarak asılmıştır Mustafa Kemal Yakup Cemil’in bu hareketini doğru bulmamıştı, buna rağmen onu kurtarmaya çalıştı
    Mustafa Kemal Yedinci Ordu’ya ilk defa kumanda ettiği sırada bu ordunun da içinde bulunduğu gurup kumandanı General Falkenhayn’a önem verdiği konusunda hem fikir olmayınca münakaşa oldu ve durumdaha büyük makama aksetti General Falkenhayn Mustafa Kemal’in tamamen gerçeklerden oluşan görüşlerine değer vermemişti Bunun üzerine Mustafa Kemal bütün sonuçlarını kabul ederek isyankar bir şekilde kendi görevine son verdi ve yerine Ali Rıza Paşa’yı tayin etti Daha sonra Mustafa Kemal’i II nci Ordu Klığına tayin ettiler Mustafa Kemal onu da kabul etmedi Halbuki Mustafa Kemal sadece içinde bulunduğumuz acı durumu açıklamaya çalışıyor fakat onlar buna inanmak istemiyorlardı Bu sırada Mustafa Kemal’in İstanbul’dan Halep’e gitmek için yol parası dahi yoktu Mustafa Kemal bundan kimseye söz etmediği halde Falkenhayn Mustafa Kemal’e bir miktar altın gönderdi Mustafa Kemal bu paranın ordu ihtiyacı için gönderildiğini sandı Fakat daha sonra gerçeği anladı ve parayı Falkenhayn’a geri yolladıBirkaç at ve kısrak satarak para sağladı Bundan da anlayacağımız gibi Mustafa Kemal hiçbir zaman kendisini vatanından ön planda tutmamıştır
    Veliaht Vahdettin ve Mustafa Kemal’in Almanya gezisinde de Mustafa Kemal her fırsatta Vahdettin’e vatanın içinde bulunduğu müşkül durumu açıklamaya çalıştı Orada da birçok yere gezi yaptılar Her gittikleri yerde bir Alman komutanı onlara Alman ordularının gerçek durumunu değil de istedikleri yönlerini gösteriyorlardı Hatta birisinde Mustafa Kemal ve Vahdettin cepheye gidip Alman ordularını daha yakından görmek istedi Bu istekleri kabul edildi fakat daha oraya varmadan nereleri gezecekleri planlanmıştı Mustafa Kemal Vahdettin’den tecrübelerine güvenerek gösterdiği yöne gitmesini istedi ama Vahdettin yapılmış plandan dışarı çıkmadı Mustafa Kemal’de ondan ayrılarak gösterdiği yöne gitti Ağaçta gözcülük yapan bir Alman askeri ile görüştü Alman ordusunun kötü durumu hakkında önemli bilgiler aldı Görülüyor ki Alman ordusunun durumu kendi askerinin dahi durumu inkar edemeyeceği kadar kötüydü
    Seyahatten sonra Mustafa Kemal büyük bir rahatsızlık geçirdi ve bir süre dış ülkede tedavi gördü Bu sırada veliaht Vahdettin padişah oldu Mustafa Kemal ile görüşmek üzere yanına çağırdı Çünkü her fırsatta vatanın içinde bulunduğu durumu kendine anlatmaya çalışan Mustafa Kemal ile gezi sırasında bir çok görüşmeleri olmuştu Buradan Mustafa Kemal’in tek isteğinin mülk ve makam değil vatanın kurtuluşu olduğunu açıkça anlıyoruz
    Mustafa Kemal ile yaptığı görüşmede Mustafa Kemal kendisine her şeyden önce orduyu bizzat kendisinin kumanda ederek sahip çıkmasını istediAncak ondan sonra sağlıklı kararlar alınabileceğini bildirdi Günler sonra yaptıkları başka bir görüşmede Mustafa Kemal padişahın orduyu düzeltip başına geçmek yerine ilk önce halkı kazanmaya çalıştığını anladı
    Vahdettin birgün Alman generalleri ile görüşme yapıyordu Mustafa Kemal Alman generalleri olduğu için içeri girmek istemediğini belirttiAma Vahdettin özellikle onlar olduğu için içeri girmesini istediğini söyledi İçeri girer girmez Mustafa Kemal’e iltifatlar yağdırmaya başladı Sonunda Mustafa Kemal’i Suriye’ye kumandan tayin ettiğini ve oraları düşman eline kaptırmamasını söyledi Alman generallerine dönerek“ Bu kumandan dediğimi yapabilir” dedi Mustafa Kemal ATATÜRK bu görevin ona İstanbul’dan uzalaştırılmak için verildiğini biliyordu Sonra Mustafa Kemal ATATÜRK bu işin Enver Paşa ve Vehip Paşa’nın başının altından çıktığını öğrendi
    1 nci Dünya harbinde yüzlerce km uzunluğunda bir cephe üzerinde üç ordu vardı Bunların sadece isimleri orduydu Bu ordular zayıf, dağınık bir takım kuvvetlerdi Mustafa Kemal bu üç ordunun birleştirilerek tek ve sağlam bir ordu kurulmasını istiyordu Fakat bu tekliflere kimse kulak asmadı
    Bir gün Mustafa Kemal’e Erkanı Harbiye reisi o günün raporlarını okuyordu Bunlar her zaman yazılan basit raporlardı Yalnız bu raporlarda bir ingiliz esirin yazdığı rapor Mustafa Kemal’in dikkatini çekti Mustafa Kemal bu rapordan İngilizlerin bir kaç gün sonra bütün cephe üzerinde taarruz yapacaklarını anladı Kolordu komutanlarına tedbir aldırdı Ve Limon Van Sanders’e haber verdi Fakat o buna gülüp geçtiMustafa Kemal’in dediği gerçekleşti ve Limon Van Sanders’in ordusu bozguna uğradı Burada Mustafa Kemal’in ileriyi görme yeteneğini ve sezgi gücünü görüyoruz
    Mondoros mütarekesinin yapıldığı sıralarda durumun kabul edilemezliğini bir çok makama yazılar yazarak açıklamaya çalıştı ama kimse kulak asmadı
    Bütün bunlar olurken Mustafa Kemal bir taraftanda arkadaşları ile toplantılar yapıyor ve vatanın bölünmezliği için neler yapabilecekleri hakkında sabahlara kadar tartışıyor ve onların görüşlerini alıyordu
    Mustafa Kemal yine arkadaşları ile yaptığı görüşmede Anadolu’ya gitmeye karar verdi Bir vapur hazırlattı Mustafa Kemal tüm tehlikelere karşın Anadoluya en kısa yoldan gitmeye kararlıydı Bunuda ancak vapurla yapabilirdi Mustafa Kemal Sinop’a geldiğinde oradakilerden Samsun’a kolaylıkla gidebilecek bir yolun olmadığını öğrendi Fakat yine de o Samsun’a ayak basmak için o kadar acele davranıyordu ki zaman kaybetmektense tehlikelere göğüs germeyi tercih ediyorduZaten Mustafa Kemal daha yola çıkmadan Bandırma Vapuru’nun Karadenizde batırılacağı haberini aldı Bandırma Vapuru’nun pusulasıda bozuktu fakat o yine de yola çıktı
    Ve nihayet Mustafa Kemal Samsun Limanı’na ulaştı


  7. Mineli
    Devamlı Üye
    Atatürk'ün Avrasya Devleti (İsmet BOZDAĞ )

    KİTABIN ÖZETİ :
    KİTABIN ANA BÖLÜMLERİ :
    1 Milliyetçilik akımının Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki etkileri
    2 Atatürk’ün Avrasya Devletini kurma çalışmaları
    3 Türkiye - Sovyet Rusya ilişkileri
    4 Sonuç
    GİRİŞ :
    Gazi Mustafa Kemal, daha 1900’lü yılların başında Osmanlı İmparatorluğu 5,5 milyon kilometrekarelik topraklarda hüküm sürerken Balkan savaşı bile olmamışken, Selanik’teki arkadaş toplantılarında Osmanlı Devletinin parçalanacağını söylemiş fakat yerine neyin gelmesi gerektiğini söylememişti Mustafa Kemal Paşa hiçbir şeyi zamanından önce açıklamamış, zamanı gelmeden oluşmasına girişmemiştir
    1 MİLLİYETÇİLİK AKIMININ OSMANLI İMPARATORLUĞU ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ :
    Osmanlı Devletinden Yunanlılar, Sırplar,Romenler kopmuş Bulgarlar, Ermeniler, Araplar ve Arnavutlar sabırsızlıkla sıranın kendilerine gelmesini bekliyorlardı Parçalanmak Osmanlı İmparatorluğunun kaçınılmaz sonu idi Bu son çok uzakta değildi Osmanlı Devleti parçalandıktan sonra bırakacağı siyasi boşluğu ne dolduracaktı ? Mademki çok uluslu devletleri parçalayan milliyetçik akımları olduğuna göre, Osmanlı Devletinin bıraktığı siyasi boşluğu dolduracak toplum Milliyetçilik akımlarından etkilenmeyecek bir toplum olmalıydı Bu fikir Gazi Mustafa Kemalin beynini yıllarca tırmaladı Osmanlının bırakacağı boşluğun Anadolu yarımadasından Çin seddine kadar uzanan topraklar üzerinde dil,tarih, kültür birliği ve bütünlüğünü yaşayan toplumların kolayca bir araya gelebileceklerini düşündüğü ve ölümsüz bir devletin bu temeller üzerinde kurulabileceğini fark etti
    2 ATATÜRKÜN AVRASYA DEVLETİNİ KURMA ÇALIŞMALARI :
    “Dünyada şimdiye kadar başka başka milletlerin birlik kurdukları ve yüzyılları beraberce yaşadıkları görülmüştür Bizim, kurmak istediğimiz birliğin tarihte geçmişi olan birliklerin en üstünü olmasını isteriz”


    ATATÜRK
    Evet! Gazi Mustafa Kemal Paşa “Tarihte görülmüş birliklerin en üstününü” kurmak amacındaydı Bu fikri vicdanında bir sır gibi saklıyor bütün hareketlerini o noktayı hedefleyerek gerçekleştirmeye çalışıyordu İşte bu Atatürk’ün gözünde milli misak’tı Ülke Kurtuluş Savaşı’ndan çıkmış, düşman denize dökülmüş, vatan kurtulmuştu ancak ekonomi ve insan gücüde tükenmişti, bütçe neredeyse yok gibiydi enflasyon %250 ‘idi
    İşte böyle imkansız bir bütçeden 1924 yılında 200000 TL Ödenek ayrılmış ve “ Türkiyat Enstitüsü” kurulmuştu
    (200000 TL 200000 altının karşılığıdır)
    Mustafa Kemal Paşa yok canından işte bu koşullar içinde “Büyük Türk Devletleri Birliği” hayali uğruna bu ölçüde fedakarlık yapmayı göze alabiliyordu ve hedefine yürümeyi tüm bu fedakarlıkları hovardalık farzedenlere rağmen sürdürüyordu
    Türkistan ve çevresindeki Türk kaynaklı toplumların hareketlerini sürekli izledi ve paralel çalımalar yaptı
    3 TÜRKİYE - SOVYET RUSYA İLİŞKİLERİ :
    Gazi Paşa Büyük Türk Devletleri birliği kurma çalışmalarının gizli kalmasına büyük özen gösteriyordu Ancak Sovyetler Birliği bu folklör,etnografya,tarih düzeyinde sürdürülen çalışmalardan rahatsız oluyordu, çünkü Türkiye ile bu toplumlar arasında kurulacak ilişkiler yalnızca Sovyetlerin zararına olabilirdi çünkü, Osmanlı Devletinin defteri kapatılmış, onun yerine onun kadar güçlü ve ondan daha uzun ömürlü bir devletin defteri açılmıştı”Türk Cumhuriyetleri Birliği”
    4 SONUÇ :
    Selanik günlerinden beri bir sır gibi vicdanında sakladığı bu fikir artık gerçekleşme yoluna girmeliydi Onun için Türkiyat Enstitüsü yolunu seçmişti
    Türkiyat Enstitüsü harıl harıl çalışıyordu önce “ Türk Dili Encümeni” kuruldu Dildeki Arapça kökenli sözcükler yerine halkın içinde yaşayan Türkçe sözcüklerin yerleştirilmesi için bir ön çalışma başlatıldı Eğer bir Türk Dünyası yeniden kurulacaksa, dili Arap ve Fars dilinin egemenliğinden kurtulmalıydı Atatürk’ün bir diğer hedefi de; tarihti, tıpkı dil encümeni gibi bir tarih encümeni kuruldu Gazi Paşa Tarih konusunda oldukça titiz davranıyordu Tebliğlerin hepsini dikkatle okuyup gözden geçiriyor ve bu konuda çalışan yerli yabancı uzmanlara “Türk Tarihinin Anahatları” adını verdiği bir kitabın bölümlerini yazdırıyordu
    Mustafa Kemal tarihin devlet hayatındaki önemini çok iyi bildiği için bir yandan Dil Encümenini kurup ona dili sadeleştirme ve zenginleştirme görevi verirken bir yandan da bir Tarih Encümeni kurup onada Türk Tarihinin Orta Asya Türk Devletlerine kadar uzatılması çalışmalarına başlaması görevini veriyordu Tüm bunlar “Atatürk’ün Avrasya Devletinin” temelini atan çalışmalar olmuştur Ne yazık ki bütün bu çalışmalar Atatürk’ün vefatı nedeniyle yavaşlamış yarıda kalmış, hedefine ulaşamamıştır Tüm bunlar Atatürk’ün geleceği görmedeki ustalığını ve dehasını ortaya koymaktadır


  8. Mineli
    Devamlı Üye
    Atatürk’ün Fikir Sofrası (İsmet BOZDAĞ )

    KİTABIN ÖZETİ :
    Atatürk de, bildiğimiz bizim gibi bir insandı Bir çok kişisel özellikleri vardı İnsan ilişkilerinde nasıl davranırdı? Neyi sever, neye öfkelenir,nasıl düşünürdü? Günlük hayatı nasıldı,kaç saat uyur,kaç saat çalışırdı? Fikirlerini uygularken kullandığı metodlar nelerdi? gibi bir çok sorular aklımıza gelebilir Bu kitapta da bunların dışında ATATÜRK’ün sofralarından, verdiği eğlencelerinden, toplantılarından bahsedilmiştir
    “Atatürk’ün Sofrası” demek fikir ve kararlarını kesinleştiği an demektir Atatürk’ün hayatında dinlenme için ayrılmış bir zaman yoktur Uyumuyorsa, okumuyorsa, yazmıyorsa mutlaka sofrada arkadaşları ile bir şeyler konuşmakta, bir şeyler tartışmakta, haber alıp vermekte, uyguyalayacağı düşüncelerine sosyal taban hazırlamaktadır Atatürk’ün güçlü bir kişiliği olduğunu hepimiz biliyoruz O çevresindeki insanların , hatta yakın arkadaşlarının kendi karşısında rahat konuşmadıklarını , fikirlerini açıklamaktan çekindiklerini görüyordu Her şeyi bilmek , her bildiğini değerlendirmek inancında idi O nedenledir ki konuştuğu insanları rahatlatabilmek , her şeyi konuşabilmek ve çözümlemek için sofrasına çağırırdı Şu inançtaydı; içki ve dostlukla rahatlamış insanlar , bir süre sonra fikirlerini cesaretle ortaya koyar, bildiklerini , işittiklerini kendi görüşlerine göre değerlendirirlerdi Bu yüzden Atatürk; bir çok devlet ,memleket, dünya meselelerini zaman zaman sofraya getirmiş , orada konuşulmuş hatta karara bağlamıştır Devlet ,memleket , dünya olayları Atatürk sofrasının aynasıdır Fikirler ulusal görüşlere orada dönüşürdü Örneğin, sofrasındaki en yakın arkadaşlarını çevresinden uzaklaştırır, bakan,başbakan değiştirir ,kadrosunu kurar, kadrosunu tasfiye eder, halkı aydınlatır ve devlet adamlarını uyarırdı
    Bu kitabın genelinde Atatürk’ün sofralarından alıntılar mevcuttur Bunlardan bazılarına değinecek olursak:
    TÜRK MİLETİ’NİN ÖYKÜSÜ
    Bu bölümde Cumhuriyetin 10 Yılını kutlamak için verilen geceden bahsediliyor Gecede halkı ile eğleniyor ve onlara öğütler veriyordu Bir Yüzbaşıya da “Gençlik bilekte değil kafadadır” diyerek büyüklüğünü gösteriyor Ayrıca yeri geliyor, eğlence yerini meclise çeviriyor Yaptığı inkılapları anlatıyor Kırtasiyecilikle boğuştuğumuzu , vatandaşlara babadan oğula sıçrayan bir ideal verdiğimizi ve Yarının Türkiyesi’nin temellerini attığını söylüyor
    BİR GÜN ATATÜRK GİZLİCE KÖŞTEN KAÇTI
    Bu bölümde gerçekten Florya Köşkü’nden sıkıldığını Atatürk arkadaşı Nuri CONKER’e anlatırBir arabayla kaçarlar ve bir çocuk gibi sevinirler Bu arada askerlere “Merhaba Asker!”deyip, karşılığında topluca “Sağol” dendiğini anlatıyor Arabayla bir köye giderler ve orada Halil Ağadan ayran içip onu köşke yemeğe davet ederler Yemekte ise köylünün derdini sorunlarını dinler ve direkt bakanlara ve başbakana emir verir
    MAZARİK’DE BİR AKŞAM
    Yine köşkten kaçıp halkın arasına karışmıştı Sonra Harbiye Öğrencisi iken gelmiş olduğu Mazarik adlı kokteyl ve yemek salonuna geldi O’nun oraya geldiğini duyan vali, sivil ve resmi polisler otomobillerle gelince Atatürk rahatsızlığını dile getirir ve köşke döner
    YORGO’NUN MEYHANESİ
    Öğrencilik yıllarında geldiği yerlerden biriydi burası Köşkte arkadaşlarıyla otururken akıllarına gelir ve hemen oraya gidip, anılarını tazeleyip dertleşirler Bir ara halinden sıkılıp “Vatandaş olmak başka bir güzellik yahu”der
    Bu kitapta değinilen diğer anı başlıkları ise şunlardır;
    ATATÜRK AFERİSTLERLE BOĞUŞUYOR
    BİR ALTIN TABAKA HİKAYESİ
    DOKTOR REŞİT GALİP DEVRİMLER KONUSUNDA ATATÜRK İLE ÇATIŞIYOR
    MADAM SENYA OLAYI
    ÇALLI İBRAHİM’İN KÜRKÜ
    ATATÜRK İSMET PAŞA İLE ÇATIŞIYOR
    ATATÜRK’ÜN BEĞENDİĞİ BİR JEST
    YAHYA KEMAL’E VERİLEN SOFRA CEZASI
    DEVLET VE PARTİ
    ATATÜRK’ÜN YAKASINA YAPIŞTIĞI PARTİ
    ÇELİK PALAS’TA BİR AKŞAM
    ANKARA PALAS‘TA DANSLI ÇAY
    AHMET EMİN YALMAN ATATÜRK’ÜN MASASINDA
    ATATÜRK VE REFİK KORALTAY
    ATATÜRK’ÜN FRANSIZ SEFERİ’NE VERDİĞİ DERS
    KOLAĞASI MUSTAFA KEMAL
    ATATÜRK’E SUİKAST İHBARI
    BİR SOFRADA ÜÇ OLAY
    Kitapta adı geçen başlıklarda çeşitli yer ve mekanlarda Atatürk’ün yemeklerde, partilerde ve çaylarda aldığı kararlar ve düşünceler işlenmiştir Ayrıca Atatürk’ün en yakınlarından alınan her bir bilgi aynı olayın görgü tanıkları ile pekiştirilmiş, hafızalardaki yanlışlıklar düzeltilmiş ve gerçeğe en yakın biçime dönüştürülmüştür Atatürk’ün sofralarının temel felsefesi O’nun şu sözünde yatmaktadır: “HÜKÜMET UYANDI ,HADİ BİZ YATALIM”
    ANAFİKİR: Bizler konuştuğumuz insanları rahatlatabilmek, dertlerine çözüm bulabilmek, onları daha iyi anlayabilmek için en iyi yöntemi seçmeliyiz Onları yemeğe davet edip, dostluk, içki ve hoşgörü ile rahatlatarak,fikirlerini cesaretle ortaya döktürerek bildiklerini, işittiklerini acılarını ve sevinçlerini paylaşmalıyız Bu sayede hayatta bakış açımızı genişletmiş oluruz


  9. Mineli
    Devamlı Üye
    Atatürk Olmasaydı (Cemal KUTAY)


    KİTABIN ÖZETİ :
    Atatürk olmasaydı, Çanakkale Zaferi olmazdı
    Çanakkale Zaferi olmasaydı İngiliz, Fransız, Ruslardan oluşan itilaf devletleri, savaşı planladıkları üzere en çok 17 ayda zaferle bitirir Rus çarlığı haşmetle sürer, İstanbul / Boğazlar Rusların eline geçer, Sevr antlaşmasının şartları gerçek olurdu
    Trablusgarp ve Balkan harpleri yenilgilerinden sonra morali sıfır benliği yok olmuş ezik ve bitik Türklük için destan devri kapanır
    Dünyanın hiçbir esir milletinde emperyalizmin baskısı altında, milli kurtuluş fikri oluşamaz ve hareket gelişemez Çarlık Rusya yıkılmasaydı Orta Asya ve Kafkasya’daki Türkler kısa süreli de olsa bağımsız devlet kuramazdı
    Çanakkale savunması dominyon sömürgelerde bağımsızlık ve haysiyet şuurunu uyandırdı
    Atatürk olmasaydı orduyu politika dışında tutmak mümkün olmazdı İkinci büyük Millet Meclisinde bu prensip tatbik edildi Bu durumda olanlar ya asker ya Milletvekili oldular Atatürk olmasaydı üzerinde çağın damgası olan hiçbir hareket ve müesseseyi maziden koparıp kuramazdık Ya hep ya hiç aydınlığını onda bulduk
    Milliyetçilik duygusundan yoksun kalmaya devam edecek, eşiğinde olduğumuz ümmetçilik kazanına düşecek, hiçbir zaman sağlam olamamış bir din kardeşliği kisvesi altında ya Arap ya Acem şoven milliyetçiliği potasında kaynayacaktık Araplaşma – araplaştırma düzeni (URUBE)’nin hammaddesi olacaktık
    Atatürk olmasaydı, Türkiye zamanın şartları içinde Bolşevik rejimini kabul edebilirdi
    Atatürk olmasaydı, kadın hak ve hürriyetleri öteki işlam ülkelerinin şartları içinde kalacaktı
    Atatürk olmasaydı, Devlet, hayat idare-i maslahat (yaşanılan günü kurtarma) Maslahat-amiz illetinden kurtarılamazdı
    Atatürk olmasaydı, Kurtuluş mücadelesi süreci içerisinde gerçek hürriyet ve istiklâllimizi imkansız kılan tatbik, safhasındaki bütün dünyanın Ermenilerle ilgili almış olduğu kararı hak-adalet-tarih hakikatleri içinde lehimize sonuçlanması asla mümkün olmayacaktır
    Atatürk olmasaydı, sanat ve sanatçının değeri bugünkü değerine gelemezdi Toplum içinde sanatkarı özlenen mevki, makamların üstünde görmek ve bunu tescil ettirmek o günlerde ancak ona has bir özellikti
    Atatürk olmasaydı bizler ve bizden sonrakiler, şahsi tercihini bir tarafa iterek, milleti için değişmesi şart bir çağ sanatı anlayışı adına fedakarlık örneği gösteremezdi
    Atatürk olmasaydı, bizi benliğimize kavuşturan gerçek tarihimizden de cehaleti yenmek için tek dayancımız olan Türk alfabemizden mahrum kalırdık
    Atatürk olmasaydı, bugün ülkemizdeki hümanizm kuruluşları ya hiç olmaz, olsalar bile yasal statüyü koruyamaz, içe açık dışarı kapalı kalmaya mahkum ve mecbur olurduk
    Milletin imkanlarının devlet hayatında daima göz önünde tutulması, lüks- gösteriş-şatafattan uzak, aynı zamanda vakarlı haysiyetli- zevkli, güzel-asil-cazibe olabilme yapısı devlet varlığına hakim onunla beraber gelmiştir
    Osmanlı İmparatorluğunun kaybettiği topraklar üzerinde bağımsız ve manda ferliği kabullenmiş 13 Devlet kurulur Atatürk sayesinde bunlar ile “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesine uygun olarak dostluklar kuruldu
    Atatürk olmasaydı, yaşanılan şartlar ne olursa olsun, İstiklal ve hürriyet için açıkça ifadesi şart gayeleri devlet literatürüne o sokamazdık
    Atatürk olmasaydı, din ve maneviyatı akıl ve mantıkla böylesine bağdaştıran bir başka insan bulamazdık
    Atatürk olmasaydı, ülkemiz ve milletimiz üzerinde asırlarca oynanmış haksız, ahlaksız senaryoların tortularından kurtulamazdık
    Atatürk olmasaydı, Türk milleti için kusur olarak gösterilen


  10. Ziyaretçi
    çok gzel şiirler bence ama çok uzn!!!

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
atatürkün kişilik özelliklerini anlatan şiirler,  atatürkün kişilik özelliklerini anlatan kısa şiirler,  atatürkün kişisel özelliklerini anlatan şiirler,  atatürkün kişilik özellikleri anlatan şiir