+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Ülkemizdeki müzik türleri hakkında bilgiler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Ülkemizdeki müzik türleri hakkında bilgiler









  2. Mineli
    Devamlı Üye





    ülkemizdeki müzik türleri listesi


    1-Acılı ve acısız arabesk müzik,
    2-Arabesk halk müziği,
    3-Arabesk müzik,
    4-Arabesk pop müziği,
    5-Arabesk sanat müziği,
    6-Arap müziği,
    7-Azeri müziği,
    8-Balkan müziği,
    9-Batı sazlarıyla halk müziği,
    10-Batı sazlarıyla sanat müziği,
    11-Caz müziği,
    12-Country müzik,
    13-Çigan müziği,
    14-Çocuklar için batı tarzı müzikler,
    15-Çocuklar için Türk müziği,
    16-Çok sesli halk müziği,
    17-Çok sesli koro ve orkestra müzikleri,
    18-Dans müziği,
    19-Doğu müziği,
    20-Ege müziği,
    21-Ermeni müziği,
    22-Film müzikleri,
    23-Gençlik müzikleri,
    24-Güneydoğu Anadolu müziği,
    25-Halk müziği oyun havaları,
    26-Hard rock müziği,
    27-Hint müziği,
    28-İlahiler,
    29-İspanya müziği,
    30-Jenerik müzikleri,
    31-Karadeniz müziği,
    32-Klasik Türk müziği,
    33-Konçertolar,
    34-Latin Amerika müziği,
    35-Marşlar (yerli ve batı),
    36-Metal müziği,
    37-Mevlevi müziği,
    38-Modern müzik,
    39-Nefesler (Bektaşi müziği),
    40-Opera müziği,
    41-Operetler,
    42-Orta Anadolu müziği,
    43-Oyun havaları Sanat müziği,
    44-Özel sanat müziği konser müzikleri,
    45-Özgün halk müzikleri,
    46-Özgün müzik,
    47-Pop caz müziği,
    48-Popüler folk müziği,
    49-Popüler müzik,
    50-Rap müziği (rep),
    51-Reggae (regi) müziği,
    52-Reklam müzikleri,
    53-Ritm sazlarıyla yapılan müzik,
    54-Roman müziği,
    55-Romantik Türk müziği,
    56-Salon orkestrası repertuvarı,
    57-Saz eserleri, 58-Senfonik müzik,
    59-Tasviri saz eserleri,
    60-Trakya müziği,
    61-Türk dini müziği,
    62-Türk hafif sanat müziği,
    63-Türk halk müziği,
    64-Türk sanat müziği,
    65-Türkçe sözlü hafif batı müziği,
    66-Yöresel âşıklar müziği,
    67-Yunan müziği.




  3. Mineli
    Devamlı Üye
    ülkemizdeki müzik türleri Hakkında


    Evet arabesk deyince aklımıza gelen o bildik ritim ve melodiler. Kimi zaman acı veren duygularımıza rehberlik ederler, kimi zaman da hayata dört bir koldan sarılmayı. Ülkemiz ve hatta yurt dışındaki bir çok vatandaşımız veya komşu ülkemizin vatandaşlarının dinledi i müziktir "Arabesk".

    Peki gerçekten Arabesk nedir?. Sadece sanatın bir yönümü acaba. Gerek bizim bildi imiz manada bir Türk Müzik stili mi gerçekte. Yoksa sadece müzik haricinde sanatın bir çok dalında oturmuş bir kavram mı ? Bildi iniz üzere Türkiye' de kavramlar kargaşası yaşanmaktadır. Bunun nedeni öz kültürden uzaklaşma, hızlı ve yo un de işen teknolojik ve kültürel yapı. Gerekse batılılaşmanın getirdi i bir takım kimlik bunalımları. Eklendikçe birikip yı ınlaşan sebepler yuma ı diyebiliriz. Şimdi diyeceksiniz ki "Baba' ya neler anlatıyorsun sen !.Ne alaka bunlar!. sen Arabesk' ten haber ver dediklerinizi duyar gibi oluyorum" Evet bir çok konulara de inmemiz gerekecek. Arabesk hakkında tam ve detaylı bilgi edinmemiz için bazı konuları de inmek lazım.
    Peki o zaman nedir Arabesk?


    En Anlamlı Şekliyle Arabesk

    1950' li yılların sonlarında Nuri Sesigüzel ile başlayan ama Orhan Gencebay ile asıl anlamı kazanan arabesk müzik daha sonraki yıllarda Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Hüseyin Altın, Hakkı Bulut, Gökhan Güney ile doru a ulaşmıştır.


    Orhan Babanın arabesk müzi inin do uşu ve gelişiminde en büyük otorite diyebiliriz. Yapılan bu müzi in tartışmaları onunla başlamıştır. Halkımız çok çabuk benimsemiştir. O dönemlerde türküler ve klasik Türk müzi i revaçta idi. Taşralar Türk Halk müzi i ile mutlu olurken kentlerde Türk Sanat müzi i revaçta idi. Tabi batı özentisi a ırlıkta olan bir kesim ise batı müzi ine yönelmiştir. Klasik batı müzi i ile yo rulmaya ve anlamaya çalışıyorlardır. Derken Batının rüzgarı Türkiye' yi de çarptı. Klasiklerden pop ve jazz denilen country a ırlıkta müzikler yapıldı.

    Derken Batının rüzgarı Türkiye' yi de çarptı. Klasiklerden pop ve jazz denilen country a ırlıkta müzikler yapıldı. Fecri Ebcio lu, Alpay, Erol Evgin ve bunların yanında pop gurupları . Ama Anadolu halkına ilk zamanlar bu tür müzikler uzaktı. Büyükşehirlerde hatırlı semtlerde dinlenirdi.

    Rock müzi idünyayı sarsarken Türkiye' de de etkisi görülmüştür. Ama pop ve jazz müzikte oldu u gibi bu müzikte Anadolu halkına uzaktı. Batı hayranlı ı içinde yaşayan kişilerce bu müzik yayılmaya çalışılmıştır. Bazı sanatçılarımız ise Anadolu Rock müzi i altında bu müzi i azda olsa sevdirmişlerdir. Hatta Anadolu halkıda çok sevmiştir. Özellikle Barış Manço, Erkin Koray, Mo ollar Ama büyükşehirlere göçen halkımızın duygularını da tam olarak ifade etmekten uzak kalmışlardır.

    Gecekondudan yaşayan halkın ezilmişli i, aşkları, feaodal yapının kurbanlarını ifade eden bir protest müzik do muştur. Arabesk müzik. Kısa zamanda gerek Anadoluda gerekse Büyükşehirlerde yaşayan düşük gelirli aileler tarafından sevilmiştir. Hayatın haksızlı ına bazen kaderci bir tutum bazende çözüm getirecek konular ile yapılan şarkılar halkımızın duygularının rehberi olmuştur. Herşeyden önce Türkiye' de do muş ve Türkiye' nin aynası olmuştur. Yaşanan duygulardan beslenmiş taki günümüze kadar gelmiştir. Artık yaşam tarzı olmakla beraber müzik tarzı olarakta bazı otoritelerce ne kadar istenilmesede kendini kabul ettirmiştir.

    Bireylere indirgedi imiz de kimi aşkını bulmuş kimisi ekonomik yetersizli i verdi i çile dolu hayatlarını bulmuşlardır. Halk müzi i ile Sanat müzi i arasında çok sesli protest tarzda bir Türk Müzi idir. Amerika' da do an Rock müzi i nasıl onlara göre protest müzik ise Arabesk müzik ise Türkiye' de gelişen çok sesli protest bir olmuştur. Eserlerdeki konular ço u zaman de işik olsada çıkış kayna ı olarak bir benzerlik kurabiliriz.

    Altmışlı yılların sonunda Orhan Gencebay, Nuri Sesigüzel ile başlayan arabesk müzik Ferdi Tayfur, Muslüm Gürses İbrahim Tatlıses ile tüm yurtta en çok dinlenen müzik olmuştur. Yetmiş yıllar Arabeskin yayılma yılları olarak de erlendirirsek, 80' li yılların başlarında ise Arabesk Müzi in en dorukta oldu u zamanlardır. Bir çok pop, rock ve sanat müzigi sanatçıları piyasa koşullarına uymak için ya tam arabesk kaset yapmışlar yada üç beş arabesk şarkı albümlerine ilave etmişlerdir. 80' li yılların sonu ve 90' lı yılların başlarında Arabesk müzi e ilgi azalırken pop müzigi patlama yapmıştır. Yine de arabesk Müzigi kadar dinleyeci kitlesine ulaşamamıştır.

    Daha önce de indi imiz gibi 90' lı yılların sonlarında özel tv ve radyoların iyice ço alması ile yasaklı arabesk müzik kendini geliştirebilen ve sesini daha çok alana ulaştırabilen müzik olmuştur. Bu arada eskisi gibi protest etkisi azalmıştır. Artık kendi arasında türdeşleri çıkmıştır. Soft arabesk ( taverna ve pop karışımı ). Şarkılardaki konular toplumsal mesajlardan ve bireyin başkaldırışlarından farklı konular almaya başlamıştır. Tabiri caiz ise Damar şarkılar azalmıştır. Evrimleşen ve gelişen arabesk müzik bu günümüze gelmiştir. Kasetleri en çok satan, konserleri en çok kalabalık olan ve halka en yakın olan müzik olarak Türkiye' nin Müzik Literatüerinde yarini sa lamlaştırmıştır. Öcü edebiyatı yapanlar, sık sık eleştirenler artık arabesk Müzi i kabullenmişlerdir.

    ARABESK PASAPORT


    Adı: Arabesk
    Soyadı: Türk Müzigi
    Lakapları: Gecekondu ve Varoş müzi i, Dolmuş müzi i, Acılı müzik, İsyankar Müzik, Bunalım Müzik, Damar
    Do um Tarihi: 1960' lı yılların başı
    Anne Adı: Türkiye
    Baba Adı: Türk Halkı
    Tabiyeti: Türkiye
    Kurucuları: Orhan Gencebay, Nuri Sesigüzel

    BABALAR : Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Muslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Hüseyin Altın, Cengiz Kurtoglu,.


    UNUTULMAYANLAR : Nuri Sesigüzel, Esengül, Biricik, Gökhan Güney, Selami Şahin, Hakkı Bulut, Çoşkun Sabah, Arif Susam, Kahtalı, Cavit Karabey


    KRALİÇELER : Bergen, Kibariye, Tüdanya, Ebru Gündeş, Mine Koşan, Neşe ve Gülden Karaböcek, Güllü, Ebru Yaşar, Bülent Ersoy, Ceylan

    GELECEĞİN BABALAR : İbrahim Erkal, Mahsun Kırmızıgül, Hakan Taşıyan, Alişan, Emrah,Güçlü - Derviş Soydemir,Ömer Danış, Ümit Yaşar, Azer Bülbül,

    ARABESK TERMİNOLOJİSİ


    Baba : En çok sevilen, Delikanlı ve agırbaşlı, yardımsever, reklamı sevmeyen arabesk sanatçısı
    Damar : En acılı sözlerin ve müzi in bulundugu arabesk şarkı. Dinledikçe kişiyi kendinden geçiren şarkılar.
    Kader ve çile : Önüne geçilmesinin çok zor oldugu, kabullenmenin ise olmadıgı mücadele kayna ı
    Fantezi : Soft arabesk. Gerek konuları gerekse meledoleri daha yumuşak arabesk şarkılar.
    Zalimler : Kader, Aga, Parasızlık, Zengin kız babası, kızını vermeyen baba, Töre, Aldatanlar, mahpusluk
    Mapushane : Çilenin olgunlaştı ı, saçları agartılan yer, kader oyunu
    Akşamlar : Hasretlik,
    Geceler : Hasretlik, İsyan, Yalnızlık, Kirlenme
    Sabah : Hiç Olmaz
    Ölüm : Sevgili u runa, İsyanın sonu, çözümsüzlük
    Aşk : En yogun yaşanan duygular, Kavuşamama, hasretlik, Acı kaynagı
    İsyan : Haksızlıga, Aldatılmışlıga, Zalimlere
    Jilet : Olmaması gerekir.
    Efkar : Onsuz akşamlar olmaz





  4. Mineli
    Devamlı Üye
    arap müziği

    Arabistan Yarımadası, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşayan Arap ya da Araplaşmış ulusların müziği
    ./. İslam Öncesi. Bu dönemde Orta Arabistan konar göçer kabilelerinin müziğiyle Yemen ve kuzeydeki Hira ve Gassan krallıkları yerleşik halklarının müzikleri arasında ayrılıklar vardı. Ancak her ikisinde de çalgı müziği şiire dayanan ses müziğinin hizmetindeydi. islam öncesinin seslendirilen şiirleri Bedevi yaşamını, güç koşulların egemen olduğu çevrede aşk ve şarap kıvancını, düşmanın yerilerek kabile yiğitlerinin savaş gücünün övülmesini, ölüler için yakılan ağıtları yansıtırdı. Ağıtlar özellikle kadınlarca yakılırdı. Aşk ve şarap şiirlerindeyse şaraplı eğlentilerde şarkıcı kızların saçtığı mutluluk dile getirilirdi. Müziğin dinsel törenlerde de önemli yeri vardı; ancak Müslümanlığın putataparlık törelerin yıkması nedeniyle bu konuda çok az bilgi kaldi. Yine de, islam öncesi Arap müziğinin tek sesli yapıda olduğu bilinmektedir. Eşlik eden herhangi bir çalgı ya söylenen şarkıya destek olmak ya da tempo tutmak için kullanılırdı.
    //. İslamlığın Başlangıcından Osmanlı Egemenliğine Kadar Olan Dönem. Müslüman Arapların fetihleri müziklerini başlıca iki biçimde etkiledi; 7. ve 8. yy’larda ele geçirilen toDraklar Arapları yüksek kültür düzeyindeki iranlılar ve Bizanslılar ile doğrudan ilişkiye geçirince özellikle iran müziğinin uygula-nım öğeleri benimsendi. Ancak, şeriat müziğe karşı çıktı. Bu yasaklamayla müziğin saray çevrelerinde yaygınlık kazanması engellenemediyse de, dinsel amaçlarla kullanılamayacağı kesinleşti. Gerçi Kur’an’ı nağmeyle okumak özünde müzik özellikleri taşı-maktaysa da bu konu yasal bir saptamayla din dışı müzikten ayrı tutuldu, zamanla da kendi teknik anlatımını buldu. Şeriatın müziği yasaklaması,müzikle uğraşanları doğrudan tanımlar yapmak yerine simgesel yönleri vurgulamaya yöneltti. Sofiler (islam Gizemcileri) için duygusal (özellikle erotik) çağrışımlar tanrı sevgisini simgeleyen bir kavram oldu ve müzik tasavvufta marifet yolunda kullanılabilir bir araca dönüştürüldü. Daha sonra ahenkli makamlar için de benzeri çağrışım düzenlemeleri yapıldı. Düşünürlerden El-Kindi (öl. yak. 873) lavta türünden dört telli sazların evren-bilimsel özellikleriyle uyumlu makamlar arasında yakın ilişkiler kurdu. Farabi’(öl. 950) ile ibni Sina (öl. 1037) iki ses arasındaki perde ayrılıklarının sayısal irdelemesi üzerinde durarak dört notadan oluşan yarım oktavlık akort türleri geliştirdiler. Ud, tambur, rebab, mezamir, maazit gibi başlıca ezgi çalgıları hakkında ayrıntılı bilgi veren Farabi’nin Kitab el-Musiki el-Kebir (Büyük Müzik Kitabı) dönemin müzik uygulamasına ışık tutan değerli bir kaynaktır. 10. yy’ın anıtsal eseri Kitab el-Eghani (Şarkı Kitabı) ise teknik olmaktan çok şairler ve şarkıcılarla ilgili yaşam öykülerini içerdiği gibi, müziğin saray çevreleri üzerinde oynadığı rolü de açıklar. Kitap ayrıca, saray müziğinin halk müziğinden ayrılmaya başladığını da belirtir. Bizans ve iran müziğinin öğelerinden etkilenen Arap müziği Emeviler döneminde (661-750) sekiz diyatonik makamdan oluşan bir dizi geliştirdi. . Şarkıcı, besteci ve udi ishak el-Mevsili bu dizinin en önde gelen temsilcisiydi. Uta beşinci bir tel ekleyen çömezi Ziryab, ispanya’da ustası kadar ünlendi. 9; ve TO. yy’larda ishak el-Mevsili’nin yolunda yürüyenlerin getirdiği yenilik salt diyatonik makam düzenine durakla; “inîciljk” ve “çıkıcılık” kazandırmak. loidu. 13. yy’da yaygın kullanımda olan en azından*30 makam vardı; Bunların çoğu duraklı ve inişli-çıkışlı olup bugüne kadar Ortadoğu sanat müziğinin tipik,bir. özelliği olarak kaldı. Mak’âTnlari’ qk%y gam olan Seyfettin el-Urmavi, Kutbedin Şirazi. Abdulkadrr ve El-Ledhiki 13. ile 16. yy’ lar arasının en önemli kuramcılarıydı. Ezgi makamlarının gelişmesi yanında uyumlu makamların sayısı da sekizden, yirmiye yükseldi. Uyumlular bir takım iran ve Türk kökenli makamları yapısına aktarırken, kimi “aksak” dans ritimleri de benimsendi. Bu arada makamlar üç gruba ayrıldı: “basit”, “şed” ve “mürekkep”. Birtam dörtlüyle birtam beşlinin birleşmesinden oluşan ve “güçlü”sü ek yerinde bulunan dizilerin makamına “basit” adı verildi. Basit makam dizilerinden en pest ses her zaman “durak”, dörtlüyle beşlinin ek yeri olan ses “güçlü” yedinci ses de hep durağa gitmek istediğinden “yeden” adını alır. Bir makamın gerçek yerinden alınıp bir başka perde üzerine çekilmesine de “şed” dendi. “Mürekkep makam” ise yapısında birden çok “basit” bulunan makamdır. Mürekkep makamlar da duraklarına göre sekiz gruba ayrıldı. Daha sonra bunlara biçimlerine bakılarak ayrı adlar verildi: “naşid el-arap”, “neva”, “kav!”, “ferahfeza”, “gazel”, “terane”, “rubai” gibi.
    ///. Osmanlılar ve Sonrası. 16. ile 19. yy’lar arasında Arap dünyasının büyük bölümü Osmanlı egemenliği altında kaldı. Bu dönemde ;Arap müziği Türk müziğini çalgı yoluyla etkilediyse.de. ses’ müziği olarak Osmanlıların elinde yepyeni bir anlam kazandıktan sonra Türk klasik müziği adıyla saray çevrelerinin tekelindeki Arap sanat müziğini önemli ölçüde etkiledi. Ancak, Osmanlı müziği de yapısında Arap ve iran müziğinin geleneksel öğelerini taşıdığından, bu olay temelde büyük değişimlere yol açmadı. Dolayısıyla yukarıda anılan makam ve ritim tanımlamaları 20. yy Arap sanat müziği için de geçerli kaldı. Çağdaş makam orta-çağlardaki atasına oranla daha karmaşık olmakla birlikte temel yapısı aynıdır. Doğu Arap Dünyası. Mısır’dan Irak’a kadar uzanan bölgede makam dağarı oir ölçüde değişse de, temelde ses düzeni aynıdır. “Taksim” ile “başraf” bu bölgenin en önemli çalgı müziği biçimleridir. Irak ayrıca iran ile birlikte “tahrir” adlı ses tekniğini paylaşır. Kuzey Afrika. Ayrı bir sistemi olan Moritanya dışında Kuzey Afrika sanat müziği (âlâ, ma’luf) “neva” makamına dayalıdır.
    Çaigılar. Arap müziği şu çalgılarla yorumlanır: Ut, rebab (iki telli keman), kemence, tar, tef, darbuka, ney, kanun, santur, tebl (davul), nekkare (kazan biçimindeki büyük davul), buk (boru), nefir (trompet), tambur, jank (arp). Batı Etkisi. Arap sanat müziği öteden bu yana kentlerde yaşayan üst ve orta sınıfların tekelindeydi ve sarayın korumasında gelişti. 20. yy’da bu durum ortadan kalkınca, kentsel topluluklar Batı etkisine açık kaldılar. Sonuç olarak, kimi müzikçiler Klasik Batı Müziği’ ni öğelerine katıp yeni biçimler elde etme girişiminde bulunduysa da bugüne kadar bu yönde yüreklendirici sonuçlar alınamadı. Öte yandan, kırsal kesimin tekelindeki halk müziği batılılaşma akımından çok az etkilendi.


  5. Mineli
    Devamlı Üye
    azeri müziği

    Azerbaycan, ona sayısız işgaller-savaşlar yaşatan, pek çok halkla kaynaştıran son derece özel bir bölgede yer alır. Bu kesişim noktasında birçok farklı etki (Kafkas, İran, Türk, Türkmen) aynı potada eriyip tamamen kendine özgü bir kültür ve doğallıkla kökü çok eskilere dayanan disiplinli bir müzik geleneği ortaya çıkarmıştır. Geleneksel Azerbaycan müziği için "Kafkasya ve İran müziğinin tekil bir çeşitlemesi" tanımı, belki bir dereceye kadar doğru ama eksik ve hafiftir. Bölgenin nesilden nesile aktarılan müzik mirası hem form çeşitliliği, hem melodik zenginlik, hem de ince nüanslara dayanan oldukça, karmaşık MUĞAM (makan) sanatı açısından, kendi çevresindeki en köklü yapı olma özelliğindedir.

    Aşık müziği kuşkusuz Azeri müzik kültürünün en başta gelen kaynağıdır. Azerbaycan'da yüzyıllardan bu yana Anadolu'dakine benzer, belki de ondan daha sağlam bir aşık müziği geleneği bugün de süregelmektedir, hem de etkisinden pek fazla birşey yitirmeden.

    Aşık genellikle halk şarkısını, akordu Anadolu'dakilerden farklı bir saz eşliğinde seslendirir. Nadiren de balaban ve diğer halk çalgıları eşlik edebilir. Aşıklar kendilerine özgü bir söyleme tekniği sergilerler ve bu teknik bize bir parça Türkmen Bakşi geleneğini çağrıştırır.

    Aşık müziginin çeşitli türleri bulunur: Ulusal kahramanlara adanmış destanlar, şarkı biçiminde söylenen şiirler ve aşk şarkıları. Bu derlemeye alınan Aşık Alaskar, kendine özgü bir ekol yaratmış en ünlü aşıklardandır.

    Yüzyıllar içinde olgunlaşarak günümüze ulaşan Muğam sanatı, uzmanlaşmış profosyonel müzisyenlerin icra ettiği oldukça üst düzeyli bir sistemdir. Muğam sözcüğü Türkçe'deki makam tanımına bir dereceye kadar uyar. Belli bir melodik dizinin temel alındığı Muğam'lar daha çok tar ile, bazen de başta kemençe olmak üzere birçok geleneksel çalgıyı içerebilen sazandar orkestraları tarafından seslendirilir. Başta ve aralarda belli temalar birlikte çalınır ve bu temaların araları uzun doğaçlamalarla işlenir. Muğamlar kimi zaman enstrumental, bazen de yine tar ya da sazandar orkestraları eşliğinde bir şarkıcı tarafından seslendirilir. Muğam'ların sözleri büyük Azeri ya da Kafkas şairlerinin şiirlerinden alınmıştır genellikle.

    Azeri Muğam sisteminde yedi Muğam bulunur: Rast, Şur, Segah, Şuşter, Çargah, Bayati - Şiraz ve Humayün. Her Muğam'ın belli bir ruh durumunu betimlediği söylenir. Örneğin Çargah heyecanlı ve tutkuludur, Şur ise içlidir.

    Azerbaycan halk şarkı ve dansları da bir o kadar zenginlikte ve çeşitliliktedir. Hem kullanılan çalgılar, hem ritm özellikleri, hem de melodik dizileri açısından özgünlüğü su götürmez olsa da, Azeri Folklorü diğer Kafkas halklarının genel müzikal eğilimlerini de içinde barındırır. Başta Klasik İran Müziği ve Ermeni Halk Müziği olmak üzere, birçok Kafkas karakteristiğini kolayca bulabiliriz bu gelenek içinde.

    XX. Yüzyılın başına geldiğimizde, Azerbaycan'da hala tam olarak açıklanamayan birçok koşulun bir araya gelmesi sonucu, müzikte çok büyük bir gelişme süreci yaşanmaya başladı. Başta Azerbaycan Halk Müziğinin ilk sistematik kuramcısı, besteci-çok yönlü müzik adamı Üzeyir Hacıbeyli olmak üzere ardı ardına çok sayıda büyük besteci yetişti. Hacıbeyli, ünlü azeri şair Fuzuli'nin aynı adlı mesnevisinden ilk halk operası Leyla ve Mecnun'u 1908'de sahneye koydu. Böylece halk operası kavramı ilk kez literatüre giriyor, d,ğer kafkas halklarında da (örneğin Gürcistan) kendi halk müzikleri etkisinde benzeri halk operalarının bestelenmesine yol açılıyor, daha sonra da tüm dünyada Azeri Müziği denen bir olgu ortaya çıkıyordu. Yazdığı halk operalarında Klasik Batı Müziği Çalgılarıyla Azeri halk çalgılarını, özellikle de tarı bir arada kullanan besteci, opera sanatının anlatım olanaklarıyla Muğam geleneğinin içtenliği yoğun bir halk müziği atmosferi içinde birleştirmiştir. Üzeyir Hacıbeyli, çağdaşı Müslüm Magomayev'le birlikte ilk müzik okulunu kurmuş, ilk halk çalgıları orkestrasını oluşturmuştur. İşte bugünün gelişmiş Azerbaycan halk ve klasik müziğini bu iki müzik türünün karşılıklı etkileşimine borçluyuz. Sonraları Köroğlu, Arşın Malanan gibi operalarla; Fikret Amirof, Kara Karayev gibi bestecilerle; Bülbül (Murtuz Memodov), Reşit Beybutof gibi olağanüstü seslerle Azerbaycan müziği tüm dünyada hatırı sayılır bir saygı kazanmıştır.

    Ülkemizde de Kars yöresi Azeri'lerinin taşıyıcılığı sayesinde, Azerbaycan halk müziğine karşı, büyük ölçüde ticari olsa da yoğun bir ilgi söz konusu. Ancak ne yazık ki bu zengin gelenekten bize yansıyabşlenler Azeri karakterini yansıtmaktan çok uzak. Taşınan örneklerin moda türkülerle sınırlı kalışı, ciddi telaffuz hataları, kötü icralar, ortaya yalnızca yozlaşmış bir tekrar çıkarmakta. Bu derlemeyi hazırlamamda, bundan duyduğum rahatsızlık büyük ölçüde etkili etkili oldu.

    Derlemeye, klasik müzikle etkileşimin ortaya çıkardığı yapıtlardan -bütünü bozma kaygısıyla- örnek almadım. Burada yalnızca, az sayıda muğam örneği yanında, otantik halk çalgılarını tanıtma amaçlı örneklerle, bazı sevşlen halk şarkı ve danslarını bir araya getirmeye çalıştım.

    Tanıdığımızı ve benzediğimizi sandığımız bir halkın müziğinden solmamış bir çiçek demeti sunmayı amaçladım.


  6. Mineli
    Devamlı Üye
    Balkan Müziği Nedir?


    Uğruna kanlı savaşların yapıldığı, lanet olası katliamların düzenlendiği, anlamsız ayrılıkların, zoraki göçlerin yaşandığı "sınır" kavramının tamamen ortadan kalktığı bir müziktir bu bence balkan ruhu; mavi semanın beyaz bulutları arasından masumane süzülen bir martı gibi sınır tanımaz özgürlükle bütün ülkelerin üzerinde eşit uçar. Boşnak'ının, Makedon'unun, Arnavut'unun, Hırvat'ının, Sırp'ının, Rum'unun, Bulgar'ının yıllardır yan yana yaşadığı ayrılıkların, aşkların, özlemin, acının, sevincin ortak eseridir bu müzik. Vardar Nehri'ne bakan, Neretva kıyısında yürüyen, Sarajevo köprülerinden Miljacka'yı izleyen, Skopje gecelerinde mehtabı içine çeken, Hellas'ın tüm çirkinliklerinden uzak yeşil köylerinin güzel kokusu ile şenlenen, Kosova'nın leziz kasabalarında festival sarhoşu olan; yani balkan rüzgarı sinesine çarpmış her kişinin yürek çarpıntısıdır Tarihiyle, kültürüyle, siyasetiyle ama en çok da müziği ile bir iç çekme coğrafyasından yükselen " offf! " lardır
    Farklı bir üslubu vardır bir de bu müziğin. Melodi ile sözler asla uymaz Kimi şarkılar vardır mesela; dinlerken öyle hareketli, öyle kıpır kıpır gelir ki "kim bilir nasıl eğlenceli bir hadiseden bahsediyor" diye düşünür insan. o anlatılan aslında iki kayıkçının derin sulara gömülmüş hayallerinden başka bir şey değildir. Başka bir şarkıda da ritme ayak uydurmak şöyle dursun dinlerken bile yorulursun. Ama onda da bir ayrılık, terk ediliş anlatılıyordur halbuki Balkan insanının her zaman gülen yüzü, her şeye rağmen ayakta kalışı, içinde yeşil tuttuğu umutları, neşesidir buna sebep olan
    Bir de bu müzikle seyahat edebilirsiniz Evet, seyahat dedim Gözlerini kapattığınız an mesela sıcacık bir yaz gecesi, mavi inci, Ohrid Gölü yakınlarında, direklere asılmış, kendini rüzgara kaptırarak sallanan lambaların altında kurulu ahşap masa ve sandalyelerde oturarak kadehlerini hovardaca tokuşturup ortada oynayanları izleyen insanları, memleketimden düğün resimlerini gözümün önüne getirir bu müzik. Bunu yapmakla kalmaz, bizi de kısa süreliğine oraya taşır Hatta atar, fırlatır Çok fena çarpar bu müzik
    Uzaklardan, bir yerlerden, görmediğimiz insanlardan, kardeşlerimizden gelen seslerdir bu müzik
    Peki sizce Balkan müziği nedir??


  7. Mineli
    Devamlı Üye
    caz müziği nedir

    Caz, ilk kez New Orleans'ta, 1900'ların başında gelişmeye başladı. Caz müziği, mavi notalar, senkop, swing, çoklu ritim, atışma, ve doğaçlama tekniklerini kullanır; Afrikalı amerikası ve batı müziği tekniklerinin harmanlanmasıdır. Bu müziğin dünya ile tanışması ise 1917 yılında Dixieland Jazz Band'in ilk plaklarının piyasaya çıkmasıyla olmuştur. Jazz yalnızca geçmişte değil, bugün dahi en çok sevilen ve popülaritesi gün geçtikçe artan müzik türlerinden biridir.

    Köken

    Cazın kökeni Eski Afrika - ruhani törenler, blues ve ragtime - ve batı dünyası geleneklerinden - Avrupa ordu bandoları- gelir. 19. yüzyıl'ın başında oluşmasından sonra caz stilleri yayılmaya, müzik akımlarını etkilemeye başladı. Caz kelimesinin kökeninin o dönemin argosundan geldiği düşünülmektedir. Caz Blues müziğin babasıdır. Önerilen anlamlar enerjik, ruhani ve titreşimdir.

    Cazın ilk yıllarında en çok beslendiği akım bluesdur. Blues, Amerika'ya gelen köle afrikalıların halk müziğiydi. Bu tür de afrikadaki geleneksel müzikten kaynaklanmıştır. Bu nedenle caz, pek çok caz müzisyeni için Güney afrikalıların icat ettiği bir müziktir.

    Ordu bandolarının müzik aletleri caz müziğinin en önemli enstrumanları olmaya başladı: nefesliler, üflemeliler ve vurmalı gitarlar. Geneli alaylı olan zenci müzisyenler, kendi ufak gruplarını kurmaya başladırlar. Gezici olan ve cenazelerde çalan bu gruplar, müziğin kısa sürede çok fazla kişiye ulaşmasını sağladılar.

    Savaş sonrasında açılan siyahlara özel okullar ve sivil topluluklar daha fazla eğitimli müzisyen yetişmesine olanak sağladılar. Lorenzo Tio ve Scott Crabbe klasik Avrupa müzik eğitiminden geçen ilk caz müzisyenlerindendir. Eğitilmiş yetenekler, ürettiklerinin daha uzun ömürlü olmalarını sağlamış ve doğaçlama müziklerine katkıda bulunmuştur.

    Cazın Gelişimi

    1 - Ragtime : Bunun başlangıcı, eski zencilerin, çeşitli törenlerde söyledikleri şarkılara kadar uzanır. Parçaya ve ritmik bir şekilde ayrı ayrı ve bir çok seslerin meydana getirdiği ses dizisi takip eder. Cazın 1917 yılına kadar sürmüş olan bu devresinde yetişen musikişinasların en ünlüsü Jelly Roll Mortondır. Bu devrede çalınan parçalardan günümüze tek bir plâk bile kalmamıştır. 2 - Blues : Amerikalı zencilerin çalışma sırasında söyledikleri halk şarkıları biçimi olan Blues, cazı meydana getiren en önemli unsurdur. İfade muhtevası bakımından zencinin iç sıkıntısını, hüznünü ifade eder.

    2 - Hot Caz : Cazın perdeye ve sahneye geçmesinden sonra gelişen melodilerle meydana gelmiştir. Bu gelişmede herkes kendi stili bir solo yapar.

    3 - Cuse : Hot Caz'ın devamı ve daha olgunlaşmışıdır. Bu gelişimle cazın karakteri kesin olarak belli olmuş, caz bütün yönleriyle olgunlaşmış ve tamamlanmış bir müzik haline gelmiştir. Bütün bu gelişim içinde özellikle klasik müzik parçalarının caz müziğine uydurulması ön planda yer alır. Bu çağda ,Louis Armstrong, Colemas Havvkins, Lester Young, Roy Eldridge, Glenn Miller gibi büyük caz sanatçıları yetişmiştir.

    Cazda ölçü dört zamanlıdır. Dört zamanlı ölçünün zayıf zaman denilen ikinci ve dördüncü vuruşlarının vurgulanmış ve temponun dinleyenlere dans etme arzusu verecek şekilde hafiflik ve rahatlıkla yaşatılması cazın başlıca özelliğidir. Caz, armoni bakımından müziğe bir şey getirmemiş, buna rağmen melodi bakımından bir yenilik getirmiştir.

    Bir caz topluluğu, çalgılar bakımından melodi(ezgi) ve ritim(dizem) olmak üzere iki bölüme ayrılır. Ezgi bölümünde trompet , trombon, klarnet, saksafon, gibi nefesli çalgıları; dizem bölümünde piyano, kontrbas, gitar ve davul vardır. Keman, flüt, akordiyon, mandolin gibi çalgılar ya az kullanılır ya da hiç kullanılmaz. Caz müzik topluluklarında genelde saksafon, trompet, klarnet, trombon, piyano, kontrbas, gitar gibi çalgılar kullanılır. İnsan sesi ön plandadır. Bestelenmiş şekliyle seslendirilmiş olmasının yanı sıra genellikle doğaçlama olarak çalınması en büyük özelliğidir.

    Doğaçlama
    Duke Ellington piyanoda, Münih 1973Caz müziğini tanımlamak güçtür, ama olası tanımları arasında genel kabul gören, önemli bir öğesinin doğaçlama olduğudur. Doğaçlamanın kökenleri yine Afrika'ya dayanmaktadır. Özellikle Blues'da sık rastlanan atışma, tek başına doğaçlamadır.

    Doğaçlamanın formu zamanla değişmiştir. İlk zamanlarda sadece atışma iken, daha sonra sözlere yerleşmiş ve nihayetinde melodiye yerleşmiştir. Dixieland cazında, müzisyenler sırayla melodiler çalarak, bir şekilde atışmaktaydırlar. Daha sonra oluşan klasik caz formunda ise, müzisyenlerin belirli bir melodiye bağlı kalarak doğaçlama yapmaları vardır. Bu nedenle caz, yeni bir yorum getirmektir.

    Swing döneminde, büyük bandolar notalarla düzenlemeler yaptılar. Diğer yandan solo müzisyenleri doğaçlamalarına bu çerçevede devam ettiler. Bebop'ta ise doğaçlama daha fazla alan buldu, en başta çalınan melodi doğaçlamalar ile farklı yerlere gidebiliyor, eserin sonunda ise melodiye tekrar geri dönülüyordu. Zamanla doğaçlamaların egemenliği caz müziğinde arttı, hatta ritim üzerinden bile gözlemlenebilir oldu

    Müzisyenlerden biri doğaçlamaya başlayınca, diğer müzisyenler ona eşlik edebilir, ya da bir kaç akor ile arka plana geçebilir.

  8. Mineli
    Devamlı Üye
    Country müzik Country Nedir


    Country, ABD'nin güneydoğusunda yaşayan beyazlara özgü müzik tarzıdır.
    Country tarzı, 1920'lerde ABD'nin güney eyaletlerindeki yoksul ve beyaz köylüler arasında ortaya çıktı. Country, ilk sömürgecilerin torunlarının kuşaktan kuşağa aktardıkları Wales, İskoçya ya da İrlanda'ya özgü eski halk şarkılarının ya da baladlarının Amerikan zevkine uyarlanmasıyla oluşturulmuştur. Eşlik eden başlıca çalgılar bir banjo ya da gitar, ve bir kemandı. Bu müzik, köylerin çevreleriyle iletişim olanaklarını artıran radyo sayesnde tüm güney eyaletlerinde yayıldı. Güneyli halk, country'i büyük bir ilgiyle karşıladı.




    Nashville, çıkışından bu yana bu türün merkezi olarak bilinir. 1930'lu yıllarda, country'ye "hillbilly music" (orman köylülerinin müziği) de dendi. Türün ilk büyük yıldızı,kovboy müziğiyle hillbilly müziğini birleştirerek, "country and western" tarzını yaratan Jimmie Rodgers'tır (1897 - 1933). Şarkıcı ve oyuncu Roy Rogers rol aldığı çok sayıda filmle "country and western" tarzının dinleyici kitlesini büyük ölçüde genişletti. Savaşın ardından Hank Willimas (1923 - 1953) bu türün temsilciliğini üstlenerek yürüttü. Bill Haley, Elvis Presley gibi Güney'in ilk rock and roll şarkıcıları, sanat yaşamlarına Country ile başladılar. Johnny Cash ve Carl Perkins bu türün en ünlü iki savunucusudur. Country müzik üzerinde Meksika, İspanya ve Latin Amerika etkileri de görülmektedir.




    1950'li yılların aonlarından başlayarak, Amerikan rock gruplarının bir bölümü sürekli olarak :country'den esinlendi. Bazı country şarkıcılarının da rock'tan etkilenmesi sonucunda, country rock tarzı doğdu. Günümüzde Nashville'deki stüdyoların üretimi, bölgesel özelliklerden oldukça uzaklaşmıştır. Bugün country, daha ağırbaşlı ve daha gelenekçi sözlerle rock'ın saygın bir türüdür.
    Country, Amerikan Halk Müziği şeklinde de özetlenebilir. Ülkemizde Country müziğine yatkın isimlerden biri Selçuk Ural'dır. Serseriyim isimli parçası örnek verilebilir. Country, Jazz gibi ABD'nin ve dünya ülkelerinin sevilen ve saygı gören müzik türlerinden biridir.



    Bazı Country müzik türü müzisyenleri


    Roy Acuff
    Ryan Adams
    Deborah Allen
    Liz Anderson
    Fiddlin' John Carson
    Riley Puckett
    Don Richardson
    Al Hopkins
    Charlie Poole
    Ray Charles
    Clint Eastwood
    Don Gibson
    Norma Jean
    Kris Kristofferson
    Brenda Lee
    Bill Monroe
    Olivia Newton-John
    Dolly Parton
    Ernest Tubb
    Ted Daffin
    Floyd Tillman
    Willie Nelson
    Charlie Rich
    Shania Twain

  9. Mineli
    Devamlı Üye
    Çigan müziği nedir

    Macaristan çingenelerinin oluşturduğu müzik. Bu müzik türü öteki Çingenelerin müziğinden, Macar halk müziğinden farklı özellikler. 19. yy’da savaşlardan ve yabancı egemenliğinden kurtulan Macaristan’ da kaybolmuş halk değerlerinin yeniden gün ışığına çıkması gerekti. Kaybolmuş geleneğin yeniden yaratılmasında Macar çingeneleri önemli rol oynadı. Macar köyleri arasında dolaşan Çingeneler oralardaki değerleri kendi kültürlerine uydurdular. O ana kadar kentlere ulaşmayan birtakım öğeieri gittikieri kentlere taşıdılar. Sonuçta çok yaygın popüler şarkı ve dans müziği olan çigan müziği ortaya çıktı. Kemanın ağırlık taşıdığı çingene orkestralarınca oteller, kafeterya ve restoranlarda çalınan bu müzik türünün konuları genellikle kahramanlık ve romantik aşk şarkılarıdır. 1930′daki Çingene Şefi Bela Fîadies’in cenaze töreniyle Çigan müziği dünyaya açılmış oldu. Bir yandan törenle ilgili haberler Batı yayın organlarında yer alırken öte yandan Çingeneler törenden üç ay sonra tüm Macaristan’ı kapsayan tren seferlerinde 1000 Çingenenin yer aldığı dev orkestrayla çigan müziğinin yaygınlaşmasını sağladılar.

  10. Mineli
    Devamlı Üye
    çocuk müziği nedir

    Müziğin insanın biyolojik varlığıyla ilişkisi üzerine yapılan araştırmalarda, bir yaşından küçük bebekler üzerinde yapılan deneyler, insanın müziği doğuştan algılamaya hazır olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda insanın doğuştan itibaren müzikle ilk tanışması, çeşitli kültürlerde genel olarak aynı yapıda ve görevde olan “ninni”ler ve annenin (veya aile bireylerinin) bebeği/çocuğu yönlendirmek için “doğaçlama” olarak söylediği “tekerleme” yapısındaki ezgilerdir. Bunun dışında ailenin dinlediği müzikler de çocuğun yönlendirilmesi veya eğlendirilmesinde kullanılmakta ya da çocuk zaten doğal ortamda bu müzikleri algılamaktadır. Yine yapılan araştırmalarda Batı Klasik Müziği (Uluslararası Sanat Müziği) olarak bilinen müzik türünün belirli dönem eserlerinin de çocuğu rahatlattığı ortaya çıkmıştır. Bu eserlerin en çok bilineni ve kullanılanı ise genel olarak W.A. Mozart’ın eserleridir.


    Çocuğun yaşı ilerledikçe bulunduğu ortamlardaki müzikler de onu olumlu ya da olumsuz olarak etkilemektedir. Yani bu durum sosyal çevre ile müzik ilişkisinin çocuk üzerindeki etkisidir. Çocuğun eğitim anlamında bilinçli olarak müzik ile tanışması ise üç şekilde ortaya çıkabilir:

    1. Müziğe olan yeteneği görülüp özel müzik eğitimi alması,

    Okul öncesi eğitim içerisinde müzik eğitimi alması,
    Resmi eğitimi içerisinde verilebilecek müzik eğitimidir.
    Müzik öğretimi ise “Bireye kendi yaşantıları yoluyla amaçlı olarak müziksel davranışlar kazandırma ya da bireyin müziksel davranışlarını buna göre değiştirme sürecidir” (Uçan, 1993) şeklinde tanımlanabilir.

    Türkiye’de müzik eğitimi içerisinde kullanılan “çocuk müziği” terimi ise aynı zamanda “eğitim müziği”, “okul müziği”, ve “çocuk şarkıları” olarak da adlandırılan ve çoğunlukla resmi müzik eğitimi içerisinde uygulanan, sözlü (vokal) müzik çeşidini kapsamaktadır. Çocuk müziği’nin genel olarak işlevi ise müziği dinleme yoluyla algılamadır. Yani çocuğun teorik olarak değil kulak yoluyla dinleyerek müzik eserini öğrenmesidir. Çocuk müziği’nin uygulanma süreci ise genellikle ilkokul ve lise eğitimi arasındaki zamandadır. Ayrıca okul öncesi eğitim de çocuk müziği’nin uygulanma süreci içine girebilir.

    Türkiye’de çocuk müziği formlarına bakıldığında başlıca beş farklı yapı ortaya çıkmaktadır:
    1.Marşlar,
    2.Türkçe söz yazılmış yabancı ezgiler,
    3.Türkü uyarlamaları,
    4.Türkü yapısında bestelenen ezgiler,
    5.Özgün şarkılar.

    Yukarıda bahsettiğimiz çocuk müziği formları “çoksesli müzik” bestecileri tarafından Batılı müzik yapısı içerisinde uyarlanan ya da yaratılan, kimisi “çoksesli” çoğunluğu ise “teksesli” olarak yazılmış eserlerden oluşmakta ve günümüzde de resmi müzik eğitimi içerisinde kullanılmaktadır. Bunların dışında 1990’dan itibaren o dönemdeki Devlet Bakanlığı desteğiyle Türk (Sanat) Müziği çocuk şarkıları oluşturulması çabasına girilmiş, açılan yarışmalarla çoksesli ve geleneksel müzik bestecilerinin yazdığı Türk Müziği çocuk şarkıları repertuarı oluşturulmuş ve bu eserler kurulan TRT destekli çocuk korolarınca da bir süre icra edilmiştir. Ancak bu eserler geleneksel çalgılarla icra edildiği için resmi müzik eğitimi içerisinde pek yer almamış sadece kendi amacı içerisinde süregelmiştir. Bu eserler ise bilinen Türk Sanat Müziği şarkı yapısında olup sadece şarkı sözlerinin çocuklara yönelik olması açısından farklı olarak ortaya çıkmaktadır.

    Ancak bahsettiğimiz tüm bu çocuk müziği eserleri değişen yaşam tarzları ile birlikte çekiciliğini kaybetmiştir. Çünkü 1980’lerden başlayıp 1990’dan bugüne kadar en yüksek boyuta ulaşan “popüler kültür” , yaşamın birçok yönüyle birlikte sanatı da değiştirmiştir. Bu bağlamda birçok alanın güncellendiği gibi sanatın da güncellenmesi gereği ortaya çıkmıştır. Müzik açısından bakıldığında 1990’da doğup bugün on dört yaşında popüler kültür içerisinde yetişen bir çocuğun yukarıda bahsedilen çocuk müziği eserlerini dinlemesi veya seslendirmesi gerçek dışı bir yaklaşım olarak ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte çocuk müziği içerisinde dikkat edilmeyen bir durum da çocukların müziği hangi amaçla dinlediği ve varolan eserlerin “didaktik” olması dışında hangi amaçla yazıldığıdır.


    Günümüz koşullarında değerlendirildiğinde alternatif birçok müzik eseri tanıyan çocuğun duygularının da göz önünde tutulması gerekmektedir. Yani müziğin çocuk için sadece eğitim süreci içerisinde bir aktivite olması dışında, kendi yaşamı içerisinde zevk alabileceği unsurlardan biri olarak düşünülmelidir.

    Bu bilgiler ışığında özellikle 1990’lı yıllara kadar çeşitli formlarda oluşturulan çocuk müziği eserlerinin uygun olanlarının “düzenleme” yapılıp güncellenmesi ve pop müzik yapısı içerisinde icra edilmesi, bugün çocuk müziği yapan ve yapacak olan bestecilerin de zevke yönelik çocuk müziği eserleri yazmak konusunda çalışmaları gerekmektedir. Dolayısıyla bu yaklaşımla resmi müzik eğitim repertuarı da güncellenmeli ve müzik öğretmenleri de çocuk müziği repertuarını inceleyerek güncel bir yapı oluşturmaya ve sunmaya çalışmalılardır. Çocuk müziği alanında yeni-güncel yaklaşımların yapılması, özellikle ilkokul ve lise arasındaki çeşitli yaşlardaki çocukların değişim süreci ve buna bağlı psikolojik durumları açısından önem taşımaktadır.

    Seyit Yöre
    O.M.Ü. Eğt. Fak. G.S.E.B.
    Müzik Eğitimi ABD Öğr. Gör

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu


yurdumuzdaki müzik türleri hakkında bilgi,  ülkemizdeki müzik türleri hakkında bilgi,  müzik türleri hakkında bilgi,  ülkemizdeki müzik türleri hakkında bilgiler