+ Yorum Gönder
1. Sayfa 123 SonuncuSonuncu
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Meslekler ile ilgili resim ve bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Meslekler ile ilgili resim ve bilgi









  2. Mineli
    Devamlı Üye





    meslekler ile ilgili resim ve bilgi

    Doktor


    Doktor veya tabip. Bin yıl önce, ilk üniversitelerin ortaya çıkmasıyla birlikte, akademik bir unvan olarak kullanılmıştır. Günümüzde, doktora sahibi olan kişilere verilmekle birlikte, genellikle Tıp Doktoru yani Tabip anlamında kullanılır ve kişilerin adlarından önce gelen Dr. kısaltmasıyla belirtilir. Bu meslek grubunun tarihi çok daha eskilere dayanır.

    Doktor unvanı, ilk olarak Avrupa'da ortaya çıkmış ve zamanla Amerika'ya ve diğer Avrupa sömürgelerine de yayılmıştır.

    Türkiye'de tıp doktorları 6 yıllık üniversite eğitimi görürler ve mezun olduklarında pratisyen doktor olarak anılırlar. Mezuniyetlerinin TC Sağlık Bakanlığı tarafından tasdiklenmesi sonrası reçete yazma ve sağlık kurumlarında çalışma iznine sahip olurlar. Belirli bir alanda uzmanlaşmak isteyenler, yılda iki defa yapılan (Nisan ve Eylül aylarında) Tıpta Uzmanlık Sınavı'na (TUS) girerler. Bu sınavı başaran (sınava girenlerin yaklaşık %5-10'u) pratisyen doktorlar uzmanlık anlarına göre 4 ila 6 yıl arasında uzmanlık eğitimi görerek uzman doktor olurlar. İlaç ile tedavi eden tıp doktorları pratisyen veya uzman, farketmez hekim başlığı altında anılırlar. Ameliyat ile tedavi eden tıp doktorları cerrah başlığı altında anılırlar. Tabip ismi hekim ve cerrahları kapsayan tüm tıp doktorları topluluğunu betimler.

    Ayrıca Tıp Fakültesi dışında Diş Hekimliği Fakültesi mezunları da "Diş Doktoru", "Diş Hekimi" veya "Diş Tabibi" olarak adlandırılmaktadır, diş hekimlerinin uzmanlık alanı, mesleki sıfatları ile bütünleşmiş durumdadır.

    Pratisyen Hekimlik dünyada tıp disiplinleri arasında ayrı bir uzmanlık alanıdır. 1. basamak hekimliğinin uzmanlık alanı "pratisyen hekimlik" dir. Dünyada pek çok ülkede tıp fakültesini bitiren hekimler meslek örgütleri tarafından en az yarısı sahada olmak üzere bir eğitime tabi tutularak "pratisyen hekim" unvanını almaktadırlar. Türkiye'de şu anda 'genel tababet' olarak adlandırılan pratisyen hekimlik için mezuniyet sonrası bir eğitim bulunmamaktadır. Tüm dünyada bu eğitimi alan tıp doktorlar hastayı ilk gören ve tüm sağlık sorunlarını yakından takip eden aile hekimliği uygulamalarının bel kemiğidirler. Böylece küçük sağlık sorunları mahallede halledilmiş olacağından hem hastanın işi çabuk hallolmuş olur hem de daha karmaşık sorunlar için hastaneye sevk edilenlerin hastanelerdeki bekleme süresi azalmış olur.

    öğretmenlik vikipedi

    Öğretmen, bir bilim dalını, bir sanatı, bir tekniği veya belli bilgileri öğretmeyi kendisine meslek edinmiş kimse.

    "1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 43. Maddesine göre, öğretmenlik, devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir."

    Üniversitelerdeki özel yetişme yollarının belli derecelerini kazanan kişilere doçent, profesör hepsine birden "öğretim üyesi" denir. Bu derecelere yükselmedikleri halde üniversitelerde öğretim yapan kimseler de genel olarak "öğretim görevlisi", özel olarak "uzman okutman" diye anılırlar.

    Yetişmeleri

    "Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyonla sağlanır."

    Eskiden, öğretmen okullarında (köy enstitüleri, köy öğretmen okulları) yetişen ilkokul öğretmenleri; eğitim enstitülerinden çıkan ortaokul öğretmenleri; yükseköğretmen okullarıyla üniversitelerin edebiyat ve fen fakülteleri belirli dallarında okuyan ve öğretim lisansı almak için meslek bakımından gerekli ek dersleri (didaktik, pedagoji tarihi, pedagojik formasyon, psikoloji) gören üniversite mezunlarından Milli Eğitim Bakanlığı hizmetine geçen lise öğretmenleri, Memurluk Kanunu'nun kapsamına girerdi. Günümüzde ise öğretmen yetiştirme görevini, üniversitelerin ilgili Eğitim Fakülteleri ile Teknik Eğitim Fakülteleri üstlenmiştir.

    Öğretmenler, bakanlığın hazırlattığı yönetmeliklere uygun şekilde, yetişmelerinin kendilerine sağladığı imkânlar çerçevesinde okullarda görev alırlar.

    Görevleri

    Öğretmen ve öğrencilerinin yer aldığı bir çalışma okulunun öğretmenler odasıMilli Eğitim Bakanlığı'nın yönetmeliklerine göre genel olarak öğretmenlerin görevleri şunlardır.

    Kendilerine verilen ve yetkili sayıldıkları dersleri okutmak,
    Okuttukları derslerle ilgili uygulama ve deneyleri yapmak,
    Serbest çalışma saatlerinde öğrencileri gözetlemek,
    Ders dışında okulun eğitim, öğretim ve yönetim işlerine katılmak,
    Kanun, yönetmelik ve emirlerle tespit edilen ödevleri yapmak,
    Öğrencilerin sorunlarıya ilgilenmek.
    Ayrıca öğretmenlerin öğrencilerini yetiştirme konusunda her fırsattan yararlanmaları, hizmet ruhu beslemeleri, ödevden kaçınmamaları, öğrencilerine iyi bir yardımcı ve kılavuz olmaları, eğitim işlerinde bütün tutum ve davranışlarıyla örnek olmaları istenir.

    Öğretim görevi sırasında öğretmenlerin, öğrencileri kişisel çalışmalara yöneltmeleri, zümre öğretmenleriyle yakın bir işbirliği sağlamaları, öğrenci ödevlerini ilgili yönetmeliğe göre inceledikten sonra geri vermeleri, sınav yönetmeliğine göre görevlendirildikleri sınavlarda bulunmaları, öğrencilerinin başarılarını ölçerek değerlendirmeleri, kanaat dönemleri sonunda verilecek karne notları için gerekli sözlü-yazılı yoklamaları yapmaları beklenir.

    Ders görevi sonunda öğretmenlerin yapmaları gereken işler bitmez.Mesai saati bitiminden sonra öğretmenlerden yıllık ders dağıtım planlarını yapmaları, dersler için hazırlık yapmaları bunun için materyaller hazırlamaları, yaptıkları yazılı yoklamaları değerlendirmeleri, öğrenci davranışlarıyla ilgili gözlem formlarını değerlendirerek öğrencinin gelişimini izlemeleri, öğrencilerinin daha iyiye ulaşması için ne gibi tedbirler alması gerektiğini inceleyip sorgulaması beklenir.

    Eğitim çalışmaları sırasında öğretmenler, okul yönetiminin belirlediği günlerde okul nöbeti tutmakla, kendisine verilen eğitsel kulüpleri kurarak çalıştırmakla, öğretmenler kurulunun kararlarıyla kendisine verilen sınıfın eğitim işlerini düzenlemekle, Tebrikler Dergisi'ni okumakla yükümlüdürler. Öğretmenler, öğretim, eğitim ve bilim ödevinden başka bir ödev alamazlar. Kendi okullarından başka okullarda ek olarak bilim, öğretim ve eğitimle ilgili bir işte çalışacak olan öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığı'ndan izin almaları şarttır.

    Öğretmenler, önce okul müdürlerinin, sonra Milli Eğitim Müdürlüğü'nün İller Kanunu'na göre mahalli mülkiye amirinin, Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin denetimine bağlıdır. İlköğretim öğretmenlerinin nakil ve tayini il idaresince; lise öğretmenlerininki ise bakanlıkça yapılır. Öğretmenler, okullar saymanlığından maaş alırlar ve Emekli Sandığı'na bağlıdırlar.

    Ülkemizde her yıl 24 Kasım günü, "Öğretmenler Günü" ve o hafta "Öğretmenler Haftası" olarak kutlanır. Günümüzde öğretmenlik mesleğine hakettiği değer verilmemekte ve yanlış politikalar yüzünden bu meslek hakettiği değeri bulamamaktadıÖğretmenliğin Tarihi Gelişimi Öğretmenliğin bir meslek olarak icra edilmesinin en bilinen örneği dir. Sofistlerin yerleşim yerlerini dolaşarak buralarda halkı eğittikleri bilinmektedir.





  3. Mineli
    Devamlı Üye
    Veterinerlik

    Veteriner, latince "hayvan ile ilgili" demek olup, veteriner hekim ise evcil ve yabani hayvanların hastalıklarının teşhis ve tedavileri, ıslahıyla uğraşan; çiftlikten sofraya gıda güvenliğinin kilit noktasında görev alan; hayvansal gıdaların antemortem ve post mortem muayenelerini yapan; hayvasal kökenli her türlü gıda ve gıdaya katkı olarak kullanılan maddeleri için sağlık raporu düzenleyen, kimseye verilen isim. Her türlü hayvan hastalıklarının teşhis ve tedavileri, hayvanların üreme ve ıslahlarıyla gıda kontrol hizmetleri, zoonoz hastalıkların (hayvanlardan insanlara, insanlardan hayvanlara bulaşan) önlenmesiyle uğraşan mesleğe veteriner hekimlik denir. Veteriner hekimlik mesleği dünyada en eski tarihe sahip mesleklerinden birisidir. Hayvanların evcilleştirilerek insanlara faydalı olmaya başlamasıyla birlikte veteriner hekimlik mesleği de ortaya çıkmaya başlamıştır.

    Hayvanların ehlileştirilmesiyle insanların beslenme işi daha düzenli hale gelmiş, bunların et, süt, yumurta, yün gibi verimlerinin daha fazla arttırılarak en yüksek verim elde etme yolları araştırılmaya başlanmıştır.

    Tarihçe


    Yüksek verim elde etme araştırmalarıyla birlikte hayvanların verimlerinin düşmesine veya ölümlerine sebep olan hastalıkların teşhis ve tedavi yolları da araştırılmıştır. Bunlarla ilgili araştırmaların milattan önceki yüzyıllarda Türklerde, Hindistan'da, Eski Çin'de, Mısır'da ve İran'da yapıldığı arkeolojik kazılarda çıkan tarihi eser ve papirüslerden anlaşılmaktadır.

    Daha sonraki yüzyıllarda da gelişmeler devam etmiş, İslamiyetin dünyaya yayılmasıyla birlikte diğer ilim dallarında olduğu gibi, veteriner hekimlik mesleği de gelişme göstermiştir. Yunancadan tercümeler yapılmış, eski bilgilerden faydalanarak Müslüman baytarlar yeni yeni teşhis ve tedavi usulleri geliştirmişlerdir. Bunların sonucu olarak at, koyun, keçi, sığır, deve gibi hayvanların hastalıklarının nasıl teşhis ve tedavi edileceğini anlatan binlerce kitap yazılmıştır. Misal olarak 9. yüzyılda yaşamış olan İbn-i Ahi Hizam'ın Kitab al-Hayl val-Baytara isimli 30 bablık eserinde at, katır, deve, sığır ve koyunların hastalıkları ve ilaçları hakkında günümüzde dahi geçerli olan bilgiler vardır.

    Avrupa'da ise bu meslek İslam baytarlarının kitaplarının tercümesiyle gelişmeye başlamıştır. Mikroskobun keşfiyle de hastalık sebeplerinin teşhis ve tedavisi daha kolay hale gelmiştir.

    Osmanlılarda babadan oğula geçme baytarlık yanında ilmi öğretim düzenine bağlı ilk veteriner okulu İstanbul'da Harbiye Mektebinde Baytar Sınıfı adıyla özel dershane olarak kuruldu (1842). Sultan Abdülmecid Han devrinde tıbbiyeye bağlandı. 1909'da Harbiye Nazırı Mahmud Şevket Paşanın gayretiyle Selimiye'deki İtfaiye Kışlasına taşındı. Veteriner Teşkilatı daha sonra Nafia Nezaretine alınarak Ziraat, Orman ve Maadin Nezaretine bağlandı. Avrupa'ya öğrenci gönderildi. Salgın hayvan hastalıkları ile mücadele için gereken aşı ve serumları hazırlamak üzere bakteriyoloji ve hayvanlardan yüksek verim elde etmek için zooteknik kurumları açıldı. Bakteriyoloji kurumu daha sonra beşeri ve baytari bakteriyolojihane olarak iki kısma ayrıldı. Pendik'te 1913'te bir bakteriyolojihane kuruldu. Burada ülke hayvanlarının salgın hastalıkları için üretilen aşı ve serumlar yeterli olmadığından yeni bakteriyoloji kurumları faaliyete geçti. Ankara-Etlik'te bir bakteriyoloji ve seroloji kurumu kuruldu. Cumhuriyet döneminde kurulanlarla birlikte bugün 8 adet veteriner kontrol ve araştırma enstitüsü ile Kayseri, Denizli, Antalya, Diyarbakır, Adana, Bursa, Konya, Samsun, Elazığ, İzmir'de hastalık teşhis ve gıda tahlil laboratuvarları açıldı. Osmanlı Devleti döneminde hayvan ırklarını ıslah etmek amacıyla Eskişehir (Çifteler), Malatya (Sultansuyu), Adana (Çukurova), Kurtuluş Savaşından sonra Bursa (Karacabey), Samsun (Karaköy'de) haralar, Bandırma ve Ereğli'de merinos ırkı yetiştirme çiftlikleri, Tekirdağ (Muradlı), Tokat (Kazova), Antalya (Boztepe), Çanakkale (Kumkale'de) inek ıslah kurumları açıldı. Ayrıca Ankara'da Lalahan Zooteknik Araştırma Enstitüsü, Bursa Merinos Yapağı Muayene Laboratuvarı Türkiye'deki veteriner kurumlarının mühim bölümlerindendir. 1937 tarihli ve 3203 sayılı Ziraat Vekaleti Vazife ve Teşkilat Kanunu ile baytar terimi yerine veteriner terimi kullanılmaya başlanmıştır.

    Eğitim
    Veteriner Fakültesi, Türkiye'de ilk defa 1889 tarihinde yüksek okul olarak Halkalı'da kurulmuştur. Öğretim süresi 4 yıldı. Önceleri ilk iki yılı sivil tıbbiye talebeleriyle son iki yılı ise Halkalı'da yatılı olarak geçiren veteriner talebeleri daha sonra Kadırga'da bir konak satın alınarak bir araya toplanmışlardır. Burası da kafi gelmeyince Tunuslu Hayreddin Paşanın Sultanahmed'deki konağında Mülkiye Baytar Mektebi alisi olarak 1921'e kadar öğretim yapılmıştır. Okul 1921'de yanınca, Selimiye'deki Askeri Baytar Mektebine taşındı ve Yüksek Baytar Mektebi adını aldı. 1933'te burası da kapatıldı. Cumhuriyetin 10. yıldönümü günü Veteriner Fakültesi adıyla Ankara'da öğretime başladı. 1939'da öğretim süresi 5 yıla çıkarıldı. 7 Temmuz 1948'de Ankara Üniversitesine bağlandı.

    5 yıllık üniversite eğitimi ile Veteriner Hekimliği temel bilimleri bölümü, Hastalıklar ve Klinikler Bilimler Bölümü, Zootekni ve Hayvan besleme bölümleri bulunur.

    Veteriner Hekimliği temel bilimleri bölümünde
    Anatomi, Histoloji, Embriyoloji, Fizyoloji, Biyokimya dersleri.
    Hastalıklar ve Klinikler Bilimler Bölümünde
    Mikrobiyoloji, Parazitoloji, Patoloji, Farmakoloji ve Toksikoloji, İç Hastalıklar, Cerrahi, Doğum ve Jinekoloji, Döllenme ve Suni Tohumlama dersleri.
    Zootekni ve Hayvan Besleme Bölümünde
    Zootekni, Hayvan Besleme ve Besleme Hastalıkları, Besin Hijyeni ve Teknolojisi,Gıda Hijyeni ve Teknolojisi, Süt Hijyeni ve Teknolojisi, Et Hijyeni ve Teknolojisi dersleri okutulur.
    Mezun olanlar Veteriner Hekimi unvanı ile resmi ve özel kuruluşlarda ya da kliniklerde çalışabilirler.

    Veteriner Hekimler Birliği

    Türkiye'de hayvancılığın gelişmesi için çalışmalar yapmak paraziter ve salgın hayvan hastalıklarıyla mücadele etmek ve bu konuda Tarım Bakanlığına yardımcı olmak üzere 1954 yılında özel kanunla kurulmuştur. Tüzel kişiliğe sahiptir. Kamu kuruluşu niteliğinde meslek kurumudur.

    Türkiye'de veteriner hekimin görevleri arasında; hayvan sağlığı yanısıra doğrudan insan sağlığı vardır. Veteriner hekimler, hayvan hastalıkları konularında ihtisas yaparak mütehassıs oldukları gibi halen tıp fakültelerinde mikrobiyoloji ve bakteriyoloji ihtisası yapma imkânına da sahiptir. Böylece doğrudan insan sağlığıyla ilgili konulara da girmişlerdir. Hayvan sağlığının korunması insanların zoonoz (hayvandan insana bulaşan) hastalıklardan korunması, hayvanların verimlerini yükseltmek gayesiyle ıslah edilmeleri, hayvani ürünlerin (et, süt, yumurta, peynir, yoğurt vs.) ve yemlerin muayene ve kalite kontrollerinin yapılması veteriner hekimin görevleri arasındadır.

    Hemşire

    Hemşire, TDK'na göre; Mesleki eğitim almış, hekimle iş birliği yaparak hastaya bakan sağlık çalışanına verilen isimdir.

    2 Mart 1954 tarihli 8647 sayılı Resmi Gazete'ye göre; hemşireliğin tanımı şöyledir: Türkiye’de üniversitelerin hemşirelik ile ilgili lisans eğitimi veren fakülte ve yüksek okullarından mezun olan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edilenler ile öğrenimlerini yurt dışında hemşirelik ile ilgili, Devlet tarafından tanınan bir okulda tamamlayarak denklikleri onaylanan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edilenlere Hemşire unvanı verilir.

    Bu kanunun yürürlüğe girmesinden evvel usulüne göre hemşirelik sınıfına alınmış olanlar sanatlarını yapmaya ve hemşire unvanını kullanmaya devam ederler.

    Türkiye İstatistik Kurumu'nun saptamalarına göre; 2001 yılında Türkiye'de 75.879 hemşire bulunmakta ve aynı verilere göre hemşire başına 903 kişi düşmekteydi.

    Modern hemşireliğin kurucusu; Florence Nightingale'dir. Nightingale; şu sözleriyle ünlüdür; "Tanrının en değerli armağanı olan hayat, çok defa hemşirenin ellerine terk edilmiştir." İlk Türk hemşire; Selçuklu döneminde yaşamış olan Gevher Nesibe'dir.

    12 Mayıs günü, Florence Nightingale'in doğum günüdür ve her yıl dünyada "Hemşireler Günü" olarak kutlanmaktadır.





  4. Mineli
    Devamlı Üye


    avukat


    Avukat, hukuk öğrenimi görmüş ve yargı önünde kişilerin haklarını savunmayı meslek edinmiş kimselere denir. Avukat aynı zamanda yasalarla ilgili konularda kişilere yol gösterir. Bir avukat serbest ya da bir kuruma bağlı olarak çalışabilir.

    Avukatların çoğu hukukun belirli bir alanında uzmanlaşırlar. Belirli konuda uzman olan avukatlar davalara girerek dava avukatı (bazı ülkelerde) olabilir. Bu uzmanlaşma çeşitli konularda kendine başvuranlara danışmanlık yapmak, yol göstermek biçiminde de olabilir. Bir avukat önce söz konusu olayı ya da durumu hukuk açısından değerlendirir, sonra davayı üstlenir. Hukuk deyimiyle "müvekkil" denen savunacağı kişiyi temsil yetkisi aldıktan sonra da gerekli işlemleri yürütür. Duruşmalarda davacı ya da davalıyı, vekili olarak yargı önünde temsil eder. Vasiyetname, sözleşme gibi hukuksal belgeleri düzenlemek de avukatın görevleri arasına girer.

    Bazı ülkelerde, avukatlık yapabilmek için, avukatların meslek kuruluşlarına üye olmak zorunludur.

    Türkiye'de avukat olabilmek için önce bir hukuk fakültesini bitirmek, sonra bir yıllık staj yapmak gerekir. 2001 yılı Mayıs ayında Avukatlık Kanununda yapılan değişikle Türkiye'de Avukatlık yapabilmek için stajdan sonra yeterlilik sınavını geçme şartı da getirilmişse de 14 Aralık 2006 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 5558 sayılı kanunla sınav kaldırılmıştır.

    Avukatlık stajının ilk altı ayı adliyede, ikinci altı ayı ise bir avukat yanında yapılır. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmayanlar avukatlık yapamazlar. Başka bir ülkede hukuk öğrenimi görenlerin avukatlık hakkını kazanması için fark derslerinden sınava girmesi zorunludur. Türkiye'de avukatların belli konularda uzmanlaşma zorunlulukları yoktur. Her tür davaya girebilirler. Avukatlar duruşmalara cüppe giyerek çıkarlar; avukatların cüppeleri yargıç ve savcılarınkinden farklıdır. Avukatların cüppeleri siyah renktedir. Yakaları hakim yaka ve kırmızı renkte olup, tek bir sarı şerit vardır. Kol ağızları yeşildir ve cüppenin önünde de yakadan aşağı kadar boyuna uzanan yeşil bir şerit bulunur.

    Ülkemizde de avukatların meslek kuruluşu Baro adıyla bilinir ve ancak bu kuruluşa üye olanlar avukatlık yapabilirler. Resmi kurumlarda çalışan avukatların barolara üye olma zorunlulukları yoktur. Türkiye Barolar Birliği, baroların üye olduğu kuruluştur.

    CMK hükümleri gereği avukat tutamayacak durumda olan zanlı ya da sanığa müdafii sağlanabilir. Müdafii olarak görevlendirmeyi baro yapar, ancak müdafii olarak görevlendirilen avukatın ücreti bu iş için ayrılmış fondan ödenir. 1 Haziran 2005'de yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca gerek soruşturma ( dava açılmadan önceki aşama ) gerek koğuşturmanın ( iddianamenin mahkemece kabulüne karar verilmesinden sonraki dönem ) her aşamasında hem şüpheli/sanık hem de müşteki/katılanın avukat bulundurma hakkı vardır. 1 Haziran 2005'de yürürlüğe giren yeni Ceza Muhakemesi Kanunu ile 18 yaşından küçükler, atılı suçlamanın üst sınırı 5 yıl veya daha fazla olan fiiller için ifade ve sorguda avukat bulundurulması zorunludur. Diğer hallerde isteğe bağlı olarak avukat bulundurulabilir. 2006 yılında CMK'da yapılan değişiklikle atılı suçlamanın üst sınırının 5 yıl veya daha fazla olan fiiller için ifade ve sorguda avukat bulundurmanın zorunlu olmasına ilişkin düzenlemede yapılan değişiklikle atılı suçlamanın üst sınırı ibaresi alt sınırı olarak değiştirilmiştir.

    Diğer davalar için, avukat bulundurma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, bu davalarını avukat aracılığı ile yapmak isteyen fakat bunun için mali gücü bulunmayan kişiler, Baroya başvurarak adli yardım kapsamında kendilerine bir avukat tayin edilmesini isteyebilecekleri gibi, adli yardımdan yararlanmak isteğiyle dava açabilir ve davayı açtıkları mahkemenin adli yardım kararı vermesini isteyebilir.

    Hakim

    Hâkim günümüzde mahkemelerde davaları karara bağlayan, adalet dağıtan kişi, yargıç.

    Türkiye'de hâkimlik

    Adli ve idari yargı olmak üzere iki ana kola ayrılan hakimlik mesleği, adli yargı bakımından sadece 4 yıllık lisans eğitimi veren Hukuk Fakültesi mezunları arasından Adalet Bakanlığı'nca ihtiyaca göre açılan sınavlarla seçilirler. İdari yargı hakimleri ise, başta Hukuk Fakültesi olmak üzere programlarında hukuk bilgisine yeterince yer veren Siyasal Bilgiler, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunları arasından sınavla seçilmektedir. Yüksek mahkemeler olan Yargıtay, Danıştay üyeleri kendi aralarında gizli oyla seçimle genel kurulunca seçilmektedir. Sayıştay da kendi araların da gizli oyla seçilirler. Anayasa Mahkemesi'nin hakim üyeleri ise Cumhurbaşkanı, iki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üyeyi Danıştay, birer asil üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeler arasında üye tam sayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir asil üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan Yükseköğretim Kurumları öğretim üyeleri içinden göstereceği üç aday arasından; üç asil ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçer. Buna göre, Anayasa Mahkemesi üyelerini Anayasa Mahkemesi üyelerini her halükârda Cumhurbaşkanı seçmektedir. Ancak, 11 üyeden 8’i için birtakım makamlar (Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, Sayıştay, Yükseköğretim Kurulu) Cumhurbaşkanına üçer aday göstermekte, Cumhurbaşkanı da bu adaylardan birisini Anayasa Mahkemesi üyesi olarak atamaktadır. Burada aday gösterme yetkisinin çok önemli bir yetki olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Cumhurbaşkanı, 11 üyeden 3’ünü ise belli şartları taşıyan kimseler arasından doğrudan doğruya kendisi seçmektedir.
    savcı

    Savcı, suç haberinin kendisine ulaşmasıyla birlikte devlet adına araştırma ve soruşturma faaliyetinde bulunmak, kamu davasının açılmasını gerektiren şartlar oluştuğunda dava açmak ve yürütmek, mahkemelerin verdiği kararları yerine getirmek ve kanunla kendisine verilen diğer görevleri yapmak durumunda olan, yargı erki içinde yer alan ve 2802 sayılı hakimler ve savcılar kanununa tabi olan devlet görevlisidir.

    Savcıların sorumluluğu ülkelere göre değişiklikler göstermekle birlikte, çoğu ülkede polis soruşturmasından temyiz aşamasına kadar olan yargılama sürecini kapsar. Ayrıca birçok ülkede hukuk davalarında devleti savcılar temsil eder.Savcılığın tarihteki ilk örneklerine Roma hukukunda rastlanmakla birlikte, çağdaş savcılık kurumunun biçimlenmesi yargısal suçlama ve karar verme işlevlerinin birbirinden ayrıldığı 18. yüzyıla rastlar.ayrıca devletin kolluk kuvvetlerinin de (zabıta, polis vs.) emir-komuta savcılık kurumu, Osmanlı Devleti'nde ilk kez 1879'da Mehakimi Nizamiye Teşkilatı Kanunu'yla oluşturuldu. Cumhuriyet dönemindeki yasal düzenlemelerde savcıların yetki ve görevleri yeniden belirlendi.

    Türkiye'de savcı olmak için hukuk fakültesi mezunu olmak, hakimlik - savcılık için yapılan yazılı sınavda ve ardından mülâkatta başarılı olmak ve stajı tamamlamak gereklidir.

    Terzi
    Terzi ya da terzilik tekstil ürünlerini işleyerek giyim kuşam ya da ev tekstil ürünleri haline dönüştüren kişilere verilen addır.

    Özellikle özel dikim işçilik isteyen kişiye özel olarak özel istek üzerine özel günler için üretilen ısmarlama giyim bunun dışında belli standartlara uygun olmayan bedenlere göre elbise diken kişiye terzi denir.Osmanlıda da bu meslek çok yapılmıştır.
    Polis

    Türk Polis Teşkilatı, rütbeleri polis memurluğundan başlayıp emniyet genel müdürlüğüne kadar uzanan, tüm il ve ilçelerde örgütlenmiş, kırsalda görevini askeri polis olan jandarmaya bırakmış, kentte ise görevi kendisi yöneten iç güvenlikten sorumlu devlet teşkilatıdır. 10 Nisan 1845 tarihinde temeli atılmıştır.

    Merkez teşkilatı bünyesinde Ana Komuta Kontrol, Strateji Geliştirme, Arşiv, Asayiş, Bilgi İşlem, Dış İlişkiler, Eğitim, Güvenlik, Haberleşme, Havacılık, İdari ve Mali işler, İkmal-Bakım, İnşaat-Emlak, İnterpol, İstihbarat, Kaçakçılık ve Organize suçlarla mücadele, Koruma, Kriminal, Özel Harekat, Personel, Sağlık İşleri, Sivil Savunma, Sosyal Hizmetler, Teftiş Kurulu, Terörle Mücadele Harekat, Trafik Eğitim ve Araştırma, Trafik ve Denetleme, Yabancılar Hudut İltica Daireleri vardır. Taşra teşkilatını ise, il emniyet müdürlükleri ve ilçe emniyet amirlikleri oluşturur. Genel müdürlük, üst kurum ve yönetim bakımından İçişleri Bakanlığı'na bağlıdır.


  5. Mineli
    Devamlı Üye
    Kurumun yapılanması iki şekilde olmuştur.Birincisi Merkez Teşkilatı ve ikincisi ise Taşra Teşkilatı'dır.Merkez Teşkilatı,Daire Başkanlıkları şeklinde yapılanmıştır.Taşra Teşkilatı ise 81 ilde İl Emniyet Müdürlükleri olarak faaliyet yürütmektedir. Merkez Teşkilatı'ndaki daire başkanlıklarının bazıları direkt olarak emniyet genel müdürüne bağlı olmak ile birlikte diğerleri ise 5 adet emniyet genel müdür yardımcısına bağlı olarak hizmet vermektedir. Taşra teşkilatında ise illerin başında il emniyet müdürü bulunmakta ve ildeki bütün birimler il emniyet müdürüne bağlı olmaktadır.


    Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde, belediye teşkilatlanması tamamlanmış olan il, ilçe ve beldelerde güvenlik, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından sağlanmakta; daha küçük birimlerin ve yapılaşmaya açılmamış alanların güvenliği ise Jandarma Genel Komutanlığı tarafından sağlanmaktadır.


    Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez ve 81 ilde teşkilatlanmış olup konularına göre uzmanlaşmış alt birimlere ayrılmıştır. Suç türlerinin değişken olması neticesi polis teşkilatında da bu değişen suç ile mücadele edebilmek için her geçen gün yeni uzmanlık birimleri oluşturulmaktadır.

    Türk Polisinin Hizmetiçi Eğitimleri Emniyet Genel Müdürlüğü Eğitim Dairesi Başkanlığı tarafından, Hizmetöncesi eğitimi ise Polis Akademisi, Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) ve Polis Meslek Yüksek Okulları tarafından verilmektedir. Polis Akademisinde eğitim lisans seviyesinde olup mezunlar komiser yardımcısı rütbesi ile göreve başlar. Polis Meslek Eğitim Merkezlerinde çeşitli alanlarda lisans eğitimi almış olanlar 6 aylık mesleki eğitim ile polis memuru olarak göreve başlarlar. Polis Meslek Yüksek Okullarında ise eğitim 2 yıllık önlisans seviyesinde olup mezunlar polis memuru rütbesiyle göreve başlamaktadırlar.


    İnsanların hak ve özgürlüklerinin güven altında bulundurulması gereklidir. Günümüzde devletler, toplumda huzuru ve düzeni sağlama, insanların can ve mal güvenliğini koruma, yasa hakimiyetini sağlamak istemektedirler. Bunun için yasalara ve yasaları uygulayacak bir kuvvete gerek vardır.

    İşte Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bu görevi yürüten teşkilatlardan biri, Polis Teşkilatıdır.

    Görevleri
    Genel emniyet ve asayişin sağlanmasına yönelik hizmetlerin ilgili mevzuata uygun olarak yürütülmesini sağlamak,
    Asayiş suçundan toplumun nasıl korunacağı hakkında halkın bilgilendirilmesi, çocukların ve gençlerin suça yönelmelerini ve suçta kullanılmalarını önleyici tedbirlerin alınması hizmetlerini yürütmek,
    Asayiş suçları hakkındaki bilgi ve istatistikleri değerlendirmek, suç analizi yapmak veya yaptırmak ve bunları değerlendirerek asayiş suçlarının önlenmesi için suçla mücadele yöntemlerini belirlemek ve taşra teşkilatının çalışmalarına yön vermek,ve toplum her zaman için türk polisine güvenmektedir.
    Görev çeşitleri
    Motosikletli Polisler
    İki çeşittir Yunuslar ve Şahinler. Yunuslar daha çok asayişle ilgili konulara müdahil olmakla birlikte, genelde toplu gezerler ve bir motosiklete iki kişi binerler. Öndeki sürücü, arkada oturan artçı diye adlandırılır. Artçı elinde silah taşır. Kıyafetleri kırmızı siyah ve beyaz renklerden oluşmaktadır. Armalarında başında kep bulunan bir yunus balığı figürü yer alır. Şahinler ise Yunusların aksine motosiklete genelde tek binerler ve tek motor halinde devriye gezerler. Bölgelerindeki trafik aksamalarına ve yoğunluklarına ayrıca trafik kazalarına bakarlar. Bu görevlerinin yanısıra normal polislik görevlerini de (asayiş) sağlamakla yükümlüdürler. Şahinler genelde eskort ve yol açma hizmetlerinde kullanılmakla birlikte olaylara hızlı müdahaleleri ve sempatik polis tavırlarıyla yunuslar insanlara daha yakın görünmektedirler. Şahinlerin kıyafeti fosforlu sarıdan yeşile dönmüş ayrıca lacivert ve beyaz da bulunmaktadır. Armalarında bir pençesinde şimşek gagasında da zeytin dalı bulunan şahin figürü yer almaktadır.

    Hava Polisi
    Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Dairesi Başkanlığı 19 Ekim 1981 tarihinde, Fransız yapımı 18 adet SA-318C Alouette marka, keşif ve gözetleme helikopterleriyle kurulmuştur.

    Havacılık Daire Başkanlığının görevleri asayiş ve kaçakçılıkla mücadele hizmetlerinde yardımcı olmanın dışında, terör örgütlerinin ve bölücü eşkıyanın yakalanması için özel harekat timlerinin ve malzemelerinin havadan nakli ve bu amaçla da özel hareket timleriyle müşterek eğitim yapılması, ayrıca karayolları üzerinde trafik kontrolü, V.I.P.'nin havadan taşınması, hasta ve yaralıların havadan nakli, belli noktalar arası kurye hizmeti gibi hizmetleri yapmakla birlikte, personelinin uçuş ve bakım konularında eğitimi ve tabii afetlerde de halkımıza havadan yardım malzemesi taşınmasıdır. Havacılık Dairesi Başkanlığı kuruluşundan bu yana geçen zaman içinde bir çok konuda önemli mesafe kaydetmiştir. Kuruluş yıllarında bünyesinde emniyet hizmetleri sınıfı uçucu pilot yok iken, günümüzde emniyet hizmetleri sınıfı pilot sayısı 43, Emniyet hizmetleri sınıfı bakım yöneticisi ve uçuş ekibi sayısı 49'a ulaşmıştır. 18 adet SA-318C Alouette marka helikopteri ile kurulan Havacılık Dairesi Başkanlığı, 1989 yılında Fransa'dan satın alınan 4 adet 1981 model Puma ve 1991 yılında ABD'den satın alınan biri V.I.P. dizaynlı 5 adet UH-60 Blackhawk helikopterleri ile mevcut helikopter filosunu güçlendirerek, Başbakanlık V.I.P. ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde teşkilatımızın hizmetlerinin daha aktif olmasını sağlamıştır.

    Çocuk Polisi
    Polisin çocuklara yönelik olarak yürüteceği hizmetler konusunda ve ayrıca 0-18 yaş grubu çocukların gelişim özellikleri, davranış bilimleri, mülakat teknikleri, iletişim becerisi ve en önemlisi topluma kazandırma gibi konularda özel eğitim almış bir polis birimidir.

    Terörle Mücadele
    1924 yılında Emniyet Umumiye Müdür Muavinliğine bağlı olarak devletin genel güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve yıkıcı faaliyetlerle mücadeleyi yürütmek üzere kurulmuş olan 1.Şube ile başlamıştır.

    Birinci Şube, 04.06.1937 tarihinde yürürlüğe giren 3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 9’uncu maddesiyle Güvenlik Dairesi Başkanlığı bünyesinde Yıkıcı Faaliyetler Şubesine dönüştürülmüştür.

    Ülke güvenliğini tehdit eden yıkıcı faaliyetlerin 1970’li yıllardan itibaren silahlı eylemlere dönüşmesi ve terörün yoğunlaşması üzerine, terörle mücadelenin etkili şekilde sürdürülebilmesi ve koordine edilmesi amacıyla, Güvenlik Dairesi Başkanlığı bünyesinde bulunan Yıkıcı Faaliyetler Şubesi, 1986 yılında “Terörle Mücadele Ve Harekat Dairesi Başkanlığı” adıyla yeni bir yapıya kavuşturulur.

    Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele

    Küreselleşen sorunlar sadece bir ulus-devletin sınırları içinde güvenlik sağlamayı imkânsız hale getirmiştir. Suçlular sınır aşan suçlar işlemekte, bir ülkede suç işleyip, diğer ülkelere kaçmaktadırlar. Bazen de suçun kaynağı başka bir ülke olabilmektedir. Suçun uluslararasılaşması polisliğin de uluslararasılaşmasını kaçınılmaz hale getirmektedir.

    İstenilen düzeyde olmasa da İnterpol ve Europol uluslararası polislikte işbirliğine iyi birer örnektir.

    Dünya polisliği ile karıştırılmamalıdır. Dünya polisliği ulusları aşan bir yapılanma idealini ifade eder.

    Çevik Kuvvet

    Çevik Kuvvet, kanunlar çerçevesinde yapılan toplantı, gösteri ve yürüyüşlerde düzeni sağlaması, katılımcıları koruması ve gerektiğinde toplumsal olaylara müdahale etmesi amacıyla Emniyet Teşkilatı bünyesinde oluşturulan polis birimidir.

    1965'te Toplum Polisi olarak Adana, İstanbul, Ankara, Zonguldak ve İzmir'de teşkil edilmiş ve halk arasında (giydikleri yeşil kıyafet ve beyaz miğferden ötürü) "Fruko" olarak tanınmıştır.[2]

    1982'de Toplum Polisi yerine Çevik Kuvvet kuruldu ve giydikleri korunma giysileri sebebiyle kamuoyunda daha çok robokop (ingilizce: robocop) adıyla tanınırlar,

    Aşçılık


    Aşçılık, besinlerin çeşitli yöntemlerle yemeye hazır duruma getirilmesine denir. Ahçılık olarak da bilinir. Aşçılığın en temel yöntemi pişirmedir. Ama "aşçılık" terimi, pişirmenin yanı sıra kurutma, isleme, dondurma ya da salamura gibi başka yöntemleri de kapsar. Besinler birkaç nedenden dolayı pişirilir. Bazı besinleri çiğ yeme düşüncesinden hoşlanmayız. Belirli besinleri pişirerek yemeye alışık olduğumuzdan, pişirmenin besinlere iyi bir tat kazandırdığına inanırız. Öte yandan pişirildiklerinde besinlerde değişiklikler oluşur ve bu da bazı besinlerin yenmesini ve sindirilmesini kolaylaştırır.

    Besinleri pişirmenin başka nedenleri de vardır. Pişirilen besinler uzun süre bozulmadan saklanabilir. Örneğin besinlerde bulunabilecek birtakım parazit ya da bakteriler pişirmenin etkisiyle ölür ya da etkilerini bir süre yitirir. Ama bunun için gıda sanayinde başka yöntemler de kullanılmaktadır.

    Aşçılık bir gerekliliktir, ama yalnızca gereklilikten dolayı yapılmaz. Pek çok kişi, gerek evinde yemek pişirirken, gerek bu işi bir meslek olarak yaparken zevk alır. Aşçılık bilgi gerektirdiği gibi, iyi yiyeceği seçme, hazırlama, sunma ve bunlardan tat alma da bir tür sanattır ve bu sanat gastronomi denir. Daha 18. yüzyılda İskoç yazar James Boswell, canlılar arasında yalnızca insanın yemek pişirebildiğine ve iştah açıcı bir sofra kurabildiğine dikkati çekmiştir. Boswell, yediğine çeşni katan herkesin az çok aşçı olduğunu yazmıştır. Her ülkenin kendine özgü, geleneksel bir aşçılığı vardır. O ülkede bulunan besinler, iklim, din ve görenekler gibi birçok etmen bu geleneği oluşturmuştur. Bazı ülkelerin mutfakları daha güçlü geleneklerle donanmıştır. Örneğin Fransız mutfağı, 17. yüzyıldan bu yana Batı dünyasının mutfağını etkilemiştir. Bundan dolayı, aşçılıkta Fransızca terimler çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte, günümüzde dünyadaki başka mutfaklar da tanınır olmuş ve farklı aşçılık üslupları kaynaşmaya başlamıştır.


  6. Mineli
    Devamlı Üye
    Kuaför

    TANIM


    Saçı, günün modasına ve kişinin zevkine göre; kesen, biçimlendiren, boyayan ve saç bakımını yapan kişidir.

    GÖREVLER

    Müşteriyi karşılar, isteğe göre:
    - Saçları yıkar, keser ve elektrikli kurutucu ile fön çekerek şekil verir,
    - Saçları boyar, bir süre bekledikten sonra yıkar, kremler ve fön çekerek şekil verir,
    - Islatılmış saçı bigudilerle sarar, üzerine file bağlayarak makinede kuruttuktan sonra açar ve şekil verir,
    - Saça perma ilacı sürerek, küçük bigudilerle sarar, kurutur ve açarak şekil verir,
    - Düğün, nişan gibi özel günlerde saça şekil vererek duvak, çiçek, taç gibi aksesuarlarla süsler.

    KULLANILAN ALETVE MALZEMELER

    - Fön makinesi, Saç kesme makası,
    - Çeşitli boylarda toka, pens, fırça ve tarak,
    - Bigudi, Saç boyaları, Saç bakım ürünleri,
    - Vazelin, kolonya, ense fırçası ve pudra,
    - Bigudi saç fırçası.

    MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER


    Bayan berberi (kuaförü) olmak isteyenlerin;
    - Ellerini ustalıkla kullanabilen,
    - Estetik görüşe sahip,
    - Uzun süre ayakta durabilecek bedensel özelliğe sahip,
    - Renkleri ayırdedebilen,
    - Kimyasal maddelere karşı alerjisi olmayan,
    - Güler yüzlü, sabırlı, müşterilerinin duygularına ve ihtiyaçlarına karşı anlayışlı, insanlarla iyi iletişim kurabilen
    kimseler olmaları gerekir.

    ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI


    Kuaför ve güzellik salonları gibi kapalı ortamlarda, sürekli olarak ayakta, yoğun bir şekilde çalışır. Çalışma ortamı fön makinesinin çalışmasından dolayı gürültülüdür. Boya maddeleri nedeniyle kuaförlerin elleri daima boyalıdır. Her gün yapılan iş birbirine benzerse de, değişik insanların gelip gittiği kuaför salonları, değişiklikten hoşlananlar için çekici bir ortam olabilir. Kuaförün esas işi saçlarla ilgilidir ve bunu, müşteri ve diğer çalışanlarla oldukça yoğun sözel etkileşim halinde yapar.

    ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI

    Bu meslekte yetişmiş elemanların, genelde kendi işyerlerini açmaları nedeniyle işsiz kalma olasılığı çok azdır. Bazı büyük otellerde çalışma imkanları vardır.
    Kuaförlerin iyi bir gelir elde etmeleri ve çalışma olanaklarının artması için, sürekli bu sektördeki değişiklikleri izleyerek kendilerini yenilemeleri gerekmekte, çünkü teknoloji gelişmekte ve moda sürekli değişmektedir.

    MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER

    Mesleğin eğitimi,Anadolu kız meslek/Anadolu meslek liseleri, kız meslek /meslek liseleri ve çok programlı liselerin “ cilt bakımı ve kuaförlük” alanı “Kuaförlük” dalında, kız teknik öğretim olgunlaşma enstitüleri, pratik kız sanat okulları, mesleki eğitim merkezleri, halk eğitim merkezleri ve akşam sanat okullarında verilmektedir.
    Bu mesleğin eğitimi,Anadolu kız meslek/Anadolu meslek liseleri, kız meslek /meslek liseleri ve çok programlı liselerin “ cilt bakımı ve kuaförlük” alanı “Kuaförlük” dalında, kız teknik öğretim olgunlaşma enstitüleri, pratik kız sanat okulları, mesleki eğitim merkezleri, halk eğitim merkezleri ve akşam sanat okullarında verilmektedir.

    MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI


    - Anadolu meslek/Anadolu kız meslek liseleri “Cilt Bakımı ve kuaförlük”alanına girebilmek için ilköğretim okulu mezunu olmak ve Orta Öğrenim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavında başarılı olmak,
    - Kız Meslek/meslek liseleri ve çok programlı liselere girebilmek için ilköğretim okulu mezunu olmak,
    Çıraklık eğitimine başlayabilmek için;
    - En az ilköğretim okulu mezunu olmak,
    - 14 yaşını doldurmuş ve 19 yaşından gün almamış olmak, ancak; 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce mesleki eğitimden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir.
    - Eğitim görmek istediği meslekte bir işyeri sahibi ile çıraklık sözleşmesi imzalamak gerekmektedir.
    - Pratik Kız Sanat okullarında öğrenim görmek için ilköğretim çağı dışında olmak, kız teknik öğretim olgunlaşma enstitülerinde öğrenim görmek için ise ilköğretim okulu mezunu olmak gerekmektedir.

    EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ

    - Anadolu Kız Meslek/Anadolu meslek liselerinde eğitim süresi 1 yılı yabancı dil hazırlık olmak üzere 4 yıldır. Kız meslek/meslek liseleri,çok programlı liselerde 3 yıldır. kız teknik öğretim olgunlaşma enstitülerinde 2 yıldır. Mesleki eğitim merkezlerinde, Kuaförlük meslek eğitiminde ilköğretim mezunları için eğitim programı 3 yıl devam etmektedir. Lise ve daha üst düzeyde genel eğitim kurumlarından mezun olanlar için meslek eğitimi 1.5 yıl devam etmektedir. Ustalık eğitimi çalışma süresi 2 yıldır.
    - Kız meslek liselerinde son sınıfta, kız teknik öğretim olgunlaşma enstitülerinde 2. Sınıfta 3308 Sayılı Yasa'ya göre 3 gün işletmelerde, 2 gün okulda eğitim görmekte, çıraklık eğitim merkezlerine gelen öğrenciler de 5 gün işletmelerde 1 gün çıraklık eğitim merkezinde eğitim görmektedirler.
    - Pratik kız sanat okulu bünyesinde bulunan kuaförlük bölümünde, manikür-pedikür, cilt bakımı, makyaj, sahne ve objektif makyajı, yüz ve vücut masajı, saç bakımı ve yapımı, epilasyon kursları verilmektedir.
    - Mesleki eğitim merkezlerinde çırak öğrenciler teorik eğitim diliminde; Türkçe, Matematik, Meslek Matematiği, İşletme Bilgisi ve Kooperatifçilik, Toplam Kalite Yönetimi gibi genel bilgi dersleri ile Teknik Resim, İş Güvenliği, Meslek resmi, Meslek Bilgisi, Meslek Sağlık Bilgisi gibi meslek dersleri alırlar.
    - Kız meslek liselerinin ve kız teknik öğretim olgunlaşma enstitülerinin kuaförlük bölümünde genel kültür derslerinin yanı sıra, saç bakımı yapımı ve uygulaması, mesleki anatomi-fizyoloji, mesleki kimya, makine bilgisi, makyaj, seçmeli ders olarak da mesleki resim, estetik, tırnak bakımı, yüz ve vücut masajı, cilt bakımı ve uygulaması, epilasyon, elektrik bilgisi, sahne ve objektif makyajı dersleri verilmektedir.
    - Öğrencilere, teorik ve pratik eğitimde, saç bakımı ve yapımı ile ilgili temel tanımlar, teknik terimler, temel bilgi ve beceriler kazandırılır. Alanıyla ilgili araç ve gereçler tanıtılır, kullanımları ve basit onarımları öğretilir. Müşterilerin isteğine uygun saç bakımı boyama, perma, defrize ve makyaj uygulaması becerisi kazandırılır. Ayrıca, peruk hazırlanması, iş güvenliği ilkeleri ve meslekle ilgili genel sağlık kuralları öğretilmektedir.

    MESLEKTE İLERLEME

    - Anadolu Meslek ve Kız meslek liselerinin Cilt Bakımı ve Kuaförlük alanından mezun olanlar Meslek liselerinin Cilt Bakımı ve Kuaförlük alanından mezun olanlar, istedikleri taktirde, Cilt bakımı ve güzellik, Kozmetik teknolojisi, Kuaförlük, Tıbbi ve aromatik bitkiler ön lisans programına sınavsız geçiş için başvurabilirler. Gereken koşullara sahip oldukları takdirde yerleştirilebilirler.

    - Ayrıca, en az üç yıl süreli mesleki ve teknik orta öğretim kurumlarından diploma almış veya çıraklık eğitimini başarı ile bitirmiş ve Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenen süre kadar mesleğinde çalışmış ya da en az beş yıl kalfa olarak çalıştığını belgelemek şartı ile ustalık sınavına doğrudan katılarak, başarı göstermeleri durumunda ustalık belgesini alırlar. Ustalık belgesini kendi işyerlerini açabilirler. Kendi işyerini kuranlar girişimci olarak da ilerleme kaydedebilirler.
    - Ustalık belgesine sahip olanlar Ayrıca, işyerinde çırak çalıştırması için de mesleki eğitim merkezlerinde düzenlenen İş Pedagojisi kursuna katılıp, başarılı olmaları durumda Usta Öğreticilik belgesine sahip olurlar.

    - Mezun olanlar “Kuaförlük ve Güzellik Bilgisi Öğretmenliği” lisans programına başvurduklarında ek puan almaları nedeniyle diğer bölümlerden mezun olanlara göre öncelikle yerleştirilmektedir.

    BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU


    Asgari ücretin %30'undan az olmamak üzere ücret almaktadırlar.
    Deneyim arttıkça ücret de artmaktadır. Alınan ücret işyerinin büyüklüğüne ve bulunduğu semte göre değişmektedir. Bu mesleği seçenlerin birçoğu deneyim kazandıktan sonra diğer meslektaşlarıyla ortaklık halinde veya kendi işyerlerini açıp bağımsız çalışmakta, kazanç durumu müşteri çokluğuna ve işyerinin konumuna göre değişmektedir


  7. Mineli
    Devamlı Üye
    meslekler ile ilgili resimler














  8. Ziyaretçi
    güzel olmuş )))))))))))))))))))))

  9. Ziyaretçi
    süper bi site çok güzel bi site açmışsınız çok işime yaradı saolun )

  10. Ziyaretçi
    vallahi nediyim cok guze bir site o olmasa belkide odevimi yapamazdim

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 123 SonuncuSonuncu


meslekler hakkında bilgi,  meslekler ile ilgili resimler,  meslekler hakkında kısa bilgi,  mesleklerle ilgili bilgiler