+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Defterdarlar Hakkında Bilgi Defterdarlar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. IŞILAY
    Devamlı Üye

    Defterdarlar Hakkında Bilgi Defterdarlar








    Defterdarlar

    Osmanlı devlet teşkilatında, Dîvân-ı Hümâyûn üyelerinden olup, pâdişâh adına yazılacak fermanlara, beratlara, nâmelere, hükümdârın imzâsı demek olan tuğrayı çekmekle görevli memur. Bâzı târihî kaynaklarda “muvakkî, tevkıî ve tuğrâî” isimleriyle de anılır. Pâdişâhın emrini ihtivâ eden ve baş tarafına tuğra çekilmiş vesikalar, Osmanlı teşkilât dilinde “Nişan-ı şerîf-i sultânî, nişan-ı hümâyûn, tuğra-i garrâ-i hakânî, tevki-i hümâyûn, tevki-i refî” gibi isimlerle anılırdı.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Fatih Kanunnamesi’ne göre defterdar, padişahın malının vekilidir. Defterdarlık teşkilatına “Bab-ı Defteri” de denilir. Başdefterdardan sonra Anadolu mali işlerini görmek için Anadolu Defterdarı geliyordu. Yavuz Sultan Selim devrinde, buraların mali işlerini görmek üzere, Halep’te bir defterdarlık daha kuruldu. Fakat bu, devlet merkezinde değildi. On altıncı yüzyıl ortalarında, devlet merkezinde, Şıkk-ı Sani adı ile bir defterdarlık daha kurulmuştur. Bu şekilde Başdefterdar, Anadolu Defterdarı ve Şıkk-ı Sani isimlerinde üç defterdarlık olmuştur.

    Divan-ı hümayun, sabah erkenden toplanır ve kuşluk zamanına ve bazen de öğleye kadar devam ederdi. Divan-ı hümayuna gelecek olan devlet adamları, sabah namazını çoğu zaman Ayasofya Camii'nde kılar, Yeniçeri ocağı ile süvari bölük ağaları ve bir miktar yeniçeri, sarayın Bab-ı Hümayun denilen ve Ayasofya Camii'ne bakan kapısı önünde iki sıra üzerine dizilirler, divan erkanı, namazdan sonra buradaki yerlerini alırlardı. Bu sırada duacı dua ettikten sonra Bab-ı Hümayun kapıcıları, kapıları açarlardı. Divan-ı hümayunda, divan üyelerinden başka reisülküttab, çavuşbaşı, kapıcılar kethüdası, büyük ve küçük tezkireciler ve tercümanlar hizmet görürlerdi. Divanda nişancı, tuğra çekilmesi lazım gelen ferman, berat, menşur gibi evraka tuğra çekerdi. Örfi işleri ise, veziriazam kararlaştırırdı.

    On sekizinci yüzyılın son çeyreğinden itibaren, Osmanlı kabinesi şu şekilde teşekkül ettirilmiştir.

    Sadrazam.

    Sadaret Kethüdalığı: 1835 yılında, Umur-ı Mülkiye Nezareti ve 1837 yılında Dahiliye Nezareti olmuştur.

    Reisülküttaplık: 1836 yılında, Umur-ı Hariciye Nezareti olmuştur.

    Defterdarlık: 1838 yılında, Maliye Nezareti olmuştur.

    Çavuşbaşılık: 1836 yılında, Deavi Nezareti ve 1870 yılında Adliye Nezareti olmuştur.

    Yeniçeri Ağalığı: 1826 yılında Seraskerlik, 1908 yılında Harbiye Nezareti olmuştur.

    Fatih Kanunnamesi İstanbul'un fethinden sonra, devlet teşkilâtına imparatorluğun büyüklüğüne ve coğrafi durumuna yaraşan bir karakter vermek, çeşitli müesseselerin vazifelerini tesbit etme ihtiyacı duyulduğundan; Fatih Sultan Mehmed tarafından düzenlenen kanunname.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Kapdan-ı Deryalık: 1878’den sonra, Bahriye Nezareti olmuştur.

    Daha sonraları kabineye, Şeyhülislam da dahil edilmiştir.

    Divan-ı Hümayun Kalemleri

    Divan-ı hümayunda Reisülküttaplık ile onun maiyeti olan beylikçinin nezaretleri altında, Divan-ı hümayun kalemleri bulunmaktaydı.

    Amedi Kalemi: Reisülküttabın hususi kalemi olup, aynı zamanda, bütün dış işleriyle meşgul olur ve sadrazamlıkla sarayın irtibatını sağlardı. Padişahın kendisine sadrazam tarafından yazılacak tahrir, telhis ile yabancı devletlerle yapılacak antlaşmalara dair ahidname ve musalahaname (antlaşma, sözleşme, vb.) suretleri, sadrazam tarafından yabancı devletlere gönderilen mektup müsveddeleri ve protokoller, elçi, konsolos, tercüman ve yabancı tüccarlara ait yazışmalar, burada yazılır ve bu kalemde saklanırdı.

    Beylikçi veya Divan Kalemi: Divanda müzakere olunup karara bağlanan işlerin, gereken yerlere havalesi ve divan sicillerinin tutulmasıyla vazifeliydi. Ferman ve beratlar burada yazılırdı. Beylikçi, yazı işlerinden dolayı Reisülküttabın emri altında bulunurdu.

    Tahvil Kalemi: Bu kaleme, Nişan Kalemi veya Kese Kalemi de denilmektedir. Vezir, beylerbeyi, sancakbeyi beratlarıyla, vilayet kadılarının beratları, zeamet ve timarların kayıtları hep burada tutulurdu.

    Rüus Kalemi: Genellikle küçük berat olarak tarif edilir. Vezir, beylerbeyi, sancakbeyi ve vilayet kadısı derecesine çıkmış, ilmiye sınıfı hariç olmak üzere, bütün devlet memuriyetlerine intisab edenlerin (girenlerin) veya kendilerine evkaftan vazife verilenlerin muameleleriyle meşgul olur ve kayıtlarını tutardı. Tahvil ve Rüus kalemleri, bugünkü özlük işlerinin görevini yaparlardı.

    Teşrifatçılık Kalemi: Divan-ı hümayundaki mühim vazifelerden biri de teşrifatçılık idi. Gerek sarayda ve Divan-ı hümayunda, gerekse sadrazam konağında yapılan merasimlerde, elindeki defter gereğince protokolü tatbik ederdi.

    Vakanüvislik Kalemi: Osmanlılarda vakanüvislik ismiyle resmi bir memuriyet ve kalemin kuruluşu, 18. yüzyıl başında ortaya çıkar. Bu kalem, devlet işlerine ait, verilen vesikaları tetkik ve kaydederdi. İlk meşhur vakanüvis tarihçi, Mustafa Naima Efendidir.

    Mühimme Odası Kalemi: 1797 tarihinde çıkan nizamnameyle, divan veya beylikçi kalemlerindeki Mühimme Nüvislerin (yazanların), bir yerde çalışmaları için Mühimme Odası veya Mühimme Kalemi kurulmuştur.

    Divan-ı hümayun kalemlerinin şeflerine Hacegan ve bir kalemin en kıdemli memuruna Halife denirdi.

    Divan-ı Hümayun Defterleri

    Divan-ı hümayunda çeşitli işler hakkında tutulmuş pek çok defter bulunmaktadır. Bunlar arasında en önemlileri; mühimme, ahkam, tahvil, rüus, name, ahidname defterleridir.

    Mühimme Defterleri: Divan-ı hümayunun muntazaman toplandığı zamanlarda her divan toplantısında görüşülen siyasi, içtimai, mali, idari ve örfi kararların kayıtlarını ihtiva eden defterlere “mühimme defterleri” denirdi. Divan toplantılarında zabıt tutma usulü olmayıp, görüşülen işin neticesi, yani karar sureti, divan katipleri tarafından kaleme alınırdı. Bu karar suretini daha sonra reisülküttab gözden geçirip tashih eder ve daha sonra icab eden yere yazılır ve en son olarak nişancı tarafından, hüküm veya fermanın tuğrası çekilirdi. Divan-ı hümayun işlerinin Babıali’ye nakli sırasında, mühimme defterleri de, oraya taşınmıştır. Elde mevcut mühimme defterleri, 16. yüzyıl ortalarından başlamaktadır.

    Mühimme defterleri de birkaç çeşittir. Biri normal divan görüşmelerine ait olan defterlerdir. Diğer bir mühimme defteri de “Mektum Mühimme Defteri” olup, adından da anlaşılacağı üzere, gizli yazılan hüküm ve fermanları havidir (içerir). Bunlardan elde mevcut olanlar, 18. yüzyıldan başlamaktadır. Savaş zamanlarında lazım olan defterler, sadrazam ve serdar-ı ekremle (başkomutan) beraber sefere gönderildiğinden, seferdeki görüşmelere ait tutulan mühimme defterlerine “Ordu Mühimmesi” denilmektedir. Sadrazamın seferde bulunması dolayısıyla, devlet merkezinde Rikab-ı Hümayun (Sadaret) Kaymakamının başkanlığı altında toplanan divan veya meclisteki görüşmelere ait tutulan defterlere, “Rikab Mühimmesi” ismi verilmiştir.

    Ahkam defterleri: Bazen bir eyalete ve bazen muhtelif eyaletlere ait olarak tutulmuşlardır. Bu defterlerde valilere, kadılara ve saireye hitaben yazılan hükümler bulunmaktadır.

    Tahvil defterleri: Bu defterlerin pek çok çeşitleri vardır. Tahvil muameleleri, sadrazamın emrini müteakip en son olarak yapılırdı.

    Rüus defterleri: Rüus, genellikle, küçük memuriyet, vazife veya mültezimlere o işin verildiğini gösteren tayin vesikası olarak, küçük berat şeklinde tarif edilmektedir. On altıncı yüzyıl rüus defterlerinde, büyük memuriyetlere ait beratlar da bulunmaktadır. Rüus defterlerinin kadı, mukataat, rikab, vakıf, müderrislik ve zeamet rüusu gibi çeşitleri bulunmaktadır.

    Bu belli başlı defterlerin dışında, pek çok Divan-ı hümayun defteri de bulunmaktadır.








  2. Ziyaretçi





    Defterdarlar lık hakkında özet yokmu




  3. Harbi @ kız
    Bayan Üye
    defterdarlar özeti.

    Defterdar Osmanlı Devleti'nde maliye nazırına verilen addır. Defterdar aynı zamanda Divan-ı Hümayun üyesi idi. Ayrıca eyalet defterdarları vardı ve bunları maliye nazırından ayırma için mutlaka eyalet defterdarı ya da nazır-ı emval denilirdi. Cumhuriyet döneminde eyaletler kaldırılıp sancaklara önce vilayet sonra il ismi verilince, bunların başındaki en yüksek maliye görevlisine defterdar dendi. Bugün de defterdar kelimesi bu manada kullanılmaktadır.
    I.Murat (Hüdavendigar) zamanında kurulduğu bilinmektedir defterdarlar mukataha adı verilen vergi birimleri ile maden ve tuzla türü işletmelerin elde ettiği gelirleri merkeze transfer etmek ve bunun muhasebesini yapmakla görevliydiler 14.yy a kadar defterdarlar kadılar ve müderrisler arasından seçiliyordu.daha sonları defterdarlık kendi iç eğitim sistemini de geliştirerek buradan defterdar yetiştirmeye başladı.bu eğitim sisteminin binası topkapı sarayındadır




  4. Ziyaretçi
    defterdarlar için 5 cümlelik ya da daha kısa yokmu

  5. Harbi @ kız
    Bayan Üye
    Defterdar (Özet)

    Maliye işlerinden sorumlu bakanlar idi. İlk defterdar I. Murat döneminde atanmıştır. Mali işlerin artmasından dolayı Fatih döneminde Anadolu ve Rumeli Defterdarı olmak üzere sayıları ikiye çıkarılmıştır.


    Defterdarın görevleri şunlardır:
    1. Hazine ile ilgili işlerde hüküm yazmak
    2. Rütbe ve dirlik verilecek kimseleri hükümdara teklif etmek
    3. Akçenin değerini korumak
    4. Bütçeyi hazırlayarak hükümdara sunmak


    Defterdarlığa bağlı başlıca kalemler şunlardır; Ruznamçe Kalemi, Maliye Emirleri Kalemi, Tarihçi Kalemi, Gelir ve Giderler kalemi.

+ Yorum Gönder


defterdarlar,  defterdarlık hakkında bilgi,  defterdarlar hakkında bilgi,  defterdarlar kısa bilgi