+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve Medeniyetler Forumunda Cumhuriyetin ilanından sonra atatürk neler yapmıştır Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Leyla
    Devamlı Üye

    Cumhuriyetin ilanından sonra atatürk neler yapmıştır








    Cumhuriyetin ilanından sonra atatürk neler yapmıştır

    Cumhuriyetin ilanından sonra atatürk ün yaptığı çalışmalar

    cumhuriyetin ilanından sonra atatürk neler yapmıştır 1.jpg

    CUMHURİYET ÖNCESİ VE SONRASI YÖNETİM ŞEKLİNDE YAPILAN YENİLİKLER,KIYAFET ALANINDAKİ YENİLİKLER,HARF,EĞİTİM,ÖLÇÜLER,SANAYİ,HUKUK,KÜLTÜR ,TOPLUMSAL YAŞAMA AİT YENİLİKLER
    Cumhuriyet’in getirdikleri;
    Ulu önder Mustafa kemal Atatürk’e borçlu olduğumuz cumuhuriyet rejimini oldukça detaylı bir şekilde anlatan çok işinize yarayacak bir proje/araştırma

    A- Yönetim Şekli Cumhuriyet
    Cumhuriyet; devlet reisi, millet veya millet meclisleri tarafından muayyen müddet için seçilen hükümet şeklidir2
    İslâmiyet’ten önce Türk Devletlerinde Devlet Başkanları yani Hanlar Kurultay tarafından seçilirdiTürklerin bu Cumhuriyetçi anlayışına karşın Osmanlı Devleti tamamen teokratik bir devletti Padişah’ın tek otorite olması, Atatürk’te Cumhuriyet ve millî hakimiyet fikirlerinin gelişmesinde çok etkili olmuştur
    Diğer yandan o dönemdeki milliyetçilik fikirlerinin etkisinde kalmış ve ateşli bir milliyetçi olmuştu Aynı zamanda bu fikrini fiiliyata geçirmiş, yeni Türk Devleti’ni millî temeller üzerine kurmuş ve siyasi rejim olarak da asrımızın en mükemmel sistemi diyebileceğimiz demokratik cumhuriyeti seçmiştir3 Dünyada uygulanan bir çok cumhuriyet çeşidi olmasına rağmen Atatürk “demokratik cumhuriyeti” yönetim biçimi olarak seçmiştir ve bunda da oldukça samimidirÇünkü, o isteseydi kendisini tek adam ilan edebilir, halkın ve ilim adamlarının görüşüne değer vermezdi
    Bu konuyla ilgili olarak Lord Kinross ise bir anısını bize şöyle aktarmaktadır Kendisine bazı Avrupalı yazarların ileri sürdüğü gibi diktatör olup olmadığını soran öğretmenlere, yumuşaklıkla şöyle diyordu; “Eğer böyle olsaydım sizin bunu sormanıza izin vermezdim”4
    Gene Atatürk diktatör mü? sorusuna Falih Rıfkı Atay “Çankaya” isimli eserinde şöyle cevaplamıştır Ne mizacı ne de ideali bakımından diktatörlük inançlı değildi Millî kurtuluş içinde şart saydığı inkılapların hürriyet içinde yaşayabileceğine güvenebiliyoduDemokrasi için savaşçılığın zevklerini feda etmeyeceğine şüphe yoktu Nitekim zamanın diktatörlerinden hiç birini sevmemişti”
    Mustafa Kemal neden Cumhuriyet dediğini TBMM’de şöyle dile getirmiştir
    “Baylar, yüzyıllardan beri Doğu’da kıyım ve haksızlık görmüş olan Ulusumuz, Türk Ulusu, yaratılışındaki gerçek niteliklerden yoksun sayılıyordu Son yıllarda Ulusumuzun eylem olarak gösterdiği, beceri, yetenek ve anlayışı, kendisi için kötü sanıda bulunanların ne denli aymaz ve ne denli irdelemeden uzak, görüşüne önem veren kimseler olduğunu pek güzel kanıtladılarUlusumuz, kendisinde bulunan nitelikleri ve değeri, Hükümetinin yeni adıyla, uygarlık dünyasına çok daha kolay gösterebilecektir Türkiye Cumhuriyeti, dünya devletleri arasındaki yerine yaraşır olduğunu, başaracağı işlerle kanıtlayacaktır”5
    Gene o, diktatörlük isteğinde olmadığını şu sözleriyle dile getirmiş ve Cumhuriyeti Türk Halkına armağan etmiştir
    “Har zaman sayın arkadaşlarımın ellerine çok içtenlikle ve sıkıca yapışarak onların varlıklarından kendimi bir an bile soyutlamış görmeyerek çalışacağım Her zaman Ulus sevgisine dayanarak hep birlikte ileriye gideceğiz Türkiye Cumhuriyeti mutlu, başarılı ve utkulu olacaktır
    B- Millî Ekonomi
    Atatürk’ün ekonomi ile ilgili politikaları Cumhuriyet tarihimizde önemli bir yere sahiptir Atatürk tarihte az bulunabilecek askerî zaferlere imzasını attığı halde; “Askerî zafer kurtuluş için yeterli değildir; bugün erişilen nokta gerçek kurtuluş noktası sayılamaz”6 diyerek asıl kurtuluşun siyasî, sosyal ve ekonomik yapıyı çağdaş düzeye getirmesiyle sağlanacağını belirtmiş, bunu sağlamak için 17 Şubat 1925 tarih ve 552 sayılı7 kanunla aşar vergisi kaldırılmış, yerine maktu vergi konulmuştur 1951’den sonra da yol vergisi kaldırılmıştır Kapitülasyonlar Lozan Barış Antlaşması’yla ortadan kaldırılmış böylece, Millî Ekonomi rahat bir nefes almıştır 1 Temmuz 1926 tarihinde kabul edilen kabotaj kanunu8 ile kıyılarımızda gemi işletme hakkı yabancı devlet ve milletlerden alınmıştır
    Ekonomi alanındaki yeniliklere devam edilerek 28 Mayıs 1927’de 1055 sayılı “Sanayi-i Teşvik Kanunu”9 kabul edilerek sanayi ve yatırım alanında yeni teşvikler getirilerek sanayi bakımından çok fakir olan memlekette yeni fabrikalar kurulma yoluna gidilmiştir
    Mustafa Kemal Atatürk’ün bütün konuşmaları dikkate alındığında Kemalist Ekonomik Kalkınma modelinin amaçlarını şöyle özetleyebiliriz
    1 Tam çalışma,
    2 Hızlı ve dengeli sermaye birikimi,
    3 Dış ödemeler ve dış ticaret dengesi,
    4 Dengeli gelir dağılımı,
    5 Enflasyonsuz hızlı kalkınma,
    6 Bölgelerarası dengeli kalkınma,
    7 Özel girişimin getirilmesi,
    8 Yabancı sermaye ile işbirliği10
    Atatürk Devletçi bir ekonomiden yana idi Bunu bir konuşmasında şöyle dile getirmiştir “Devletçiliğin bizce manası şudur Fertlerin hususi teşebbüslerini ve faaliyetlerini esas tutmak Fakat büyük bir milletin bütün ihtiyaçlarını ve birçok şeyin yapılmadığını gözönünde tutarak, memleketin iktisadiyatını devletin eline almak”11
    C- Millî Eğitim
    Atatürk’ün eğitime çok önem verdiği çeşitli yerlerde yaptığı konuşmalardan anlaşılmaktadır O, “Eğer Cumhurbaşkanı olmasaydım Millî Eğitim Bakanı olmak isterdim”12 diyerek bunu dile getirmiştir
    Genç Türkiye Cumhuriyeti çağdaş eğitimle müreffeh olacaktır Atatürk’ün Millî Eğitimle ilgili ilk icraat, 3 Mart 1924 yılında TBMM’ce kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu olmuştur
    Türkiye Cumhuriyeti’nden önce 1839 Tanzimat Dönemi’nde, Osmanlı saltanatı da öğretim birliğine başlamak istemişse de bunu başaramamış, aksine bu konuda bir ikilik meydana gelmişti Bu ikilik eğitim ve öğretim birliği açısından birçok zararlı sonuçlar doğurdu Bir milletin bireyleri ancak bir eğitim görebilir İki türlü eğitim bir ülkede iki türlü insan yetiştirir Bu ise, duygu ve düşünce birliği ile dayanışma amaçlarını tamamen yok eder13
    Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun “Türkiye’deki bütün bilim ve öğretim kurumları Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlıdır”,14 şeklindeki ilk maddesiyle bütün öğretim kurumları birleştirilerek Millî Eğitim Bakanlığı’na devredilmiştir








  2. Leyla
    Devamlı Üye





    Bu kanundan sonra eğitimle ilgili diğer bir inkılap ise Harf inkılabı olmuştur “1 Kasım 1928 yılında TBMM’nin açılış konuşmasını yapan Atatürk “Her vasıtadan evvel büyük Türk Milleti’ne onun bütün emeklerini kısır yapan çorak yol haricinde kolay bir okuma-yazma anahtarı vermek lazımdır Büyük Türk Milleti cehaletten az emekle kısa yoldan ancak kendi güzel asil diline kolay uyan bir vasıta ile sıyrılabilir”15 diyerek bu inkılapla hedeflenen şeyleri dile getirmiştir
    Atatürk’ün en büyük hedeflerinden birisi de sadece Selçuklu ve Osmanlı tarihi içine sıkışıp kalmış olan Türk tarihini, bu vaziyetten çıkarıp İslâm öncesi Türk tarihinin de araştırılmasını istiyordu “15 Nisan 1931’de “Türk Tarih Tetkik Cemiyeti”ni kurdurarak bu yolda ilk adımı atmıştır16
    Bugün TTK adını alan bu cemiyet Atatürk’ün istediği çizgide bir birinden güzel çalışmalar yapmış, İslâm öncesi Türk Tarihi üzerine çalışan bilim adamlarının eserlerini yayınlayarak onlara yardımcı olmuştur”12 Temmuz 1932 yılında Türk Dilini sadeleştirmek üzere Türk Dil Tetkik Cemiyeti kurulmuştur”17
    Bu gün Türk Dil Kurumu olan bu cemiyet çalışmalarına devam etmektedir Dilimizde bulunan Arapça ve Fransızca kelimeler atılarak dil sadeleştirilmek istenmiş ancak bu dilde bir yozlaşmaya sebep olmuştur Atılan bu kelimelerin yerini Fransızca, İngilizce kelimeler almıştır Atatürk’ün hedeflediği Türkçe’nin Bilim dili olması gerçekleştirilememiştir
    D- Millî Devlet
    Osmanlı İmparatorluğu kozmopolit bir devletti 3 kıtaya yayılmış devlet içinde bir çok etnik azınlık ve çeşitli milletler bulunmaktaydı Bunlar Osmanlı Devleti’nin yüksek hakimiyetini tanımışlar ve bu hakimiyet altında yaşamayı kendilerine şeref addetmişlerdi Osmanlı padişahları da bu azınlıklara her türlü hakkı, özgürlüğü tanımışlardı Hatta, bunlardan bazılarına Müslüman olmaları şartıyla devlet yönetiminin en üst kademelere gelme izni verilmişti Buna karşılık azınlıklarda daima kadirşinas olmuşlardı Öyle ki Yıldırım Beyazıd’ın 1402 yılında Ankara Savaşı’nı18 kaybedip bunu müteakiben ölmesiyle başlayan ve 11 yıl süren “Fetret Devrinde” Osmanlı Devleti balkanlardaki topraklarını yeni fethetmelerine rağmen kaybetmemişlerdir 1789 ihtilali ise bütün dünyaya yayılan “milliyetçilik akımı Osmanlı Devleti’ni çok etkilemiştir Avrupalı devletlerin kışkırtmasıyla Osmanlı Devleti içindeki bütün azınlıklar, özellikle gayri müslim azınlıklar bağımsızlıklarını ilan edip ayrılmışlardır
    İmparatorluğun ve azınlıkların arda kalan bütün sorunları, buhranları Türk Milleti’nin omuzları üzerine kaldı ve Mustafa Kemal Atatürk bu durumu şu şekilde dile getirmektedir “Efendiler, bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı O da, Hakimiyet-i Milliye’ye müstenid, bilakayduşard müstakil yeni bir Türk Devleti kurmakİşte, daha İstanbul’dan çıkmadan evvel düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz tatbikine başladığımız karar bu karar olmuştur”19
    Görüldüğü gibi Osmanlı Devleti tamamiyle çökmüştürBuna göre M K Paşa, Kurtuluş Savaşı’nı başlatmadan önce kafasında yeni bir sistem oluşturmuştu
    Bu yeni sistem tamamiyle yeni bir devletin kurulmasına yönelikti Bu sistemin özelliği şöyleydi
    1 Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir
    2 Seçim sistemi çoğunluk esasına dayalıdır
    3 Millete ait olan egemenlik sadece ve yalnızca milletin seçtiği TBMM tarafından kullanılacaktır20
    M Kemal’in en büyük hedefi görüldüğü gibi yeni bir devlet kurmaktır Bu devletin yönetim şekli cumhuriyet ve bu devlet, Türkiye’de yaşayan Türklere aittir
    Türkiye Cumhuriyeti’nin millileşmesini sağlayan diğer bir konu ise Lozan (Lozaunne) Barış Antlaşması’nın şartlan içinde yer alan Yunanistan’la yapılan nüfus mubadelesidir Anadolu’nun çeşitli sancaklarında o tarihte yaşayan kesit bir Rum nüfus vardı Özellikle İç Anadolu Bölgesi’nde bu nüfus % 22’ye ulaşmaktaydı
    30 Ocak 1923 tarihli nüfus mübadelesine ilişkin sözleşme ve protokolün 23 Ağustos 192321’te TBMM tarafından onaylanıp yürürlüğe girmesinden sonra başlayan Türk ve Rum nüfus değişimi, o tarihlerde hemen hemen tamamlanmış bulunuyordu
    Bu süre içerisinde, 4 Ağustos 1924 tarihine kadar Türkiye’ye Yunanistan’dan 324396 Müslüman göçmen gelmiş, Türkiye’den Yunanistan’a 52144 Rum gitmiştirGiden Rumlar’ın yerlerine gelen Türk nüfus yerleştirilmiştir Bu, Cumhuriyet’in Türk Milleti’ne bir armağanıdır Bunun önemini taktir etmek lazımdırMübadele Anadolu’nun Türkleştirilmesi olmuştur22
    E- Tam Bağımsızlık
    Mustafa Kemal’in ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında “Tam bağımsızlık” üzerinde ısrar etmesi kadar doğal bir şey olamazdı Çünkü, o, yabancıların hegomanyasından tümden kurtulmayı Osmanlı İmparatorluğu zamanında zorla kabul ettirilen, devletin egemenliği ile bağdaşmaz nitelikteki kısıtlamalardan ülkeyi arındırmayı amaçlıyordu
    Bilindiği gibi “Manda” ve “himaye” konusu cumhuriyet tarihinde sert tartışmalara sebep olmuştur Erzurum Kongresi’nde bu konular tartışılmış “Manda ve himaye kabul olunamaz” şeklinde bir madde kabul edilmiştirAncak konu önemine binaen Sivas Kongresi’nde tekrar tartışılmış ve reddedilmiştir
    “İşgalci devletlere karşı bağımsızlık mücadelesi verilirken, özellikle BMM’de dış politika ve Sovyetler ile ilişkiler konuları görüşülürken M Kemal’in ve öteki konuşmacıların en fazla kullandıkları kelimeler arasında emperyalizm bulunuyordu I Dünya Savaşı’ndan sonra Batılı devletlerin Türkiye’ye karşı emperyalizmin her türlü tanımına göre emperyalist bir harekete girişmiş olduklarına şüphe yoktur Bu durum karşısında Anadolu hareketini yönetenler için, aynı düşmanlara karşı savaşmakta olan Sovyet Rusya ile işbirliği yapmak ve bu devletin yardımını istemekten başka çare kalmamıştır23 Ancak Mustafa Kemal Paşa, Rusya ile olan ilişkileri iki devlet arasındaki ilişkiler nasıl olması gerekiyorsa o şekilde kurmuş ve geliştirmiştir
    Sivas Kongresi’nde manda konusu tartışılırken bu konuyu savunanlardan biri olan Refet Bey şöyle diyordu: “Bizim Amerikan güdümünü yeğ tutmaktan amacımızı bütün toplumları tutsak kılan, yürekleri, inançları söndüren İngiliz güdümünden kurtulmak, yumuşak ve ulusların inançlarına saygı gösteren Amerika’yı kabul etmektir”24
    Manda ve Himaye’ye taraf olanların haklı bir tezi vardıŞöyle ki Kurtuluş Savaşı kazanılsa bile bu basandan sonra durum ne olacak idi?
    Ekonomik, siyasal ve sosyal yıkıntıların altından nasıl kalkılacaktı? Ulu Önder Atatürk Millî Mücadele önderlerinde meydana gelen bu ümitsizliği şu sözleriyle kaldırmıştır
    “Tarih bir milletin nelere istidadı olduğunu gösteren en doğru kılavuzdur Bizim yolumuzu çizen içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk Milleti ve bir de milletler tarihinin bin bir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir”25
    F- Millî Birlik ve Beraberlik
    Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan azınlıkları devlet içinde tutmak için genellikle Türk Milleti tabiri kullanılmaz, buna karşılık Osmanlı, tebasından söz edilirdi Buna gerekçe ise Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını özlemektir Ancak bunda başarılı olunamamıştır Atatürk bu korkunç durumdan Türk Milleti’ni kurtararak Türk olduğunu her seferinde dile getirmiştir “Ne Mutlu Türküm Diyene” diyerek Türklüğüyle gurur duyduğunu milletimize göstermiş, halkımızın belleğine Türk sözcüğünü yerleştirmiştirMillî birlik ve beraberlik Atatürk Cumhuriyeti’nin vazgeçilmez unsurlarından birisidir Zira o, bu konunun önemini şöyle dile getirmiştir “Bu günkü Türk Milleti siyasi ve içtimai camiası içinde kendilerine kurtluk fikri, Çerkezlik fikri ve hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş, vatandaş ve Milletdaşlarımız vardır Fakat nazırın istibdat devirleri mahsulü olan bu yanlış tevsimler (adlandırmalar) birkaç düşman aleti, mürteci beyinsizden maada hiçbir millet ferdi üzerinde teellümden (Kederlenme, eseflenme) başka bir tesir hasıl etmemiştir Çünkü bu millet efradı da, umum Türk camiası gibi aynı müşterek maziye, tarihe ve ahlaka, hukuka sahip bulunuyorlar26





  3. Zeyneb
    Görevli Bayan Üye
    Cumhuriyetin ilanından sonra yapılan en önemli yenilikler


    Saltanatın kaldırılması ( 1 Kasım 1922)Ankara’nın başkent olması (13 Ekim)Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923)Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)Siyasi Partiler kuruldu. (Cumhuriyet Halk Fırkası, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Cumhuriyet Fırkası)





+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
atatürk cumhuriyetin ilanından sonra neler yapmıştır,  cumhuriyetin ilanından sonra yapılan yenilikler,  cumhuriyetin ilanından sonra yapılan inkılaplar,  atatürk ulusumuz için neler yapmıştır