+ Yorum Gönder
Sağlık Merkezi ve Fizik Tedavi Forumunda Fiziğin ana amaçları nelerdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Zeynep
    Bayan Üye

    Fiziğin ana amaçları nelerdir









    Fizik Nedir?


    Fizik evrenimizdeki doğal olayların anlaşılmasıyla ilgili deneysel gözlemler ve nicel ölçümlere dayanan temel bir bilim dalıdır. Fizik doğayı anlama doğal olayların neden ve sonuçlarını öğrenme ve bunları matematiksel metotlarla ifade etme işidir. Burada amaç doğaya insanlığın yararına olacak şekilde yön verebilmektir. Tüm doğa bilimlerinin kaynağı fiziktir ve tüm mühendislik dalları fizik prensiplerini kullanır. Fizik Eğitiminin Genel Amaçları: 1. Öğrenciye bilimsel düşünme yeteneği kazandırma. 2. Öğrenciye aklını kullanabilme yollarını gösterebilme 3. Bilim ve teknoloji arasında ilişki kurabilme. 4. Bilim ve teknolojinin toplumun ilerlemesindeki önemini kavrayabilme. 5. Yapıcı eleştirici düşünme yeteneği kazandırabilme. 6. Araştırma inceleme gözlem ve deney sonuçlarını söz yazı ve şekille gösterebilme. 7. Bilimsel sonuçlara ulaşmada ve kanunları anlamada gözlem inceleme deney ve araştırma yöntemlerinden yararlanabilme 8. Fiziğe ilgi duyabilme yeni gelişmeleri izleyebilme yeni gelişmelerin önemini kavrayabilme. Fizik bu genel amaçlar doğrultusunda öğrencilerin gelişim ve yetenek düzeyleri dikkate alınarak uygun davranış özelliklerini kazanabilmeleri için özel hedefler belirlenir. Fizik Dersi Alan Bir Öğrenci: 1. Fiziği bir insan etkinliği olarak takdir eder ve içinde bulunduğumuz dünyayı anlamamıza yardım eden birkaç yoldan biri olarak anlar. 2. Fizikte kullanılan araştırma metotlarını anlar ve uygular. 3. Fizikteki kavram ve ilkeleri bilir anlar ve uygular. 4. Toplumdaki ve teknolojideki değişmeleri değerlendirirken fizikteki bilgileri kavramları ve metotları kullanabilir. 5. Bilim ve teknolojinin tarihsel gelişimini anlar.
    Fiziğin ana amaçları nelerdir.jpg

    Fizik Niçin Öğretilmeli: Fizik niçin öğretilmeli sorusuna cevap olarak fizik eğitiminin özel amaçlarını sıralayabiliriz. Fen bilimleri ona dayalı olarak üretilen teknolojinin toplumların gelişmesine sağladığı katkılar sayılamayacak kadar çoktur. Bu nedenle fizik ve diğer fen bilimi disiplinlerinin önemi gittikçe artmaktadır. Fen bilimleri eğitiminde en büyük gelişme ikinci dünya savaşı yıllarına dayanır. İkinci dünya savaşında Amerika'nın atom bombası kullanması ile fiziğin önemi bir anda artmıştır. Fiziğin gücü anlaşılmış ve buna bağlı olarak fizik eğitimine verilen önem artmış eğitim yeni yaklaşımlar ile cağdaş hale getirilmiştir. Fizik eğitiminin temel amaçlarından biride öğrencileri bilimsel olarak okur yazar hale getirmektir. Bilimsel okur-yazarlık: fen bilimlerinin doğasını bilmek bilginin nasıl elde edildiğini anlamak fen bilimlerindeki bilgilerin bilinen gerçeklere bağlı olduğunu ve yeni kanıtlar toplandıkça değişebildiğini algılamak fen bilimlerindeki temel kavram teori ve hipotezleri bilmek ve bilimsel kanıt ile kişisel görüş arasındaki farkı algılalamak olarak tanımlanmaktadır. Bilimsel okur-yazar bireylerden oluşan bireylerden oluşan toplumlar hem yeniliklere kolayca uyum sağlar hem de kendileri yeniliklere önderlik edebilirler. Günlük hayatımızda karşılaştığımız ve gözlemlediğimiz bir çok durum fizik ile ilgilidir. Bireylerin kendi yaşantılarını etkileyen olayların okulda öğrendikleri bilgilerle bağlantılı olduğunu kavramaları onların bilimsel okur-yazar olmalarına büyük ölçüde katkı sağlamaktadır. Yani fizik dersi konularının hayatta karşılaştığı olaylar ile bağlantılı olduğunu kavrayan öğrenci bilim ve teknolojiye olan ilgisi artacaktır. Eğer bu ilişkiler okulda kurulmaz ise teknolojinin egemen olduğu günümüzde bireyler daha kolay bir yaşantı için gerekli bilgi ve becerileri kazanamazlar. Eğer öğrenciler fizikteki bilgilerin soyut olmadığını aksine kendi yaşantıları ile direkt olarak ilişkili olduğunu algılarsa ona karşı olan tutumları artacağı için bu bilimi hissederek öğrenirler. Hatta bu ilişkilendirme öğremelerini kolaylaştırır. Ortaöğretimde fizik okutulmasının ve ilk öğretimde fen derslerinde fizik konularının yer almasının önemli bir nedenide öğrencilerin büyük kesiminin ya lise yada ilköğretimden sonra eğitimlerine devam etme şansı bulamamaları yada sosyal bilimlerde eğitimlerine devam etmeleridir. Yani bilimsel okur-yazarlığı bütün topluma yaymak fizik kavramları onların teknoloji ve toplumla ilişkilerini herkese kavratmaktır.< Fiziğin liselerde okutulmasının bir başka önemi ise fizik ve mühendislik dallarında lisans eğitimi yapan öğrencilere iyi bir alt yapı sağlamaktadır. Çünkü bu dallarda eğitim gören gençlerin daha kaliteli yetişmesi ülkenin teknolojik gelişimi acısından büyük önem taşımaktadır keza bu gençler teknolojinin üretilmesi ve kullanımını sağlayacaklardır. Dolayısı ile lisede iyi bir temel kazandırılmaları gerekmektedir. Kısacası ortaöğretim bilimselliğin bilinçli bir şekilde kazanılabileceği ilk aşamadır. Fizik bu süreçte kullanılabilecek en önemli süreçlerden biridir çünkü bu disiplinin konusu hayat ile iç içedir ve gelişmesinde birincil kaynak bilimsel yöntemlerin kullanılmasıdır. Günümüz insanı hayatının her safhasını etkileyen teknolojik gelişmeleri algılayıp yorumlaya bilmesi için temel fizik eğitiminden geçmesinin gerekliliği açıkça görülmektedir. Böylece bireyler bilimin değerini anlar ve ona karşı pozitif bir tutum geliştirir teknolojinin toplumsal yaşantı üzerindeki etkisini anlar ve en önemlisi bilim teknoloji ve toplum arasındaki ilişkiyi birbirlerini nasıl etkilediklerini anlayabilir. Yeni Fizik Programları ve Fizik Nasıl Öğretilmeli: Fizik eğitiminin önemini anlattık ancak ülkemizde fen bilimleri eğitimindeki temel problem mevcut programlarda verilen klasik bilgilerle yeni gelişmelerin gerek teknolojik gerekse topluma yansımsı olarak bağlantısının çok az olmasıdır. Geleneksel fizik programlarının gerçek dünya ile bağlantısı zayıftır. Ülkemizde ortaöğretim düzeyinde gösterilen fizik dersi 1600-1900 yılları arası fiziği kapsamaktadır. Fiziğin günümüz teknolojisini şekillendirdiği ve atılım yaptığı ikinci dünya savaşı sonrası fiğine hiç değinilmemektedir. Bu nedenle fizik dersi gibi hayatla iç içe somut bir ders öğrenciler tarafından soyut olarak algılanmaktadır. Bu nedenle günümüz fizik eğitiminde öğrenciye konu yanında hayatımız ile bağlantısı da verilmelidir. Yaşantımız ile fiziğin bağlantısının kuvvetlendirilmesi için yeni programlar geliştirilmeli ve bu programlar toplumu etkileyen yeni teknolojik gelişmelere ve çevre sorunlarına açık olmalıdır. Geleneksel programlar daha çok bilgi aktarımını ön plana çıkarmaktadır. Bu geleneksel öğrenme kuramları felsefesine dayanan bir yaklaşımdır. Halbuki gelişen iletişim teknolojisi sayesinde yeni bilgi o kadar hızlı çoğalmaktadır ki bunun hepsinin aktarılması imkansız hale gelmektedir. Çağdaş programların felsefeleri ise bilgi aktarımından ziyade bilgiye ulaşma yollarının öğretilmesini amaçlanmalıdır. Bu yeni yaklaşında önemli olan öğrencilere bilimsel süreç yakalaşımlarını ve fizikteki temel kavramları kazandırmaktır. Öğrenciye temel verilip bu temel yardımı ile yeni bilgilere nasıl ulaşacağı ve bunlar ile hayat arasındaki bağı nasıl kuracağı öğretilmelidir. Öğrenci bu bağı kendisi kuramaya bilir. Yeni programlarda çok miktarda konu işlemek amaçlanmalı bunun yerine temel konuların detaylı bir şekilde işlenmesi hedeflenmelidir. Böylelikle konu ile yaşam arasındaki bağ kurulabilir ve öğrenci araştırmaya yönlendirilebilir. Yeni programlarda her fen programında kullanılması istenen fakat çoğu okulda hiç kullanılmayan labaratuvar etkinliklerinine yer verilmelidir. Fizik öğretimi açısından labaratuvar ve proje çalışmaları büyük önem arz etmektedir. Özellikle proje çalışmaları öğrenciye araştırma yeteneği kazandırması bilim öğrenme ve bilimin yaşantı ile bağlantısını kavraması açısından büyük önem taşımaktadır.








  2. Zühre
    Devamlı Üye





    Fiziğin diğer bilim dallarından farkı nedir

    Biyoloji :
    Fiziksel bilimlerin geliştirdiği bilgisayarlar,tıpta da çok geniş bir kullanım alanına sahiptir.İç organların net ve ayrıntılı olarak görüntülenip incelenmesinde ;kan ve idrar tahlili gibi biyokimyasal analizlerde vb. çalışmalarda bilgisayar kullanımı giderek yaygınlaşmıştır.Böylece daha kısa sürede kesin sonuçlar gidilebilmektedir.Termik kamera denilen vücut ısısına duyarlı kameralarla uzak alanlarda canlı varlıkların bulunup bulunmadığı saptanabilmektedir.Böylece , bilim ve teknolojideki biyoloji biliminde bilgi patlamasına neden oluşmuştur. Ameliyatlarda yaranın dikilmesi ve iyileşmesi önemli bir sorundur.Ayrıca dikiş izi kalmaktadır.Oysa günümüzde çoğu zaman yaraların için lazer ışınlarından yararlanılıyor.Böylece hem yaralar kolay iyileşiyor hem de dikiş izi kalmıyor.
    biyolojik süreçlerin aydınlatılmasında ve biyolojiye ilişkin soruların çözümünde fiziksel birimlerin ilke ve kavramlarından yararlanan bilim dalı biyofizik moder fizikteki gelişmelerden yararlandı. biyofiziğin çok çeşitli olan ilgi alanı içide fiziğin yeri önemlidir. karmaşık bir elektrik devresi olarakta düşünülebilecek sinir sisteminde uyarıların iletilmesindeki yapıyı kuvvet ışık ses ve iyonlaşma radyasyon gibi fiziksel büyüklüklerin canlıda etkisini ve canlıda yer değiştirme yada iletişim yoluyla çevredekilerle kurdukarı ilişkileri inceler. biyofizikte kullanılan en yaygın incelemem ve araştırma yöntemleri arasında X-ışın kırımı ve X-ışın kristalografisi nükleer manyetik rezonans spektroskopisi soğurma ve flüoresans spektroskopi ve ultra santrifüj ile çökeltme yer almaktadır. canlıların yapısında ve özellikleri bu yöntemlerle kesin bir biçimde tanımlanabilmiştir.
    kimya : modern fizik olarak adlandırılan rölatif(göreceli) ve kuantum tabanlı fizik anlayışlı temel bilim dalları olan fizik kimya biyolojinin ortak alanlarının gelişmesini sağladı.
    maddenin katı sıvı ve gaz hallerini en derin ayrıntısına kadar inceleyen ve termodinamik yasalarını kullanann kimyanın alt alanı fizo imya modern fizikten fazlası ile etkilendi. maddenin en küçük yapı taşları olan madde taneciği (parçacık) ve kuantum kimyanın ilgi alanına girdi.





+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
fizik,  fizik biliminin amacı nedir,  FİZİK,  fiziğin amacı