+ Yorum Gönder
1. Sayfa 123 SonuncuSonuncu
Biyografi ve Düşünürler ve Flozoflar Forumunda Sütçü İmam - Kimdir Kısaca Hayatı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ahmet @ Arif
    Devamlı Üye

    Sütçü İmam - Kimdir Kısaca Hayatı








    Sütçü İmam - Kimdir Kısaca Hayatı

    Sütçü İmam biyografisi

    (1884-1922)[/FONT]


    Maraşlı olup asıl adı Ali, lakabı Hacı imam'dır.Uzunoluk Mescidinde imamlık yaparken aynı zamanda süt de sattığından "Sütçü İmam" olarak da bilinmekteydi. İşgalci Fransız kuvvetleri içindeki Ermeni askerlerin Müslüman kadınlara sarkıntılık etmesi üzerine çıkan olaylarda, bir Fransız askerini öldürüp şehrin dışına çıkarak Maraş'ta bağımsızlık mücadelesini başlattı. Fransızlar, Maraş'tan kovulduktan sonra şehre döndü. Belediyece kaledeki topun idaresiyle görevlendirildi. Abdülmecit Efendi, TBMM tarafından halife seçilince 101 pare kutlama atışı yaparken barutun ateş alması sonucu yaralandı. 22 Kasım 1922'de öldü.









  2. Mesport
    Moderators





    Sütçü Imam





    Yasadigimiz günlerin ne kadar sikintili oldugunun hepimiz farkindayiz. Baski ve dayatmalarin günden güne arttigini, daha bir gün isigina çiktigini görüyoruz. Ve iste tam burada biz de yüzümüzü tarihe dönüp ayakta kalmanin, tavir almanin örneklerini karistiriyoruzt. Oradan ilham alarak daha bir tutarli, daha bir kararli ve daha bir bilinçli bir sekilde ilerliyoruz.
    Basörtüsü son on bes senedir gündemden düsmeyen bir mesele. Buna karsi uygulanan yasaklamalar, sarfedilen sözler ve hakaretler bize ister istemez Maras'i ve Sütçü Imam'i hatirlatiyor. Kurtulus Savasi'nda isgalci güçlere karsi yurdun her tarafinda direnise geçen müslüman Anadolu halki gerçekten de bir destan yazmistir. Dün nasil dedelerimiz isgalci batili devletlerle karsi karsiya kaldilarsa bugün de bu ülkenin asillari ve gerçek sahipleri olan bizler kökleri olmayan, disaridan gelmis, batici zihniyetin sayatmalariyla karsi karsiyayiz.
    O halde Maras denildi mi hemen akla gelen o meshur Sütçü Imam hadisesi nedir ?
    I. Dünya Savasi sonrasi Osmanli Devleti Batili Devletler tarafindan paylasilmis; her bir bölgeye Itilaf Devletleri çöreklenmistir. Maras ve çevresine hakim olan Fransizlar huzursuzlugun tohumlarini bir zamanlarin "millet-i sadika"si diye anilan Ermenilerle beraber atmislardir. Özellikle dogu illerinde Ermenilerin gerçeklestirdigi katliamlar hala zihinlerden silinmemistir.
    Maras'ta da Fransiz birlikleri gelir gelmez kentteki Ermeni ayrilikçilarin saldirilari artmistir. Silahli kimi Ermeniler çarsida, sokaklarda dolasip kiskirtmalarda bulunmuslar. karsi gelenleri dövmüslerdir. Bu yüzden sehrin çesitli mahallerinde olaylar patlak vermistir.
    Ama bu olaylarin en meshuru Sütçü Imam hadisesidir. Hadisenin kahramani çevresinde bilgisi ve ahlaki olgunluguyla taninir. Olay Uzunoluk mahallesinde bir sabah vakti patlak verir.
    Birkaçc Fransiz askerini çarsida gezdirmek için Uzunoluk'a gelen iki-üç ayrilikçi Ermeni yakinlardaki bir hamamdan çikan kadinlara sarkitinlik edip, çarsaflarina el uzatiyorlar. Bunu engelemek isteyen halka da ates edip iki kisiyi yaraliyorlar. O sirada hadise yerinden geçmekte olan Sütçü Imam belinden silahi çikarip Ermenilerden birisini öldrüyor. Ve sonra da kaçip isgalcilerin eline düsmekten kurtuluyor. Bu hadise gerek Fransizlarin, gerekse Ermenilerin yogun baskilarina yol açtiysa da Maras halkinin ve Anadolu insaninin isgae ve sömürüy boyun egmeyecegini, dinine, namusuna el uzatanlara gerekli cevabi verecegini göstermistir. Nitekim bir süre sonra Fransiz isgal kkomutani sehirdeki Ermeni askerleri geri göndererek yerlerine Tunuslu müslüman asker getirtecegini açiklamak zorunda kalmistir.
    Bu hadisede önemli olan halkin içerisinden herhangi birinin gerektigi zaman ne pahasina olursa olsun haksizliga karsi susmayip tavrini koymasi ve bir atesleyici rolü oynamasidir.
    Sütçü Imam bizim için bir semboldür. Ve tarihimize özellikle de yakin tarihimize baktigimiz zaman byöle sembol sahsiyetleri çokça görüyoruz. Sapkayi giymeyip canini feda eden Iskilipli örnegi, sarigini çikartmayip zalimlerden hiçbir zaman eman dilemeyen Said Nursi örnegi, sakallarin kesilmesinden basörtüsünün çikarilmasindan behasedilen su günlerde ne kadar da anlamlidir. Tarihimizdeki bu ve buna benzer bir çok hadise bize haksizlik karsisinda susmamayi, tavir sahibi olmayi; din, namus, can, mal, akil gibi bes temel özgürlügü savunmaktan ödün vermemeyi ögütlüyor.
    Tavizkarligin, kaçismalarin, kilif bulmalarin yayginlastigi su dönemde yüzümüzü seksen yil öncesie çevirip Sütçü Imamlarin anlamli ve yürekli çikislarini fark etmeliyiz.




  3. Ziyaretçi
    Sütçü İmam 1878 yılında doğmuştur. Üç kız bir erkek çocuğu vardır. 31 ekim 1919 da, düşmana ilk kurşunu atan Sütçü İmam, düşmanın Maraş'tan kovulmasından sonra, harpteki fedakarlıklarına mükafat olarak Belediyeye odacı alınmış, bu vazifesi yanında kaledeki topun idaresi kendisine verilmişti. Bir top atımı sırasında barutun ısınan namludan erken ateş alması neticesi yandı. Alman Eytamhanesinde tedavi altına alındıysa da iki gün sonra 25 Kasım 1922 tarihinde vefat etti. Çınarlı Cami mezarlığına defnedildi.

    İlk kurşunun atıldığı Uzunoluk meydanında 1936 yılında Belediye başkanlığı yapan Hasan Sukuti Tükel tarafından bir anıt ve çeşme,1977 yılında da Kıbrıs meydanına Kurtuluş anıtı yaptırılmıştır.





  4. Ziyaretçi
    öğretmen yüz verdi okul birincisiyim

  5. Ziyaretçi
    hoş olmuş ellerinize sağlık çok mutluyum çünkü ödevimden 200 aldım

  6. Ziyaretçi
    [B]Sütçü İmam

    Sütçü İmam hakkında bilgi


    Sütçü İmam, (asıl adı İmam, süt satarak geçimini sağladığı için "Sütçü" lakabı verilmiştir) [a] (d. 1871, Kahramanmaraş – ö. 25 Kasım 1922, Hicri: 1288-1339). Uzunoluk semtinde süt satarak geçimini sağlayan, hem de fahri olarak bugünkü Çınarlı ( eski Bektutiye) Camiinde imamlık yapan İstiklal Savaşı kahramanı.[1]

    İlk kurşunun atıldığı Uzunoluk meydanında 1936 yılında Belediye başkanlığı yapan Hasan Sukuti Tükel tarafından bir anıt ve çeşme,1977 yılında da Kıbrıs meydanına Kurtuluş anıtı yaptırılmıştır.

    Sütçü İmam, 1871 yılında Maraş'ın Fevzi Paşa Mahallesi'nde dünyâya geldi. Babası Kireççi Ömer, annesi Emine Hanımdır. Asıl adı İmam'dır.[a] [2] Tiyekli Oğlu Hoca'dan ders almıştır. Tahsilini devam ettiremeyerek Uzun Oluk mescidinin müezzinliğini ve imam hatipliğini yapmıştır.Asıl adı imam olan bu zat, imamlık yaptığı mescid civarında bir sütçü dükkanında süt ve simit satmakta iken şöhretini doğuran olay meydana gelmiştir.[3] Maraş'ta Hacı İmam lakâbıyla tanınırdı.[2] Üç kız bir erkek çocuğu vardır.[4] Adının yanında mesleği de imamlıktı. Beş vakit namaz hâricindeki vakitlerini süt sattığı dükkânında geçiren Sütçü İmam; İslâmiyet, maişet için çalışmayı da bir nevi ibâdet kabul eder ve "Allah, boş duranları sevmez." sözlerini yerine getirmeye çalışırdı. Osmanlılar zamânında, her mesleğin bir üniforması olduğu için, üniforma mâhiyetindeki imâmet sarığı devamlı başında dururdu.

    31 ekim 1919 da, düşmana ilk kurşunu atan Sütçü İmam, düşmanın Maraş'tan kovulmasından sonra, [4] Maraş Harbinden gâzî olarak çıkan Sütçü İmam'a, Maraş Belediyesince kaledeki topun idâresi verilmişti. Sütçü İmam, 1922 Kasımında bu vazîfeyi yaparken barutun ateş almasıyla yandı.[2] Alman Eytamhanesinde [4] derhal tedâvi altına alındıysa da iki gün sonra 25 Kasım 1922'de vefât etti.[2] Çınarlı Cami mezarlığına defnedildi


  7. Ziyaretçi
    Sütçü İmam Yaşadı mı?



    Her 12 Şubatta, Kahramanmaraş, kahramanlığının tarihi köklerini bir daha hatırlar. Bu hatırlayışta, Milli Mücadele rûhu vardır. Milletin mânevî dinamiklerinin neler olduğunun unutulmaması vardır. Aslında çok da yetersiz bir hatırlayıştır bu Daha canlı, daha kalıcı ve etkili olması gerekir bu anmanın Ve sadece kurtuluşun yıldönümü olan 12 Şubat’lara münhasır kalmaması gerekir. Bu eksiğe rağmen, Anadolu’da, şükürler olsun, oldukça köklü bir Sütçü İmam rûhu ve heyecanı oluşmuştur. Gittiğimiz her yerde, konuşmada, konferansta ve sohbette, yurdumuzun güzel insanları, konu ne olursa olsun, sözü Sütçü İmam’a getirmemizi isterler. Bu isteğin temelinde, benim de Kahramanmaraşlı olmam yatar büyük ölçüde Ben, Sütçü İmam’ın hemşehrisi olmasaydım da, severdim o cesaret timsali adamı ve inancını Nitekim birçok insan, onu, hemşehrisi olmadan seviyor. Hatta onun yapmadıklarını da ona malederek seviyorlar.
    Bu anlamda Sütçü İmam, bir sembol olmuştur. Bir inanç mücadelesinin timsali haline gelmiştir. Onun, inancı adına kim ne yapmışsa o dönemde, hepsi de Sütçü İmam adıyla anılmıştır. Bu bilgi eksikliği, aslında fazla önemli de değildir. Önemli olan, en olumsuz ve imkânsız bir durumda, güçlülere, silahlılara, galiplere teslim olmamak; kimlik ve kişiliğinden taviz vermemek ve karşı koyma iradesine de sahip bulunmaktır.
    Bu noktada isimler, resimler ikinci planda kalmaktadır. Çünkü imanının haysiyetini, hürriyet bilincini, istiklal aşkını, ne pahasına olursa olsun yaşatmak isteyenlerin en büyük hedefleri, Allah’ın rızasını kazanmaktı. Fedakârlıklarının ücretini, sadece Allah’tan beklemişlerdi.
    İşte, her yolu ve metodu deneyerek canlı tutmamız gereken milli mücadele ruhu bu idi. O güzel insanlar, sadece hizmeti düşünmüşler, gerektiğinde yarını hiç hesaba katmadan, maddî-mânevî bütün varlıklarını ortaya koymuşlardır.
    Şimdi biz, bu ruhun neresindeyiz?
    Ya da, bu ruh bize ne kadar yakın?
    Bizden sonrakilere nasıl ve ne kadar intikal edecektir?

    Birinci Dünya Savaşı sonunda, Osmanlı yenilmiş ve silahını bırakmıştı. Yaralı arslanın güçsüz ve çaresiz kalması üzerine, galip devletler Anadolu’yu çeşitli bahanelerle işgal etmeye başlamıştı. Aslında bu işgaller, yapılan ateşkes antlaşmasına aykırıydı. Ancak, batılı devletler, asırlardır aradığı fırsatı yakalamışken, Anadolu’nun boğazını sıkmayı istiyorlar, antlaşma filan dinlemiyorlardı. Çünkü maddeci Batı’nın çocukları, sadece kuvvetten anlardı.
    Maraş da, İngilizlerce işgal edilmişti. Fakat kısa bir zaman sonra, aralarındaki paylaşma planına göre, şehir Fransızlar’a devredilecekti. Maraş, Ermeni emellerini daha çok gözeten Fransızlar’a veriliyordu. Zira, Maraş ve özellikle Zeytun bölgesi, o dönemlerde Ermenilerin önemli merkezlerindendi. Fransızların geleceği günlerde, Ermenilerin ileri gelenlerinden olan Hırlakyan, onlara görkemli bir karşılama töreni hazırlamak ister. Zaten gelen Fransızların bir bölümü de, Fransız üniforması giymiş Ermeniler’dir
    İşgalci Fransız birliğini karşılamak üzere harekete geçen Hırlak, hemen Abdal Halil Ağa’yı çağırtır. Halil Ağa, şehirdeki bütün davulcu esnafının temsilcisidir. Hırlak, durumu Halil Ağa’ya anlatır ve şehrin bütün; davulcularını, zurnacılarını, Fransızlar’a bir karşılama yapmak üzere istediğini söyler. Hırlak, ısrar eder. Ancak; teklif, ısrar, hatta tehdit, netice alamaz Sonunda Halil Ağa’ya para teklif eder. Abdal Halil Ağa para teklifini de geri çevirir. Çaresiz kalan Hırlak da, kesenin ağzını inanılmaz şekilde açar ve der ki:
    “Halil Ağa! Eğer bu teklifime evet dersen, davulunun içini altınla doldururum!” Abdal Halil Ağa’nın bu teklife cevabı, kitaplık çapta bir cümledir “ÇALAMAM AĞAM, BU DİN BAHSİ!” Maraş Milli Mücadelesi’nde, davulcu esnafını temsil eden Halil Ağa’nın seslendirdiği izzet-i İslam, bugün kimin nasibidir?
    ***
    Tek dişi kalmış olan medeniyetin çocukları Maraş’ı işgal ederler ama haysiyetleri, inançları, ruhları işgal edemezler. Daha işgalin ilk günlerinde, Ermenilerin de teşvikiyle şımarıklıklar başlar. Bu cümleden olarak, üç Fransız askeri, Uzunoluk hamamından çıkan hanımlara sarkıntılık etmeye kalkarlar. Bu Osmanlı hanımefendilerinin çarşaflarına, peçelerine, yani örtülerine saldırırlar. Bu çirkin manzarayı görenler, hemen müdahale ederlerse de, şımarık işgalcilerin duracakları yoktur. Tam tersine, daha da terbiyesizleşirler.
    Yolun karşısında bir fukara sütçü dükkânı vardır. Ve o dükkânda bir yiğit Osmanlı Adı, İmam’dır. O, dükkânda süt satar. Ama sütten beyaz ve berrak bir iman ve vicdanı var ki, onu asla hiçbir fiyata pazarlamaz. Her Osmanlı insanı gibi, ilmihal bilgisi vardır, Kur’an okumayı bilir Dinine, diyanetine bağlıdır. Bu sebeble de, yanıbaşındaki caminin fahri görevlisidir. Müezzinlik yapar, gerektiğinde namaz kıldırır Evet o yiğit yürek kişi, SÜTÇÜ İMAM’dır..
    Sütçü İmam, hamamdan çıkan hanımların zor durumda kaldıklarını görür. O gün için inanç ve namus timsali bildiği örtülerine el atılmıştır O da tabancasına el atar ve hemen yolun karşısına atlar. Haddini bilmeyen işgalcilere tabancasındaki mermileri boşaltır. Fransızlardan biri ölür, ikisi yaralı olarak kaçıp giderler Böylece, Maraş, kahramanlığını tescil ettirecek yola girmiş bulunur.
    İşgalciler, her zaman olduğu gibi, kendi saldırganlarını cezalandıracak yerde, Sütçü İmam’ın peşine düşerler. Sütçü İmam, danıştığı ileri gelenlerin sözünü dinleyerek, hemen şehirden uzaklaşır ve ulaşımı zor olan Bertiz köylerine yollanır
    ***
    Artık ok yaydan çıkmış, azgınlaşan düşmana karşı silahlı mücadeleden başka çare kalmadığı anlaşılmıştır. Fakat halk hem yorgun ve çaresiz, hem de herşeye rağmen sabırlıdır.
    Osmanlı insanı, terbiyesi gereği, kaba kuvvete, isyana, vurdu-kırdıya alışkın değildir. Ancak mukaddeslerine saldırı oldu mu, bunu da her çareye başvurarak önlemek ister. Bu mukaddeslerin biri de hürriyetin ve bağımsızlığın sembolü olan bayrağımızdır.
    Nihayet bir gün, işgalciler, Ermeni kışkırtmasıyla, bu büyük hatayı da yapar, bayrağımıza hakaret ederler. Hırlak, şehre hâkim olan konağında, o akşam büyük bir balo tertip etmiştir. İşgalciler yemiş-içmişler, sıra dansa gelmiştir. Fransız komutan ilk dansı yapmak üzere harekete geçer. Ancak komutanın; niyeti, güzelliği ve kültürüyle ünlenmiş olan evin kızıyla dansı başlatmaktır.
    Fransız komutan bu isteğini açıklar. Ancak evin kızı kabul etmez. Gerekçesi, onun müthiş bir Osmanlı düşmanı olduğunu gösterir. Der ki:
    - “Kusura bakmayın Komutan, sizinle dans edemeyeceğim” Komutan, hiç beklemediği bu reddin gerekçesini anlamak isteyince de, şu cevabı alır:
    - “Siz gelip bu şehri işgal ettiniz. Yani Maraş’ın hakimi oldunuz. Hakimiyetin sembolü ise, bayraktır. Oysa ki, siz de gördünüz, hala Maraş Kalesi’nde Türk bayrağı dalgalanmaktadır. Bu bayrak orada asılı durduğu sürece sizinle dans edemem! Ne zaman Fransız bayrağı orada dalgalanmaya başlarsa, ben de sizinle o zaman dans edebilirim”
    Fransız komutan, Kale’deki bayrağın indirilmesi ve yerine kendi bayrağının çekilmesi için emir verir. Ve böylece Ermeni kızıyla dansetme şansını yakalamış olur.
    O gecenin gündüzünde, Maraş halkı, son derece üzgündür. O güne kadar görmedikleri bir hal ile karşı karşıya kalmışlardır Kimsenin ağzını bıçak açmaz. Ama konuşan haysiyetli aydınlar vardır. O gün elden ele, yayınlanan bir bildiri dolaşır. Bu bildiri, bayrak olayına karşı harekete geçmeyi istemektedir. Bunun için de herkesi ULUCAMİ’ye çağırmaktadır.
    O gecenin gündüzü, bir yaslı ve puslu gündüzdür. Ama o gün, aslında mü’minlerin bayramı olan, mübarek Cuma günüdür Cuma namazı için sessiz ve üzgün kalabalıklar bu tarihi mabede akın ederler
    Cuma namazı vakti gelmiş ve ezan okunmuştur. Ses bayrağımız ufuklarda yankılanmıştır ama hemen yukarıdaki Kale burcunda dalgalanan ayyıldızlı bayrak yerinde yoktur.
    Kalabalık cemaatin suskunluğu, Rıdvan Hoca’nın fetvasıyla, bir cihad heyecanına dönüşür. Hoca, cemaatın da teklifiyle şöyle seslenir:
    “Ben bugün burada size Cuma namazı kıldıramayacağım. Çünkü cumanın bir şartı da, hür ve serbest olmaktır. Halbuki şimdi hürriyetimizin ve istiklalimizin timsali olan bayrağımız yerinden indirilmiştir. Ya bayrağımızı yeniden yerine asarsınız, ya da Cuma namazı kılamazsınız!”
    Bu an, sessiz cemaatın bir anda, yerinden fırladığı ve Allah Allah sedalarıyla Kale yamaçlarına tırmandığı andır.
    İşte Maraş Kalesi o andan sonra asla bayraksız kalmamıştır. Herhalde o Cuma namazının lezzeti de bambaşka olmuştur
    ***
    Maraş’ı kahraman yapan daha nice destan vardır anlatacak İşte bu destanların bir küçük yâdı, hatırası, merasimi, bir halk töreni halinde kutlanır 12 Şubatlarda Buna da bizim bir kısım basınımız katlanamaz. Hem de, 70 yıldır kutlanan bir yıldönümü dillere dolanır, Fransız düşmanlığı olarak yorumlanır. “Cumhurbaşkanı’nın önünde kara çarşaflı tören!” başlığı atılır
    Fransız dostluğu adına, artık bu tür törenlere son verilmesi istenir. Fransızlar da çok geçmeden Ermeni soykırımı iddialarını resmen onaylayarak bize olan dostluklarını gösterirler.
    Anadolu Milli Mücadelesi’nin bir canlı örneğidir Maraş’ın kahramanlığı Asla unutulmamalıdır, unutturulmamalıdır
    Sütçü İmam’lar yaşadı mı diye tereddüt edecek günler gelmemelidir. Bunun için, hatıralarına sahip çıkılmalı, temsil ettikleri ruh daima canlı, hem de capacanlı tutulmalıdır. Bizi bugün de, soygundan, sömürüden ve her türlü ahlaksızlıktan koruyan o ruhtur. O ruhun özü, imandır, İslam’dır
    12 Şubat, hemşehrilerime ve bütün ülkeye kutlu olsun.

    Vehbi Vakkasoğlu




  8. Ziyaretçi
    sütçü imamın resimleri


    Sütçü İmam fotoğrafları.



    .
    .
    .
    .


  9. Ziyaretçi
    Kesin ödevden 100 aldım beee

  10. Ziyaretçi
    Kahraman Maraş, Sütçü İmam Olayı

    Sütçü İmam Olayı

    Mondros Mütarekesi taksim projesine göre; Antep, Maraş ve Çukurova bölgesi Fransız işgal bölgesi olarak taksim edilmişti. 2 Şubat 1919'da çoğunluğu Hintli askerlerden oluşan İngiliz askerleri Maraş'ı işgal etmişler ve şimdiki Ticaret Lisesinin yanındaki kışlaya yerleşmişlerdir. 29 Ekim 1919 tarihine kadar bu bölgede kalan İngiliz askerleri, Ermenilerin sürekli başvuruları ve bu yöndeki girişimleri sonucu Fransız askerleri ile yer değiştirmişlerdir. Maraş halkının, bu yer değiştirmeye mani olmak için yaptığı başvurular ise, o sırada Osmanlı hükümetinin zayıf oluşu ve yöneticilerin ilgisizliği nedeni ile başarılı olamamıştır. 29 Ekim 1919 akşam vakti Yüzbaşı Jülie komutasındaki öncü birlikler, Ermenilerin taşkınlıkları ve tezahüratları arasında Şeyh Adil mevkisinden şehre girmişlerdir.

    Öncü kuvvetlerden bir gün sonra, 2000 kişilik gönüllü Fransız lejyoneri Ermeniler, Fransız ve Cezayirli askerlerden oluşan birlikler yine Ermeni tezahüratları, Ermeni kadınların muhabbetli alkışları arasında şehre girdiler. Şimdiki Ticaret Lisesi civarına yerleştiler.

    31 Ekim 1919 cuma günü akşamına kadar, Fransızlarla beraber gruplar halinde şehri dolaşan Ermeniler Türk halkına ağır hakaretler ve küfürlerle mütecaviz davranışlarda bulundular.[4] Fransızlar'dan güç alan Ermeniler, şehre dağılarak önlerine gelen Türklere hakaret ediyorlar, Türk Milletinin örf, adet, gelenek ve görenekleri ile dinine dil uzatıyorlardı. Çeşitli mahallelerde yer yer olaylar patlak vermeye başladı. Fransız askerleri de bu duruma seyirci kalıyorlardı.[5]

    Akşam vakti, havanın karaması ile olayların sükûn bulması beklenirken, Uzunoluk hamamından çıkan 3 kadın ve bohçalarını taşıyan bir erkek çocuğunu gören Fransız-Ermeni devriyesinden bir asker; “Burası artık Türk memleketi değildir. Fransız müstemlekesinde peçe ile gezilmez!” diyerek kadınların peçesini zorla açmak istedi. Kadınlar ise bağırıp, feryat ederek yakındaki Kel Hacı'nın kahvesinden yardım istediler. Olay yerine ilk müdahale eden Çakmakçı Sait; “Gâvur oğulları! Dokunmayın bacılarıma!” diyerek Fransız Ermeni Lejyonerlerinin üzerine yürüdü. Üzerinde silah olmayan Çakmakçı Sait, açılan ateş sonucu ağır yaralanmıştır. Bu sırada adı İmam olan ve geçimini temin etmek için süt sattığı için Sütçü İmam olarak tanınan İmam, yanında bulunan silahı ile ateş açmış ve bir Fransız-Ermeni Lejyoner askerini öldürmüş, bir diğerini de yaralamıştır.

    Bu olayda Çakmakçı Said şehit düşmüş yaralanan Ermeni ise ölmüştü 1 Kasım 1919 tarihinde ölen Ermeni için büyük bir cenaze töreni düzenlendi. Şehri terk etmeyen İngiliz ve Fransız askerleri olay yerine yetişti. Sütçü İmam ise Nalbant Bekir'den aldığı bir atla Bertiz'in Ağabeyli köyünde bulunan Beyazıt oğlu Muharrem Bey'in yanına gitti.[4] Sütçü İmam Ermeni ve Fransızlar tarafından sürekli arandı. Bulunması için de Kahramanmaraş Hükümeti çok sıkıştırıldı.[5] Ermenilerin ve Fransızların bütün çabalarına rağmen Sütçü İmam bulunamadı. Ancak olayın intikamını almak isteyen Ermeniler sağa sola ateş ederek Zülfikar Çavuş oğlu Hüseyin'i şehit ettiler. Bu arada Türkleri öldürüp kadınlarını alacaklarını, camilerine çan takacaklarını söylemeye başladılar. Fransızlar da misilleme hareketlerine girişerek Sütçü İmam'ın dayısının oğlu Tiyekli oğlu Kadir'in ellerini ve ayaklarını arkasından bağlayarak burun ve kulaklarını kestikten sonra boğazlayarak şehit ettiler.[4]

    1 Kasım 1919'da Ermenilerin yaptıkları cinayetler artarak devam etti. Şekerli mahallesinden Nasıroğlu Mehmet, arkadan kamalanarak Ermeniler tarafından haince şehit edildi. 14 Kasım 1919 günü yine, Çiçekli Mahallesindeki evinden komşusuna gitmekte olan Aşık Mustafa oğlu Ökkeş'i şehit ettiler. Bu arada Kuyucak Kümbet, Çiçekli ve Haydarlı mahallelerinde toplanan Ermeniler, silahlanarak Türk askeri kıyafetlerinde olmak üzere Türkleri tek tek yakalayıp işkence etmeye başladılar. Maraşlıların gitgide sabrı taşıyordu.[5]

    8 Kasım 1919'da Adana'dan Kahramanmaraş'a bir tabur Tunuslu asker daha getirildi. Tunuslu askerler de şehre dağılmadan doğruca Fransız birliklerinin kışlalarına geldiler.

    Bu sırada haberleşme telgrafla yapılıyordu. Telgraf makinalarından Türkler de gizlice yararlanıyorlardı. Türkler tarafından Cancık Mağarası'na yerleştirilen Telgraf makinası sayesinde Sarıgüzel, Maksutlu, Bertiz, Sarıçukur ve Kavlaklı köyleri ve Pazarcıktaki Kılıç Ali Beyle haberleşme sağlanıyordu


+ Yorum Gönder
1. Sayfa 123 SonuncuSonuncu


sütçü imamın hayatı ,  sütçü imam,  sütçü imam kimdir,  sütçü imamın hayatı kısaca