+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Yazılar Forumunda Peygamber ve peygamberlere iman Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Zeynep
    Bayan Üye

    Peygamber ve peygamberlere iman









    Peygamberlere iman hakkında bilgi

    Imam-i Matûridi (rha): "Biz Allahû Teâla (cc)'yi inkâr eden bir kimse ile; Allahû Teâla (cc)'nin varligini ispat etme hususunda münazara ederiz. Zira Allahû Teâla (cc)'nin; peygamberlerini göndermesi hususunda münazarada bulunmanin mümkün olmasi; ancak o kimsenin Allahû Teâla (cc)'ya iman etmesinden sonradir. Bununla beraber her iki hususun ayni anda münazara konusu yapilmasi, peygamberlerin mucizeleriyle mümkün olur."(87) hükmünü zikretmektedir.
    160 Allahû Teâla (cc)'nin emir ve nehiylerinde, insanlar için büyük hikmetler vardir. Surasi muhakkaktir ki insan; en güzel bir biçim ve surette yaratilmis, yerde ve gökte olan bütün nimetler emrine verilmistir. Isin ilginç yönü; bütün bu nimetler daha önce kazandiklarinin karsiligi veya yaptiklari isin

    Peygamber ve peygamberlere iman.jpg
    mükâfati degildir. Öyle ise; bütün bu nimetler, birer imtihan aracidir. Iste Peygamberler; Allahû Teâla (cc)'nin hükümlerini (Seriatini) insanlara teblig etmek için yani insanlar içerisinden seçip görevlendirdigi kimselerdir. Bunlara Peygamber, nebi ve resûl denir. Hz. Adem (as)'den itibaren bütün peygamberler insanlari; Allahû Teâla (cc)'ya iman ve ibadet etmeye davet etmislerdir. Kur'an-i Kerim'de "Andolsun ki biz her kavme "Allah'a ibadet edin, Tagut'a kulluk etmekten kaçinin" diye (tebligat yapmasi için) bir peygamber göndermisizdir"(88) buyurulmaktadir.
    161 Mekke müsrikleri, Resûl-i Ekrem (sav)'in peygamberligini inkâr ederken "Allah peygamber olarak bir insan mi gönderdi" diyerek; insanin, insan olan bir peygambere itaatini kerih bulmuslardir. Bunun üzerine Kur'an-i Kerim'de: "De ki; eger yeryüzünde (insanlar gibi) sakin sakin yürüyen melekler olsaydi biz ancak onlara gökten melek bir peygamber gönderirdik"(89) buyurulmustur. Esasen her kavme kendi dilini konusan bir peygamber gönderilmesi, Allahû Teâla (cc)'nin büyük bir lütfûdur. Bazi peygamberler sadece kendi kavimlerine, bazilari da bütün insanliga gönderilmistir.
    162 Kur'an-i Kerim'de: "Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmistir ki, sizin sikintiya ugramaniz ona çok agir ve güç gelir. Üstünüze çok düskündür. Mü'minleri cidden esirgeyicidir, bagislayicidir o." buyurulmaktadir.(90) Bu Ayet-i Kerime'den de anlasilacagi üzere, insanlara peygamber gönderilmesinin sebeblerinden birisi de onlarin içinde bulunduklari sikintilari gidermek, kendilerini dünya ve ahirette kurtulacaklari yola irsad etmektir. Esasen bütün peygamberler; Allahû Teâla (cc)'nin emir ve nehiylerini teblig ederken, dünyevi hiçbir karsilik beklemediklerini açik açik beyan etmislerdir. Nureddin Es Sabûni: "Peygamber gönderilmesindeki hikmeti" izah ederken sunlari kaydediyor: "O halde hikmet onu gerektirmistir ki yüce Allah (cc) peygamber göndersin. Bu peygamber, O'nun (Allah'in) kullarina, ahirette kendileri için neler hazirladigini ve dünyaya neler yaratip tevdi ettigini haber versin; dirliklerini (huzur ve sükûnlarini) temin eden seyleri emretsin, mahvolmalarina sebeb olacak seyleri de yasaklasin.(91) "Ta ki, mahvolmak isteyen kimse bilerek mahvolsun, dirlik bulmak isteyen kimse de bilerek dirlik bulsun."(92)
    163 Kur'an-i Kerim'de "(Biz) Peygamberler(i rahmet) müjdecileri ve azab habercileri olarak gönderdik. Ta ki peygamberlerden sonra insanlarin Allah'a karsi (bizi imana çagiran olmadi diye) bir bahaneleri (mazeretleri) olmasin. Allah mutlak galibtir, yegane hüküm ve hikmet sahibidir."(93) buyurulmaktadir. Hz. Adem (as)'den, Hatemü'l Enbiya Resûl-i Ekrem (sav)'e kadar bütün peygamberler insanlari tevhid'e davet etmisler, bunun için de hiç kimseden dünyevi bir ücret talep etmemislerdir. Sadrüddin Taftazani bu konu ile ilgili olarak sunlari kaydediyor: "Allahû Teâla (cc) dünya ve din isleriyle ilgili olarak ihtiyaç duyduklari hususlari açiklasinlar diye insanlara peygamberler göndermistir."(94)
    164 Allahû Teâla (cc); insanlarin kalplerini mutmain kilmak ve süphelerini gidermek için, nübüvvetle görevlendirdigi kimseleri mucizelerle teyid buyurmustur. Mucize (A-C-Z) kökünden türetilmis bir kelime olup, "aciz birakmak" demektir. Istilâhi manasi: "Münkirlere meydan okudugu sirada nübüvvet iddia eden kimsenin elinde, adetûllaha aykiri (tabiat kanunlarina taban tabana zid) bir hadisenin vûku bulmasidir.(95) Nübüvvet davasindan çok önce veya çok sonra meydana gelmez. Zira ortada nübüvvet davasi sözkonusu olmadan; tasdikten bahsetmek mümkün degildir. Kur'an-i Kerim'de; mucizeler peygamberlerin dogrulugunu isbat eden deliller oldugu için "Ayet, beyyine ve bürhan" olarak anilmistir: "Semûd (kavmine) de kardesleri Salih'i (gönderdik). De ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan baska hiçbir ilahiniz yoktur. Size Rabbinizden apaçik mu'cize (beyyinetün) gelmistir. Iste size bir alamet (ayetten) olmak üzere Allah'in su disi devesi!.. Onu (kendi halinde) birakin. Allah'in arzinda otlasin. Ona bir fenalikla dokunmayin Sonra sizi acikli bir azab yakalar."(96)
    " Meryem'in oglu Isa'ya da beyyineler (gayet açik bürhanlar, mucizeler) verdik ve O'nu Ruuh'ül kuds ile destekledik"(97)
    "Onlara kendilerinden evvelkilerin, Nuh, Âd, Semûd kavm(ler)inin, Ibrahim kavminin, Medyen sahiblerinin, mü'tefikelerin haberi de gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçik mucizeler (beyyinat) getirmistir. (Inanmadiklari için tamamen helak oldular.) Demek ki Allah onlara zulmediyor degildi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardi."(98)
    "Elini yakanin içine sok. Afetsiz bembeyaz olarak çikacaktir o. Korkudan (kanat gibi açilan) ellerini kendine (birbirine) kavustur (korkma). Iste bu iki mu'cize, Fir'avn'a ve cemaatine Rabbinden iki bürhandir."(99)
    165 Nübüvvet iddiasinda bulunan kimselerin elinde; Allahû Teâla (cc)'nin lütfû ile gerçeklesen Mu'cize; bütün insanlari aciz birakacak nitelikte olmak zorundadir. Ta ki bütün insanlar; o kimsenin nübüvvetini tasdik hususunda hiçbir süpheye kapilmasinlar, veya tasdik etmezlerse ellerinde hiçbir hüccet kalmasin.
    166 "Resûl" ve "Nebi" kelimeleri üzerinde kisaca duralim. "Risâlet" göndermek manasina olan "Irsal" den isimlidir. "Er Resûl" mübalaga sigasidir. Çok defa gönderilmis veya elçilik görevi uzadigindan, gidip-gelip görüsmesi defalarca vûku bulmus manasina gelir. Resûl; kendisini gönderenin devamli haberlerini bekleyen ve alan demektir.(100) "Nebi", haber manasina gelen "En-Nebe" kökünden türemistir. Haber veren manasina gelir. Islâmi istilâh'ta; "Allahû Teâla (cc)'nin kendisine vahyettigi ve teblige memur kildigi kimseye nebi denir" tarifi esas alinmistir.(101) Resûl ile nebi arasinda; Allahû Teâla (cc)'nin vahyine muhatab olma noktasinda bir fark yoktur. Ancak önemli fark suradadir: Resûl; Allahû Teâla (cc)'nin kendisine vahyederek teblige memur kildigi, kendisine kitab ve yeni bir seriat verdigi kimsedir.(102) "Nebi" ise Allahû Teâla (cc)'nin kendisine vahyettiginden insanlari haberdar eden, fakat kendisinden önceki bir Resûlün seriati ile amel eden ve insanlara bunu izah edendir. Muayyen mevzularda kendisine hususi haberler de vahyedilir.
    167 Kur'an-i Kerim'de: "Öyle peygamberler (gönderdik ki) kissalarini hakikat önceden sana bildirdik. (Yine) Öyle peygamberler (gönderdik ki) sana onlarin kissalarini haber vermedik"(103) buyurulmaktadir. Dolayisiyla Kur'an-i Kerim'de ismi zikredilsin veya zikredilmesin bütün peygamberlere iman etmek farzdir. Ancak Kur'an-i Kerim'de ismi zikredilen peygamberlerden herhangi birisini inkâr (Vahyi inkar olacagi için) insani küfre sürükler. Zira Kur'an-i Kerim'in herhangi bir Ayet-i Kerimesi'ni inkâr etmek, tamamini inkâr etmek hükmündedir. Kur'an-i Kerim'de ismi zikredilen peygamberler sunlardir: Hz. Adem (as), Hz. Idris (as), Hz. Nuh (as), Hz. Hûd (as), Hz. Salih (as), Hz. Ibrahim (as), Hz. Lût (as), Hz. Ismail (as), Hz. Ishak (as), Hz. Yakûb (as), Hz. Yusuf (as), Hz. Eyyüb (as), Hz. Suayb (as), Hz. Musa (as), Hz. Harun (as), Hz. Davûd (as), Hz. Süleyman (as), Hz. Ilyas (as), Hz. Elyasa (as), Hz. Zülkifl (as), Hz. Yunus (as), Hz. Zekeriya (as), Hz. Yahya (as), Hz. Isa (as) ve Hatemü'l Enbiya Hz. Muhammed (sav)'dir. Bunlarin disinda Kur'an-i Kerim'de zikredilen Zülkarneyn, Üzeyr ve Lokman hususunda; "Nebi" mi, yoksa "Veli" mi oldugu noktasinda ihtilaf vardir. Bunlarin da tevhid mücadelesinde büyük görevler yüklendigi asikârdir. Mü'minler; Allahû Teâla (cc)'nin kitabinda zikrettigi bu kimselerin tamamina (Herhangi bir ayirim yapmadan) inanirlar. Zira Islâm dini, Hz. Adem (as)'le birlikte baslamistir








  2. Fatma
    Görevli Bayan Üye





    Peygamberler de bizim gibi insan olmakla beraber, onlar Allah'ın seçkin kullarıdır. İnsan çalışıp çabalamakla, istemekle Peygamber olamaz. Peygamberler adildirler. Kimseye haksızlık yapmazlar. Eğer peygamber gönderilmemiş olsa insanlar, gerçek, iyi, doğru ve güzeli bulmada, faydalı ve zararlıyı ayırt etmede zorlanacaklar.




+ Yorum Gönder


peygamber,  peygamberlere iman