+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Cumhuriyet Tarihi Forumunda Türkiye Cumhuriyetinin Tarihi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Haberler
    Devamlı Üye

    Türkiye Cumhuriyetinin Tarihi








    Türkiye Cumhuriyetinin Tarihi

    Türkiye Cumhuriyetinin Tarihi Hakkında Bilgi


    Resmi dil: Türkçe
    Başkent: Ankara
    Yönetim Şekli: Cumhuriyet
    Yönetim biçimi: Parlamenter Demokrasi
    Kurucu: Mustafa Kemal Atatürk
    Ulusal marş:istiklâl Marşı
    Ulusal renkler: Kırmızı ve Beyaz
    Yüzölçümü:

    780.580 km²
    Dünya yüzeyinin %1,3ünü kaplar
    36. en geniş ülke

    Nüfus: 74,709,412 (2006), En kalabalık 16. ülke
    Nüfus yoğunluğu: 95,7 kişi/km²
    Ulusal günler:

    23 Nisan: TBMM’nin açılışı (1920)
    19 Mayıs: Kurtuluş Savaşı’nın başlaması (1919)
    30 Ağustos: Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması (1922)
    29 Ekim: Cumhuriyetin ilanı (1923)


    Milli gelir (GSMH)
    361,5 milyar ABD Doları (2005)
    En zengin 19. ülke
    661,6 milyar ABD Doları (2005)
    Satın Alma Gücü Paritesine Göre
    En zengin 16. ülke

    Kişi başına düşen milli gelir:

    5,062 ABD Doları (2005)
    En müreffeh 63. ülke
    8,400 ABD Doları (2005) Satın Alma Gücü Paritesine Göre

    Para birimi: Yeni Türk Lirası (YTL) [Ocak 2005'ten itibaren Yeni Türk Lirası; eski birim Türk Lirası]
    Saat dilimi: – Yaz saati EET (UTC+2), EEST (UTC+3)
    internet alan adı:.tr
    Telefon kodu:+90

    Türkiye, resmi adıyla Türkiye Cumhuriyeti.
    Bir Akdeniz, Karadeniz, Avrupa ve Ortadoğu ülkesi olan Türkiye’nin üç yanı denizlerle çevirilidir, kuşbakışı coğrafi görünüşü kabaca bir diktörtgeni andırır. Türkiye idare şekli demokrasi olan bir cumhuriyet’tir. Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı sebebiyle 20. yüzyıl başında yıkılmasından sonra, 1923 yılında Türk Kurtuluş Savaşı ile, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulmuştur. Üç tarafının denizlerle çevrili olması ve Batı ve Doğu kültürlerinin geçiş noktasında bulunmasından dolayı, pek çok medeniyete
    imparatorluklar devrinin kapanıp, ulus devletler devrinin başladığı bir ortamda, yirmiden fazla etnik yapının barındığı, gelişememiş, savaş yorgunu bir ev sahipliği yapmıştır. Müslüman-köylü toplumunun, modern bir burjuva toplumuna, tek bir millete dönüştürülüp, kendi kaderlerini belirleme hakkına sahip olmasını amaçlayan radikal reformlar dizisi, devletin kuruluşundan itibaren Atatürk inkılapları olarak anılıp benimsenmekte ve halen sürdürülmektedir. Bu devrimler sayesinde Türkiye, Müslüman çoğunluğa sahip ülkeler arasında en gelişmiş ve modern ülkelerden biri haline gelmiştir.
    Başkenti Ankara, en büyük şehri istanbul’dur.
    Türkiye Cumhuriyeti demokratik, ve laik bir hukuk devletidir. Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Parlamentosu ve islam Konferansı Örgütü Türkiye’nin üye olduğu uluslararası örgütlerden bazılarıdır. 3 Ekim 2005 tarihinden itibaren de Avrupa Birliği’ne tam üyelik için müzakerelere başlamıştır.

    Nüfusu 1 milyonun üzerinde olan kent merkezleri

    istanbul (10.5 milyon),
    Ankara (4 milyon),
    izmir (3.5 milyon),
    Bursa (2 milyon),
    Adana (1.5 milyon),
    Konya (1.5 milyon),
    Mersin (1.25 milyon),
    Antalya (1.25 milyon)

    Coğrafya
    Türkiye’nin toprakları 36° – 42° Kuzey paralelleri ve 26° – 45° Doğu meridyenleri arasında yer alır. Kabaca bir dikdörtgeni andırır ve genişliği 1.660 kilometredir. Göller dahil kapladığı alan 814.578 km²’dir. Marmara Bölgesi % 8,5, Ege Bölgesi % 12, Akdeniz Bölgesi % 16 Orta Anadolu Bölgesi % 18, Karadeniz Bölgesi % 18, Doğu Anadolu Bölgesi % 21, Güneydoğu Anadolu Bölgesi % 7,5 yer tutar. Trakya’nın yüzölçümü 24.370 km² dir. Türkiye’nin kara sınırları uzunluğu 2.573, adalar dahil sahil uzunluğu 8.333 kilometredir.

    Türkiye’nin Coğrafi Bölgeleri
    Türkiye 6-21 Haziran 1941 tarihinde yapılan Birinci Türk Coğrafya Kongresi’nde 7 ana coğrafi bölgeye ve 21 coğrafi bölüme ayrılmıştır:

    Akdeniz Bölgesi
    Doğu Anadolu Bölgesi
    Ege Bölgesi
    Güneydoğu Anadolu Bölgesi
    iç Anadolu Bölgesi
    Karadeniz Bölgesi
    Marmara Bölgesi

    Konum
    Bir Balkan, Akdeniz, Kafkas ve Ortadoğu ülkesi olarak sınıflandırılan Türkiye Cumhuriyeti, Doğu ve Batı kültürlerinin tam geçiş bölgesinde bulunur.

    Antik ismiyle Küçük Asya’da bulunan kısmına günümüzde Batı Anadolu denir. Balkan Yarımadası’ndaki (Güney Doğu Avrupa) bölgeye Trakya, Toroslar’ın doğusundaki antik Pers ve Kuzey Mezoptamya bölgesine de Doğu Anadolu adı verilir.

    Üç yanı denizlerle çevrili olan Türkiye’nin genel görünümü kabaca bir dikdörtgeni andırır. Anadolu yarımadası Karadeniz, Marmara Denizi, Ege Denizi ve Akdeniz ile çevrelenmiştir.

    Türkiye’nin komşuları; batısında Bulgaristan ve Yunanistan, doğusunda Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve iran, güneyinde ise Irak ve Suriye’dir.

    Türkiye tarih açısından dünyanın en zengin bölgelerinden birinde yer alır.

    Anadolu kelimesi Rumcada “doğu” veya “gün doğumu” anlamına gelen Anatolia

    Batı Anadolu’nun antik eyalet isimleri şunlardı: kelimesinden kaynaklanır ve tarih belgelerinde bir bölge adı olarak geçmez.Bitinya, Paflagonya, iyonya, Kapadokya, Misya, Kilikya, Likya, Karya, Pisidya, Pamfilya, Lidya, Frigya. Batı Anadolu’ya Antik Çağ’da Romalılar “Asya eyaleti” adını da veriyorlardı ve başkenti en büyük Roma kentlerinden olan antik Efes idi.

    Günümüzde Doğu Anadolu dediğimiz, Kapadokya’nın ve Torosların doğusundaki bölgeler ise antik Mezopotamya ve Pers kültürlerini temsil eder. Toros Dağları ve Fırat Nehri tarihçilerce Batı-Doğu kültür sınırı olarak görülür. Antik dönemde ve Orta Çağ’da Kapadokya’nın ve Toros’ların doğusu ise genellikle Mezopotamya, Pers imparatorluğu, Urartu, Armenia, Kommagene, Suriye, Pontos gibi isimlerle anılırdı.

    Toros Dağları Roma ve Pers, Doğu ve Batı orduları arasında her zaman zor geçit veren doğal bir sınır olmuştur.

    Tarihte günümüzdeki Türkiye’ye Doğu’dan ve Batı’dan gelip yerleşmiş kavim ve kültürler pek çoktur.

    Türkiye’de tarih boyunca yerleşen kavim ve kültürlere örnek olarak Doğu’dan Hititler, Asurlular, Urartular, Persler, Selçuklular Selçuklulardan çok önce iskitler, Hunlar, Hazarlar, Peçenekler, Kıpçaklar (Türkler), Araplar, Hıristiyanlık, Müslümanlık, Musevilik; Batı’dan gelenlere ise Romalılar, Yunanlılar ve Güney Doğu Avrupa (Balkan) kavimleri, antik politeist Yunan-Roma kültürleri vb. verilebilir.

    Tüm Türkiye toprakları, tarihçiler ve arkeologlarca ‘ açık hava müzesi’ olarak adlandırılır. 8000 km’lik sahil şeridi antik Roma-Yunan kültürlerinin kalınıtılarıyla doludur. Bu kadar çok antik şehir, modern Yunanistan’da veya italya’da dahi yoktur.

    Bu coğrafyaya “Türkiye” isminin ilk olarak Roma-Cermen imparatoru Frederick Barbarossa (1123-1190) tarafından verildiği ifade edilmektedir. Resmi kayıtlarda ise, 19. yüzyıl Büyük Britanya yazışmalarında geçer.

    Türkiye Cumhuriyeti Orta Asya Türk Kültürünün mirasçısı olduğu kadar Roma, Pers, Mezopotamya, Bizans/Doğu Roma, Osmanlı vb. kültürlerinin de mirasçısıdır.

    Doğal Yapı
    Ülkenin yarısından fazlası, yükseltisi 1.000 metreyi aşan, yüksek alanlardan oluşur. Yaklaşık üçte biri orta yükseklikteki ovalar, yaylalar ve dağlar, yüzde 10u da alçak alanlarla kaplıdır. En yüksek ve dağlık alanlar doğu kesimde yer alır. Kuzey kesimini Kuzey Anadolu Dağları, güney, doğu ve güneydoğu kesimlerini de Toroslar engebelendirir. Ülkenin en yüksek noktası, Ağrı Dağı’nın 5.166 metreye erişen doruğudur. Başlıca geniş düzlükler Çukurova, Konya Ovası ve Harran ovalarıdır. Kaynağı ve denize döküldügü yer ülke sınırları içinde olan en uzun akarsu 1.355 kilometre uzunluğundaki Kızılırmak’tır. En büyük doğal göl, 3.713 km² alan kaplayan Van Gölü’dür. 817 km²’lik alanan yayılan Atatürk Baraj Gölü ise ülkenin en büyük yapay gölüdür. Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada’nın yüzölçümü 279 km²’dir.

    Dağlar
    Ağrı Dağı – 5.165 m
    Buzul (Cilo) Dağı – 4.116 m
    Cudi Dağı – 5.000 m
    Süphan Dağı – 4.058 m
    Kaçkar Dağı – 3.932 m
    Erciyes Dağı – 3.917 m
    Uludağ – 2.543 m

    Akarsular
    Kızılırmak 1.355 km
    Yeşilırmak
    Fırat
    Sakarya
    Murat
    Dicle
    Seyhan Nehri
    Ceyhan Nehri
    Göksu
    Çoruh
    Büyük Menderes.

    Göller
    Van Gölü 3.713 km²
    Tuz Gölü 1.500 km²
    Beyşehir Gölü 656 km²
    Eğridir Gölü 468 km²
    Akşehir Gölü 353 km²
    iznik Gölü 298 km²
    Burdur Gölü
    Salda Gölü
    Eymir Gölü

    Adalar
    Gökçeada 279 km²
    Balıkesir Marmara Adası 117 km²
    Bozcaada 36 km²
    Uzunada 25 km²
    Balıkesir Alibey Adası 23 km²
    Balıkesir Paşalimanı Adası 21 km²
    Balıkesir Avşa Adası 21 km²

    iklim
    Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili olması, dağların uzanışı ve yeryüzü şekillerinin çeşitlilik göstermesi, farklı özellikte iklim tiplerinin doğmasına yol açmıştır. Kıyı bölgelerinde denizlerin etkisiyle daha ılıman iklim özellikleri görülür. Kuzey Anadolu Dağları ile Toros Sıradağları, deniz etkilerinin iç kesimlere girmesini engeller. Bu yüzden iç kesimlerde karasal iklim özellikleri görülür.

    Akdeniz iklimi
    Akdeniz ve Ege Denizi kıyılarında oldukça etkili olan bu iklim tipi, Marmara Denizi’nin güney çevresine kadar sokulmuştur. Kıyıdan yaklaşık 800 metre yüksekliğe kadar bu iklimin özellikleri görülür. Daha içerilere gidildikçe etkisi azalır. Bu iklim tipinde, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Yıllık yağış miktarı, bazı yerlerde 1000 mm’nin üstünde iken çoğu yerde daha azdır. Don olaylarına ve dağların yüksek kesimleri hariç kar yağışına çok az rastlanır.








  2. Haberler
    Devamlı Üye





    Karadeniz iklimi
    Türkiye’nin kuzey kıyılarında, dağların denize bakan yamaçlarında görülen bir iklim tipidir. Bu iklimde yaz sıcaklığı, Akdeniz ikliminde olduğu kadar etkili değildir. Kış mevsimi, güney kıyılarına göre serin geçer. Ara sıra don olur, sis görülür ve kar yağar. Karadeniz ikliminin en önemli özelliği, yağışların her mevsimde görülmesidir. Karadeniz üzerinden gelen nemli hava, Kuzey Anadolu Dağları’nın denize bakan yamaçlarında yükselerek yoğunlaşır ve kıyılarda yaz mevsiminde de yağış bırakır. En çok yağış alan bölge Karadeniz Bölgesi’dir. Rize ve çevresinde yıllık yağış miktarı 2500 mm’yi bulur.

    Karasal iklim
    Türkiye’nin denizlerden uzak, yeryüzü şekillerinin meydana getirdiği engellerden dolayı deniz etkisinden yeterince yararlanamayan kesimlerinde karasal iklim görülür. iç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile Trakya’nın iç kesimleri karasal iklimin etkisi altındadır. Buralarda mevsimlik ve günlük sıcaklık farkları büyük, yağışlar genel olarak azdır. Kışlar uzun, soğuk ve karlı, yazlar kısa fakat sıcaktır. En şiddetli karasal iklim Doğu Anadolu’da görülür. Yüksekliğinden dolayı yağışlar iç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu’ya göre daha çoktur. iç Anadolu’da en yağışlı mevsim ilkbahar, Güney Doğu Anadolu’da ise kıştır. iç Anadolu en az yağışı alır. Güney Doğu Anadolu’da biraz daha fazla yağış almasına rağmen sıcaklık ve buharlaşmanın fazla olması nedeniyle kuraklık tehdidi altındadır.

    Türkiye, örneğin ispanya ile aynı paralellerde bulunmasına rağmen, ortalama 1000 metreden yüksek olan Anadolu Platosu’na kar ve yağmur yağışının yoğun olması sebebiyle su sıkıntısı nisbeten daha az çekilir.

    8.000 yıldan bu yana tarım yapılan Çukurova, ayrıca Ege Bölgesi, Bafra ve Çarşamba ovaları dünyanın en bereketli topraklarından sayılır. Tropikal bitkiler hariç dünyadaki sebze ve meyve çeşitlerinin %90ı Türkiye’de yetişir.

    Batı ve Kuzey Avrupa’da Orta Çağ’da devamlı açlık ve veba tehlikesi olmasına karşın, Antik Çağ’da dahi Roma imparatorluğu’nun en bereketli eyaleti olan “Asia Minor” eyaleti (bugünkü Ege Bölgesi) Roma’ya üzüm, şarap, tahıl, zeytinyağı ve muhtelif meyve ve sebze gönderirdi.

    Nüfus
    Türkiye’nin 2006 yılı tahmini nüfusu 72 milyondur. Kuruluş döneminde Balkan ağırlıklı olan nüfus, Anadolu vilayetlerindeki yüksek nüfus artışı nedeniyle 1980lerden sonra Anadolu ağırlıklı olmuştur. 1985 sayımına göre Türkiye nüfusunun yüzde 10u Trakya, yüzde 13,1i Karadeniz, yüzde 19,4ü Marmara ve Ege, yüzde 9,2si Akdeniz, yüzde 7si Batı Anadolu, yüzde 24,1i iç Anadolu, yüzde 4,8i Güneydoğu Anadolu ve yüzde 12,4ü Doğu Anadolu’da yaşamaktaydı. Nüfusun yüzde 48,90i kırsal, yüzde 51,10u kentsel alanlarda yaşıyordu.

    Türkiye’nin en büyük nüfusuna sahip kentleri sırayla istanbul, Ankara, izmir, Bursa, Konya, Adana, Antalya, Mersin, Şanlıurfa, Diyarbakır, Gaziantep dir.

    Türk Ulusu
    Osmanlı imparatorluğu’nun 1.Dünya Savaşı ile dağılması ve ardından gelen Cumhuriyet idaresinin modern ve homojen bir toplum kurma çabaları sonucu ortaya çıkan Türk Ulusu, Batı Avrupa’nın Osmanlı idaresine verdiği “Türk” ismini devralmıştır.

    Tarihçilerce 1071den sonra Bizans bölgesine gelen Selçuklu nüfusu toplam 3 milyon olduğu söylenmekte Anadolu’yu sürekli besleyen Türk göçleriyle (Harzemşahlar, Akkoyunlu, Karakoyunlu, vb.) Türk varlığının tesis edildiği belirtilmektedir.

    islam’ın devlet dini olması, 600 sene içerisinde hıristiyanlığın 2. sınıf muamele görmesi ve askere alma (Yeniçeri) sebebiyle Bizans ahalisi’nin önemli bir kısmı müslümanlaştı ve Müslümanların dili Osmanlıca/Türkçe oldu.

    Günümüzdeki modern Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlet yapısında olup, vatandaşlarına Türk denir.

    Anadolu ve Balkan yarımadalarının ve Boğazların, Mezopotamya’dan Orta Avrupa’ya geçişin tek coğrafi olanağını oluşturmasından dolayı, günümüzün Türkiye’si 10.000 seneden fazla sayısız kavime köprü vazifesi görmüştür.

    Çok etnikli pek çok imparatorluğun (Örnegin: Roma, Doğu Roma imparatorluğu/Bizans, Selçuklu, Osmanlı, Pers, Asur vb.) her etnik bölümünün kültürel özellikleri Türkiye Cumhuriyeti’nde varlığını korumuştur.

    Paleolitik dönem, Kalkolitik dönem’de ve Antik Çağ’da yaşayan topluluklar,Ege Bölgesi’nde Luviler, Hurri’ler, ilk büyük devlet Hititler ve Miken’ler, dünyanin en eski medeniyet bölgesi olan Mezopotomya’da kurulan uygarlıklar, ve Osmanlı imparatorluğu’nu oluşturan kavimlerin binlerce sene yanyana yaşaması kültürel bir zenginlik yaratmıştır.Bu kavim ve kültürlerin tümü aynı zamanda Türk Milleti’ni oluşturan unsurlarin başlıcalarıdır. Irkçılık veya herhangi bir unsurun diğerlerine baskı yapması anayasanın kesin hükümleriyle yasaklanmıştır.

    Birinci Dünya Savaşı ve meydana getirdiği büyük yıkım sonucu, istanbul’un son imparatorluğu olan Osmanlı imparatorluğu yıkılmış ve Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan modern Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte bu çok etnikli imparatorluktan birçok ulusal devlet ortaya çıkmıştır.

    istanbul M.S. 313 senesinden günümüze 1500 seneden fazla bütün bu bölgenin tek hakimi ve imparatorluk başkenti olmuştur.

    istanbul’un Orta Avrupa’dan Mezopotamya’ya kadar olan yaklaşık 3 milyon km² coğrafyadaki tartışmasız etkisi ve hakimiyeti, olağandışı bir cazibe merkezi oluşturmasina yol açar. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde var olan imparatorluk başkentine göç yasağının/kısıtlamasının kaldırılması ile bunun sonucu oluşan göç, istanbul’un nüfusunun 1980-2005 arasında 2,5 milyondan 15 milyona çıkmasına yol açmıştır.

    Türkiye’de yaşayan herkes etnik kimliğine bakılmaksızın Türk vatandaşıdır. Türk milleti ve devleti ayrılmaz bir bütündür. Herkesin etnik kimliğine saygı duyulur.

    Din
    Türkiye lâik bir ülke olduğundan din ve devlet işleri ayrılmıştır. Dini veya etnik isimli siyasi parti kurulması anayasaya göre yasaktır. Genelde muhafazakar partiler dini hassasiyetleri dile getiren partilerdir. Cumhuriyetin ilk yıllarında dinin devlet kontrolü dışında yürütülemeyeceği kanaatine varılarak, devlet tarafından denetlenmesi gerektiği kararına varılmıştır. Buna dayanarak 3 Mart 1924 tarihinde Başbakanlığa bağlı bir teşkilat olarak Diyanet işleri Başkanlığı kurulmuştur. Bu teşkilat bireylere din hizmetini sağlamak ve camii gibi Müslüman ibadet yerlerini yönetmekle görevlidir.

    Dini inanç veya inanmama, dini kuralları şahıs olarak uygulama veya uygulamama özgürlüğü anayasanın korumasındadır.

    1923ten önce geçerli olan dini kanunlar tamamen geçerlilikten kaldırılmıştır.

    Şahıs isimleri veya dini köken temel alınarak bir kategorizasyon yapılması durumunda Türkiye vatandaşlarının yaklaşık tamama yakın kısmı Müslüman isimli veya kökenlidir (Ahmet/Mehmet/Ayşe/Fatma vb.).

    Bu durum aynı zamanda Türkiye’nin en büyük ortak paydasını oluşturur. (1 – %0,2 = %99,8)

    Osmanlı Devletinde resmi aidiyet unsuru olan ‘Müslüman’ kavramı 1923ten bu yana kullanılmaz, bu aidiyetin yerine, ulusal aidiyet olan ‘Türk’ kavramı gelmiştir.

    Rum, Ermeni, Süryani, Musevi vb. (Yorgo/Eleni/Agop/Salamon vb.) isimli Türk vatandaşlarının azınlık statüsü bulunur, ancak oranları çok düşüktür.

    Toplam nüfusun sadece çok ufak (yaklaşık %0,2) bir oranını Gayrimüslimler oluşturur. Bunlar 50.000 Ermeni Gregoryen, 17.000 Musevi, 8.000 Süryani, 1.000 Rum ve çok az sayıda diğer bazı çeşitli din ve mezheplerden insanlardır .

    Türkiye’deki Rum Ortodoks, Gayrimüslim nufusun büyük bir kısmı, Lozan Antlaşması gereği Yunanistan’a göç etti. Batı Trakya’da yaşayan Müslümanlar ile istanbul, Gökçeada ve Bozcaada’da yaşayan Rumlar mübadele dışında bırakıldı.

    Balkanlarda ve Kafkaslarda yaşayan Müslüman ahali Sırp ve Rus orduları tarafından Türkiye’ye sürüldü.

    1.Dünya Savaşı Osmanlı Devleti topraklarında 4 milyon insanın ölümüne veya sürgününe ve ayrıca Osmanlı Devletinin de yıkılmasına neden oldu.

    Bugünkü Yunanistan nüfusunun yaklaşık yarısını, Anadolu’dan giden Rumlar oluştururlar. Bu göç edenlerin bir kısmını da hiç rumca bilmeyen fakat türkçeyi yunan alfabesiyle yazan hıristiyanlaşmış Selçuklular yani Türkler oluşturuyordu.

    Dil
    Türkiye’nin resmi dili Türkçe dir. Bugün Türkiye Türkçesi yaklaşık 100 milyon insan tarafından konuşulmaktadır.

    Yönetim biçimi
    Türkiye’nin devlet biçimi cumhuriyettir. Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal önderliğinde 1923te kurulmuştur. Resmî dili Türkçe’dir. Laik demokratik bir yönetim anlayışı vardır. Kuvvetler ayrımı esası vardır. Yasama işlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi, yürütmü işlerini Hükümet, yargı işlerini ise bağımsız mahkemeler yapar.

    Ekonomi
    Kuruluş yıllarında Osmanlı Dönemi’nin yıkılış döneminin savaş yenilgileri geçmişiyle başlayan Türkiye ekonomisi 1923 sonrası yıllarda harap vaziyetteydi. istanbul ve izmir haricinde ne sanayi, ne sermaye sınıfı, ne altyapı, ne de eğitim mevcuttu. En basit ürünler dahi ithal edilmek zorundaydı. 12 milyonluk nüfusun büyük çoğunluğu okuma yazma bilmeyen yoksul Müslüman köylülerden oluşuyordu. Anadolu’daki büyük toprak sahipleri de sanayi burjuvazisini oluşturmaktan çok uzaktı.

    II. Dünya Savaşı sonrasına kadar devlet ekonomisiyle yaşayan toplum, 1950den sonra ABD’nin de etkisiyle büyük bir kapitalist sanayi kalkınma dönemine girdi. Bugün de sürmekte olan bu kalkınma süreci özellikle büyük toprak sahiplerinin, hızla modern sermaye sınıfına dönüşmesine yolaçtı. Anadolu’nun kalkınması ve alt yapısının oluşması sürecinde 200 milyar ABD dolarından fazla borç oluştu. GAP projesi ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu teşvik programları halen sürmektedir

    Ortalama %6 üzerindeki ekonomik gelişme ile beraber büyük bir değişim ve modernleşme başladı. Öncelikle istanbul, izmir ve Batı bölgeleri, 1980den sonra da bütün Anadolu illerinde büyük sermaye ve sanayi oluştu. Bir milyar ABD doları ve üzeri sermayeye sahip holding sayısı 25ü geçti. Bunun altındaki yüzbinlerce büyük, orta ve ufak ölçekteki şirket, ve oluşan işçi sınıfı dinamik bir ekonominin taşıyıcıları oldular. Arap ülkelerinde petrol sayesinde oluşan refah, Türkiye’de toplumun çalışmasıyla zor şartlarda oluştu

    Günümüzde Türkiye’nin pek çok bölgesi sanayi toplumu olarak nitelenebilir. Türkiye sanayi toplumuna hızlı geçiş olgusunu Müslüman toplumlar arasında başarıyla gerçekleştirebilen az sayıdaki ülkeden birisidir





  3. Güneş Hoca
    Devamlı Üye
    Türkiye cumhuriyetinin tarihçesi kısa bilgi varmıydı yani özet




  4. Harbi @ kız
    Bayan Üye
    Olmazmı

    Türkiye Cumhuriyetinin Tarihi

    Türkiye Cumhuriyeti tarihi, Osmanlı İmparatorluğu'nun temelleri üzerine Atatürk ve silah arkadaşları tarafından inşa edilmiş bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurtuluş Savaşı ile başlar.

    Bu yeni rejim I. Dünya Savaşı sonrasında yenik düşen ve toprakları paylaşılan Osmanlı Devleti'nin son ordusu ve milis kuvvetlerinden oluşan Kuvayi Milliye denilen bir halk direnişinin Atatürk tarafından organize edilerek işgalci devletlere karşı konularak kurulmuştur.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri, Lozan Antlaşması'nda da yer almıştır. Buna göre, ülkesi ve ulusuyla bölünmez bir bütün oluşturan Türkiye’de yaşayan ve Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes eşit ve aynı haklara sahip Türk ulusunu oluşturmaktadır.

    Saltanatın kaldırılmasının ve Lozan Antlaşması'nın ardından TBMM'de en çok tartışılan konulardan biri olan yeni devletin niteliği sorunu Mustafa Kemal Paşa'nın 28 Ekim gecesi İsmet İnönü'yle, devletin niteliğinin cumhuriyet olduğunu saptayan bir yasa tasarısı hazırlaması ile son buldu. 29 Ekim 1923 günü;

    “ "Hakimiyet kayıtsız ve şartsız milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanır. Türkiye Devletinin hükümet şekli Cumhuriyettir" ”

    Atatürk esasına dayalı olarak Cumhuriyet ilan edildi ve yeni Türk Devleti'nin adı artık Türkiye Cumhuriyeti idi.


+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


: