+ Yorum Gönder
Atasözlerimiz ve Deyimler ve Atasözleri Forumunda Keskin sirke küpüne zarar verir atasözü açıklaması Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mineli
    Devamlı Üye

    Keskin sirke küpüne zarar verir atasözü açıklaması








    Keskin sirke küpüne zarar verir atasözü açıklaması

    Açıklaması:
    Öfkeli, sert, sinirli kimsenin zararı kendisinedir. Kendini yıprattığı, sağlığına zarar verdiği, toplum içinde saygınlığını yitirdiği gibi işlerini de bozup alt üst eder.








  2. Ziyaretçi





    nolur çabuk çok acil hadi yaaaaaaaaaaaaaaa




  3. Ziyaretçi
    ya nolur acil okula gitcem öff :(




  4. Mesport
    Moderators
    sirke ne kadar keskinse, asit oranı ne kadar fazlaysa yani, içinde bulunduğu kaba verdiği zarar o oranda çok olacaktır şahane bir analoji kurularak söylenmiş bu atalarımdan yadigar söze göre, aşırı fevri davranmak, çabuk ve fazla kızmak önce kişinin kendisine zarar verir, sonra onun etrafındakilere ve tabii dolayısıyla yine kendine döner bu zarar her halükarda zarar gören öfkeyle kalkan kişi olur sakin olmak lazım, derin nefesler almak sabır ve sükunetle hareket etmek



    Kaynak: http://www.forumacil.com/soru-lar-il...#ixzz1moOXgrde

  5. Mesport
    Moderators
    Keskin sirke küpüne zarar. Hikaye


    Bitişik bahçenin sahipleri, torunları olan, iki yaşlı ve çok huysuz insanlardı.Çocukları ve torunları bayramdan bayrama gelir, bir kaç saat durumadan hizla, peşpeşe ayrılırlardı komşu evden. Komşularımızsa bu durumdan hiç şikayetçi olmaz, onlar gider gitmez bahçeye ektikleri gözleri bigi baktıkları, hatta canlarından bile çok sevdikleri kırmızı narların, ve sapsarı olmuş iri armut ağaçlarının yanına gider tek tek acaba torunlar bir tane koparmış mı diye hepsini sayarlardı. Sonra sessizce ve huzurla şenzloklarına uzanır uzun uzun sessizce onları izlerlerdi.

    Bizim evse onlarınkinin tam aksine çoluk çocuk kalabalık olur, şen şakrak, patırtı kütürtü bol, günler su gibi ve neşeyle akıp giderdi. Çocuklar çitlerin arkasından bu yana sarkan narlara ve armutlara bakarak iç geçirir, korkudan ellerini süremezlerdi.

    Günlerden bir gün yaşlı adam öldü. Yalnız kalan yaslı kadın, geniş ve bahçeli evden ya korkmuş yada sıkılmış olacak ki, bir akşam vakti siyah arabasıyla kızı onu almaya geldi.

    Yaşlı kadının gideceğine cok sevinen çocuklara kızarak, bunun hoş bişe olmadığını söylerken, aslında yaşlı kadının gittiğine değil, boş kalacak olan meyve agaclarına ve çitin ote yanindan bu yana sarkan iri kirmizi narlara, rmutlara sevindiklerini anlayamamıştım.


    Yaşlı kadın, olanca asık yüzü ve kabarmış ak - sarı karışımı saçlarıyla bahçenin öbür tarafindan belirince, yanina dogru yürüyüp, ona 'Hoşçakal' demek istedim.

    Kadın gayet huysuz bir şekilde, beni görmüyormuş gibi yaparak cevap vermeye bile tenezül etmedi.

    Kızı eşyalarını arabalarına yerleştirirken, bende arkamı dönüp eve girmekte buldum çareyi.

    Aradan yarim saat gecmemişti ki, yaşlı kadının ciyak ciyak bağıran sesiyle irkildim.

    Küfürler ediyor, bağırıp cağırıyor, uzaktan ne dediği anlaşılmıyordu.

    Yerimden fırlayıp sokak kapısına doğru giderken, birden mutfaktaki bizim yaramazların toplanmış, kendi aralarında fısır fısır birşeler konuştuğunu gördüm. Yaşlı kadını bırakıp onlara doğru yürümeye başladım.

    Aman Allahım! ! !
    Yaslı kadının neden bu kadar öfkeli, feryat figan bağırdığı şimdi anlaşılıyordu.

    Bizim üç afacan, bahçenin öbür tarafindan sarkan narların ve armutların hepsini, yaşlı kadının gidecek olmasından fırsat bilip, o gitmeden toplayıvermişlerdi.

    Üçü birbirine pay ederken, dışardan yaşlı kadının sesi daha çok yükselmeye basladı. O an ne yapacağımı şaşırıp, cocukların ellerindeki meyveleri bir poşete doldurup panikle 'Bir an once bunlari saklamaliyim! . Eger yaslı kadın bunları burda görürse bu hepimizin sonu olabilir! ' diye dusunerek, panikle evin içinde ordan, oraya kosturmaya başladım.

    Dışarı çıkaramazdım gorurlerdi! Mutlaka, evin içinde bir yerlere saklamalıydım onlar gidene kadar.

    Mutfak olmazdı ilk bakılacak yer orasıydı.. Salon; Olmaz! cok göz önünde olurdu.. Yatak odası? Evet yatak odası olabilirdi.
    Hemen, tek kişilik yatakların birinin altına saklamayı uygun gördüm. Burası mahrem odası olduğu için kimse kolay kolay girmeye teşebbüs edemezdi.

    Üzerinide kocaman bir battaniye ile kapadım. Tam ayağa kalkacağım sırada, kapının uzun uzun ve kırılacakmış gibi yumruklandığını işittim.

    Hızla kapıya doğru gittiğimde, yaslı kadının otuz beş, kırk yaşlarında ki kızının şaşkın ve zoraki bir ifadeyle ``Şey, sanırım sizin çocuklar annemin meyvelerini koparmışlar'dedi.

    Içimden 'Ne olmuş koparmışlarsa? Mezarına mı götürecek? Ne gerek var böyle yaygaraya? ' diye gecirirken, arkasından yaslı kadın bağıra çağıra daldı evin içine.

    ``Nerde o veletler! Çabuk meyvelerimi çıkarın! Geberticem sizi! ' diye tehtitler savurarak evin içinde ordan oraya dönmeye başladı.

    Ben bile o kadar ürktüm ki! Sesimi önce çıkaramadım, daha sonradan sakinleştirmek icin yumuşak bir sesle salona buyur ettim.

    Hışımla salona giren yaşlı kadının elleri ve çenesi titreyerek 'Çıkarın meyvelerimi! ' diyerek hala bağrınıp duruyordu.

    Her zaman ayak altında dolaşan cocukların bir tanesi bile ortalıkta yoktu.

    Bende buz gibi terler dökerek, gelmemeleri ve meyveleri onların kopardıklarını söylememeleri icin, icin icin dua ediyordum.

    Olayın tahmini bile bu kadını, bu kadar canavarlaştırıyorsa, gercekten bizim çocukların kopardığını bilse kim bilir neler yaptırırdı?

    O gün çocuklar hiç görunmedi. Aşağı sokakda ki teyzelerinin yanına sığındılar korkudan.

    Ama yaşlı kadın o kadar inatçıydı ki, inatla 'Onlar gelmeden şurdan şuraya gitmem! ' diye hala haykiriyor, fal taşı gibi açılmış gözleriyle bakarken, kırış kırış olmuş titrek ellerini dizlerine, dizlerine sinirle vuruyordu.

    Bir an evimden kovup ' Gitmezseniz polis çağırırım' demek istedimsede, başaramadım.
    Çünkü polis gelse, durumu anlatsalar, sonra meveleri benim cocuklarımın kopardığı anlaşılsa (Sanki adam öldürmüşüz gibi) ne yaparim ben? ' diye düşünürken, birden yaşlı kadının umulmadık bir şekilde sakinleştiğini fark ettim.
    Sanki o kadin gitmiş, başka bir kadin gelmişti yerine.

    Bir süre sonra, yaşlı kadın kısık sesle 'Çocuklar nerdeler? Kusura bakmayın altı üstü iki tane meyve böyle olsun istemezdim. Bir anda sinir krizim tuttu işte, hadi çağırında gelsin çocuklar'dedi. Duyduklarımı kulaklarım işitmiyormuş gibi, şaşkın şaşkın yaşlı kadının yüzüne bakarken buldum kendimi.
    Bunun bir oyun olduğunu biliyordum aslinda
    Iyilikle yaklaşıp, çocukları kandırıp, onların ağzından larf almaktı asıl amacı.

    Çocukların bu gece teyzelerinde kalacağını söylediğimde `` Ah iyi o zaman Sizden birşey rica edebilirmiyim? `` dedi bana.
    Bende 'Ebette sizi dinliyorum' dedim.
    'Malum oldukca geç oldu, kızım karanlıkta araç kullanamaz! . Bizim evdeki eşyalarıda toparladık. Ne yatıcak yerimiz, nede yiyecek ekmeğimiz yok. Madem çocuklarda gelmeyeceklermiş, bu gece burda kalmamızın bir mahsur var mı? Izin verir misiniz? ``dedi.
    Bende hızlıca ``Nasıl olsa yatak odasına giremezler. Salonda ağırlarim, sabahta kalkıp giderler. Hiç değilse kötü ayrılmamış oluruz.`` diye düşünüp, misafir perverliğimide ortaya koyup, 'Tabi kalabilirsiniz' dedim.

    O gece salona hazırladım ana, kızın yataklarını.
    Bende her ihtimale karşı salon kapısına yakın bir yere serip yatağımı, iyi geceler diledikten sonra, ışığı ve kapıyı kapayıp uyudum.

    Sabah herkezden önce uyanmam gerekiyordu.
    Öylede oldu zaten.
    Ama gözlerimi araladığımda yolunda gitmeyen bişeyler vardı.
    Kapı sonuna kadar açıktı ve yaşlı kadın yatağında yoktu.
    Hızla yerimden fırlayıp hole çıktığımda yatak odasının kapısının açık olduğunu gördüm.
    Ve olanca hızıyla başım dönmeye, midemede bıçaklar saplanmaya başladı.
    Korkudan olduğum yerde titreyerek küçülmeye başladım.
    Gözlerim görmekten, ayaklarım yürümekten, kulaklarımsa duymaktan korkuyordu.
    Yaşlı kadının bana sarf edeceği sözleri ve bakişlarının hayali bile, orcıkta can vermeme yetiyordu.
    Ister istemez ayaklarımı sürüyerek, sessizce yatak odasının kapısından içeri başımı uzattım.
    ilk gördüğüm şey, karman çorman olmuş bir oda, yerleri değişmiş yataklar, bir tarafi sökülmüş perde ve çok sessiz bir ortamdı.
    Içim biraz daha rahatladı bu sessizlikten. Cesaretlenip bir adım daha attım yatak odasina. Yaşlı kadın hala ortalarda görünmüyordu.

    Merakla ve telaşla meyveleri sakladığım yere doğru yürüdüğümde ise, yerde yüzüstü yatan yaşlı kadının morarmış ayaklarını gördüm.
    Biraz daha yaklaştığımda narları ve armutları kucaklamış cansız bir şekilde yerde yatıyordu
    Yasemin Çağla

+ Yorum Gönder


keskin sirke küpüne zarar atasözünün anlamı,  keskin sirke küpüne zarar atasözünün açıklaması,  keskin sirke küpüne zarar anlamı,  keskin sirke küpüne zarar verir açıklaması