+ Yorum Gönder
Hukuk ve Kanunlarımız ve Anayasa ve Kanunlar Forumunda Anayasa, devletin temel yapısı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Anayasa, devletin temel yapısı








    Anayasa, devletin temel yapısı

    Anayasa, devletin temel yapısı hakkında bilgi



    Anayasa, devletin temel yapısını, örgütlenişini, işleyiş kuralılarını gösteren ve kişilerin haklarını güvence altına alan üstün hukuk kurallarından oluşur. Çağdaş demokratik ülkelerde, anayasalar iktidarın sınırlanması, özgürlük, eşitlik ve adalet uğruna verilen uzun mücadelelerle kazanılmış hakların, temel değerlerin ve ortak ideallerin somutlaştığı belgelerdir.
    Anaysa, ileride çıkarılacak yasaların uymak zorunda olduğu temel ilkeleri gösterir. Hiçbir yasa ya da başka bir kural anayasaya aykırı olamaz. Bu yönüyle, anayasa bir ülkenin üstün ya da temel yasasıdır.[1]
    Siyaset ve anayasa teorisinde bir gelenek anayasa kavramını Eski Yunan dönemine kadar geri götürmektedir. Bu görüşe katılan yazarlar anayasa terimini Aristo’nun politeia kavramına dayandırırlar. Bu görüş modern anayasacılığın temel fikri açısından bakıldığında pek doğru değildir. Çünkü politeia yalnızca bir siyasi toplumun kuruluş biçimiyle ilgili olup belli bir etik ve siyasal toplumu ifade eder. Bundan da anlaşıldığı gibi Aristo’da bugünki anlamda bir anayasa fikri yoktur. Çünkü anayasa herhangi bir siyasal sistemi değil, keyfi iktidarın sınırlandırılması amacıyla teşkilatlandırılmış bir siyasal toplumun çerçevesini ifade eder. [2]
    Anayasa deyimi 18.yy'dan önce Amerika Birleşik Devletleri'nde, ortaya çıkmıştır. [3]
    Modern çağın bir ürünü olarak ortaya çıkan anayasa kavramı, devlet iktidarının kurallarla sınırlanması ile siyasi iktidarın keyfi yönetiminin önlenebileceği düşüncesinden doğmuştur. Avrupa’da mutlakıyetçiliğin gerilemesi ile devlet gücünün denetlenmesini gerçekleştirebilecek teknikleri ifade etme arayışı sürerken, ilk kez Amerikalılar 1787 anayasasının hazırlık döneminde, bu teknikleri anayasa olarak adlandırmışlardır. Devletin temel organlarını, bu organların yetki ve görevlerini düzenleyen bir takım kuralları açıkça tespit edip bir araya getirerek belli bir düzen içinde yazılı bir temel yasa olarak ilk kez ortaya koyan 1787 tarihli Amerika Birleşik Devleri Anayasasının, büyük devrimin ürünü 1791 Fransız Anayasası izlemiştir. Fransızlar, önceleri anayasa kavramını kralın iktidarını sınırlayan bir belge, daha sonraları ise siyasi özgürlük anlamında kullanmışlardır.
    1920’lerden sonra tüm dünyada yayılmaya başlayan anayasa kavramı, devlet iktidarını sınırlayan, kişisel özgürlükleri güvence altına alan hukuki bir çerçevenin yanı sıra devletin örgüt yapısını da gösteren bir belge olarak anlaşılmaya başlanıştır. [4]
    “19.yy Avrupa’daki anayasacılık hareketleri hızlanmış, Fransız devriminden etkilenen Hollanda'da 1789 yılında kabul edilen anayasayı 1812 İspanyol Anayasası, 1815 ve 1848 İsviçre Anayasaları, 1830 Belçika Anayasası, 1849 Danimarka Anayasası, 1850 Prusya Anayasası, 1867 Kuzey Almanya Birliği Anayasası izlemiştir. Amerika kıtalarında ise, Meksika Anayasası 1857’de, Arjantin Anayasası 1860’da, Brezilya Anayasası 1891’de kabul edilmiştir. Osmanlı Devleti'nde 19.yy ortalarında başlayan anayasacılık hareketleri 1876 yılında yürürlüğe konan kanuni esasi ile sonuçlanmıştır”. [5]

    Kaynak:
    [1] anayasam.org
    [2] Erdoğan, M, Anayasacılık Parlamentarizm, Silahlı Kuvvetler, Siyasal Kitapevi Ankara, 1993, s.1.
    [3] Teziç, E, Anayasa Hukuku, Beta Yayınları, 1998, s.134
    [4] Erdoğan, M., Anayasal Demokrasi,Siyasal Kitabevi, Ankara,1996, s.13.
    [5] Giritli, İ, Sarmaşık J, Anayasa Hukuku Beta Yayınları, İstanbul 2001, s.4.



    Anayasa






    Anayasa, bir devletin temel kurumlarının nasıl işleyeceğini belirleyen yazılı belgelerdir. Anayasa denilen bu belgeyle ayrıca kişilerin temel hak ve özgürlükleri güvence altına alınmıştır.
    Türkiye'nin de aralarında bulunduğu çoğu ülkede anayasa, yazılı ve bütünsel bir belgedir. Bu tip ülkeler "şekli" anlamda anayasaya sahiplerdir. Oysa İngiltere'de yazılı bir anayasa yoktur. Buna ise "teamüli anayasa" denemektedir Bu ülkede temel kurumların işleyişi yüzlerce yıllık geleneklere, yasalara ve belgelere göre düzenlenir.
    Ayrıca "anayasalı devlet" ve "anayasal devlet" ayrımına gitmek gereklidir. Bu ayrımda ise şekli anlamda bir anayasası olan devlet bu belgede modern anayasanın gereklerini yerine getirmiyorsa yani devletin temel kurumlarının nasıl işleyeceği muğlak ve daha da önemlisi kişi temel hak ve özgürlükleri tam anlamıyla güvence altında değilse devlet anayasal bir devlet sayılmamakta sadece anayasa sahibi bir devlet anlamına gelen "anayasalı devlet" sıfatını almaktadır. Buna karşın ister teamüli ister şekli anayasa sahibi olsun eğer bir devlet temel hak ve özgürlükleri güvence altına almış ise bu devlet anayasal sayılmaktadır.
    Son ayrım ise "çerçeve anayasa" ile "düzenleyici anayasa" ayrımıdır.
    Eğer anayasa normlarında devletin temel yapılanması hakkında ayrıntılı bilgilere giriliyor ve düzenlemeler yapılıyorsa bu düzenleyici anayasadır.
    Anayasa normları sadece devletin temel yapılanmasıı çiziyor ve düzenlemeyi kanunlara bırakıyorsa bu ise çerçeve anayasadır


    İlk gelişmeler

    Anayasal yönetim düşüncesi ilk olarak, M.Ö. 3. yüzyılda Aristo ve öbür Yunanlı düşünürler tarafından ortaya atıldı. Bu düşünürler, az sayıdaki kişinin talip olduğu siyasal iktidarın nasıl bölüşüleceği sorusuna yanıt aramışlardı. Romalılar anayasa düşüncesini daha ileri götürdüler ve herkesin yasalar karşısında eşit olması gerektiğini ileri sürdüler . Ne var ki bütün bunlara karşın, yazılı bir anayasanın ortaya çıkması için yüzyılların geçmesi gerekti.
    Dünyadaki ilk yazılı anayasa, ancak 1789'da ABD’de hazırlandı. Bu anayasanın temel ilkeleri bugün de geçerlidir. ABD Anayasası'nı 1789 Fransız Devrimi'nin ürünü olan 1791 Fransız Anayasası izledi. Daha sonra öteki Avrupa ülkeleri de anayasalı bir düzeni benimsediler. Fransız Anayasası gibi bazı anayasalar o ülkenin tarihinin koşulları sonucunda ortaya çıkmıştır. Japon Anayasası (1947) gibi başka ülkelerin baskısıyla kabul ettirilen anayasalar da vardır.
    Günümüzdeki anayasaların çoğu yazılı ve bütünsel belgelerdir. Ne var ki bir anayasanın yazılı olması, uygulamada başarılı olabilmesi için yeterli değildir. Çünkü bir anayasanın işlerliği çeşitli etkenlere bağlıdır. Sözgelimi Latin Amerika ülkeleri ABD Anayasası'nı örnek alarak kendi anayasalarını hazırlamışlardır. Ama bu ülkelerde anayasal düzen, askeri darbelerle sık sık askıya alınmıştır. Türkiye’de 1961 Anayasası1982 Anayasası da, darbeyle işbaşına gelen askeri yönetimler tarafından hazırlanmıştır. ile bugün yürürlükte olan

    Türkiye'de anayasalar

    Türkiye'de ilk anayasa, 1876'da yürürlüğe giren Osmanlı anayasasıdır. O tarihten Osmanlı Devleti’nin sona erişine kadar anayasaya kanun-i esasi deniyordu. 1876 tarihli Kanun-i Esasi, padişahın yetkilerini kısıtlamamıştı. Yurttaşlara düşünce, toplantı ve dernek kurma özgürlüğü, bireylere dokunulmazlık hakları tanımıyordu. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra, 1909'da bu anayasada değişiklikler yapılarak padişahın yetkileri kısıtlandı. Kişisel hak ve özgürlükler tanındı, basın üzerindeki sansür kaldırıldı. Hükümet artık padişaha değil, meclise karşı sorumluydu.
    Kurtuluş Savaşı sırasında, 20 Ocak 1921'de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu adıyla yeni bir anayasa kabul edildi. Bu anayasada egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu belirtiyordu. Yasama yetkisi de Büyük Millet Meclisi’ne bırakılmıştı. Cumhuriyet’in ilanından sonra daha kapsamlı bir anayasaya gereksinim duyuldu. 20 Nisan 1924'te bu amaçla, gene Teşkilat-ı Esasiye Kanunu adını taşıyan yeni bir anayasaya hazırlandı. 1924 Anayasası’yla yasama ve yürütme yetkileri Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bırakıldı. Meclis yasama yetkisini kendisi, yürütme yetkisini de cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu eliyle kullanıyordu. Cumhurbaşkanının onayıyla göreve başlayan bakanlar kurulu meclise karşı sorumlu sayılmıştı. Kurtuluş Savaşı1960'tan sonra hukuk sisteminde kullanılmaya başladı. döneminden başlayarak anayasa sözcüğü karşılığında teşkilat-ı esasiye kanunu kullanıldı. Anayasa sözcüğü ise,
    27 Mayıs 1960’taki askeri darbeden sonra yeni bir anayasa hazırlandı. 1961 Anayasası olarak bilinen bu anayasa, halkoylamasıyla yürürlüğe girdi. Bu anayasada egemenliğin ulusa ait olduğu ve ancak yetkili organlarca kullanılabileceği ilkesi benimsendi. Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına dayalı, milli, demokratik ve laik bir sosyal hukuk devleti olarak tanımlandı. Bu anayasayla iki meclisli bir parlamento öngörülmüştü: Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu. Bütün üyelerinin seçimle belirlendiği Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosu'ndan daha fazla yetkilerle donatılmıştı. Bu anayasayla yargı organlarının bağımsızlığı, kişi hak ve özgürlükleri ile sosyal hakların güvence altına alındı. Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yüksek Hakimler Kurulu gibi yeni kurumlar oluşturuldu.
    12 Eylül 1980'deki askeri darbeden sonra Milli Güvenlik Konseyi ile Danışma Meclisi (Kurucu Meclis) yeni bir anayasa hazırladı. Bu anayasa 7 Kasım 1982'de yapılan halkoylamasıyla kabul edilerek yürürlüğe girdi. 1982 Anayasası, bazı hak ve özgürlüklere önemli sınırlamalar getirmiş, Anayasa Mahkemesi'nin ve Danıştay'ın denetim yetkilerini azaltmıştır. Son yıllarda, özellikle Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinin bir gereği olarak, 1982 Anayasası’nda hak ve özgürlükleri genişletici bir dizi değişiklik gerçekleştirilmiştir.
    1982 ile 1961 anayasaları arasında temel bir bakış açısı farkı olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. 61 anayasasında Milli Birlik Komitesi'nin daha geri planda olduğu ve aslında anayasa üzerinde söz hakkının Temsilciler Meclisi'nde olduğu bir sistem izlemiş bunun sonucunda da bu güne kadar Türkiye için çıkarılmış en özgürlükçü anayasa oluşmuştur.
    Fakat 1982 MGK ile durum tersine dönmüştür. Bunun en temel nedeni meclislerin çalışamaması olarak daha güzel bir söylemle 61 anayasının getirdiği ince eleyen sık dokuyan sistemin tıkanması olarak gösterilebilir. Yürütmenin üzerinde büyük bir güç haline gelmiş olan yargı organları onun her işine müdehale edebiliyor bu sırada meclis kısır döngüler arasında dönüp dolaşıyordu. Askerler bu durumda bir "Danışma Meclisi" kurmuş fakat bu meclisin sesi cılız olmaktan öteye gidememiştir.
    2001 değişikleri ile anayasaya yeni açılımlar getirilmesine rağmen bazı alanlarda hala çok büyük boşlukların olduğu görülmekte ve bazı maddelerin doktrinde açıklanması büyük teknik sorunlar ortaya koymaktadır.








  2. Acil

    Anayasa, devletin temel yapısı isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder